Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/6219 E. 2023/7260 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6219
- Karar No
- 2023/7260
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2020/16 E., 2022/47 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tarım bağ-kur sigortalılığının tespiti ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; 01.01.1998-31.08.2015 tarihleri arasında ihtilafsız 62 günlük SSK hizmetiyle çakışmayan sürelerde 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun ve 02.09.2015 tarihli istemi nedeniyle 01.10.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir.
II. CEVAP Davalı Kurum vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2017 tarih, 2016/55 Esas ve 2017/151 Karar sayılı ilamı ile davacının davasının kısmen kabulü ile davacının 01.01.1998-31.12.2000 ve 01.07.2008-01.06.2011 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında tarım bağkur sigortalı olduğunun tespitine, fazlaya dair talebin reddine, yaşlılık aylığına hak kazındığına ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 13.06.2017 tarihli ve 2017/1036 Esas ve 2017/1055 Karar sayılı kararı ile; “davacı vekilinin ve davalı Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 16.10.2019 tarihli ve 2017/4697 Esas ve 2019/7495 Karar sayılı ilamı ile, "1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için Mahkemece;
1.1- Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,
1.2- Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,
1.3- Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,
1.4- 25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanun'un 19 uncu maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun "Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi" başlıklı 52, "Zirai kazançta vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanunu'nun "Vergi kesenlerin sorumluluğu" başlıklı 11. maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere "Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94/11 inci maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.
1.5- Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,
1.6- Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu'nun 22 inci maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
2. Ayrıca 2926 sayılı Kanun'un 6 ıncı maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, HGK'nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.
3. Somut olaya dönüldüğünde, mahkemece (A) ve (B) ibareli bentlerdeki araştırma yapıldıktan sonra faaliyete uzun süre ara verildiğinin anlaşılması durumunda, yeniden tescil için prim ödeme veya tevkifat kesintisinin gerekli olduğunun gözetilmesi gerektiği, diğer durumda ise yukarıda belirtilen ayrıntılı araştırmanın yapılarak varılacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir" denilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda yapılan araştırma ve değerlendirme neticesinde;
"1. Mahkememizce Yargıtay bozma ilamı uyarınca, 1999 ve 2000 yılları müstahsil makbuzlarının aidiyeti ile 2008-2012 yılları arası dönem tevkifata dayanak belgeler yönünden gerekli irdeleme ve inceleme yapılmış, tanık anlatımlarından davacının yaklaşık 5 yıl öncesine kadar tarım ve hayvancılık faaliyetlerini birlikte yürüttüğü, davacı hesabına 2006,2007 2009 ve 2010 yıllarında ÇKS ödemesi yapıldığı, 2001-2017 yılları arası dönemde hayvan varlığının bulunduğu, 2000 yıllı tevkifata geriye dönük hizmet talebine istinaden 22.05.2020 tarihi olarak 161.250 TL tevkifat yüklemesi yapıldığı, davacının 31.12.1997, 28.02.1999, 30.04.2000 ve Eylül 2009, tarihlerinde bağ-kur tevkifat makbuzları bulunduğu, 25.09.2006 tarihinden itibaren ziraat odasına kayıtlı olduğu, 01.01.1998 tarihi itibari ile 2926 sayılı yasa kapsamında tescilinin yapıldığı, 5 yıldan fazla prim borcu bulunduğu gerekçesi ile aynı tarih itibari ile terk verildiği, sigortalığının 01.05.2008 tarihinde tekrar başlatıldığı, davacının durdurulan hizmet süresi ile ilgili olarak ihya talebinde bulunduğu, 01.01.1998-30.04.2008 tarihleri arası 3719 gün süreyi ihya kapsamında borçlandığı ve prim borcunu ödediği, davacının 23.02.2012 tarihi itibari ile SSK sigortalılığı nedeni ile bağ-kur hizmetinin durdurulduğu, davacının 506 sayılı yasa kapsamında 01.06.1987-31.10.1995 tarihleri arasında 292 gün, 01.03.2015-30.04.2015 arası 60 gün olmak üzere toplam 352 gün hizmetinin bulunduğu, davacının 12.08.2015 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, prim borcunun ödendiği, 04.08.2015 tarihi itibari ile düzenlenmiş hesap ekstresinde 01.01.1998-31.12.1998, 02.06.2011-04.11.2014, 07.11.2014-28.02.2015, 30.04.2015 terk ve 01.05.2015 devam şeklinde olduğu, kurumca davacının tevkifatın kesildiği tarihte kamu kurum ve kuruluşlarda kaydının olması gerektiği, ancak tevkifatın kesildiği tarihten önce veya tevkifat tarihinde kayıt olmadığı, ziraat odası kaydının kuruma 02.06.2011 tarihinde ulaştığı, bu nedenle 31.12.1998 de sigortalılığının durdurulduğu, 02.06.2011 tarihinde yeniden başlatıldığı ve 5400 prim gün sayısı bulunmadığından tahsis talebinin ret edildiği belirlenmiş, Ekici Süt ürünleri şirketinden 30.06.2008 tarihinden 30.09.2012 tarihine kadar prim kesintisi yapıldığı, TMO'dan 2009 Eylül 2011 Eylül aylarında sattığı ürünlerden prim kesintisi yapıldığı, 2006-2011 yılları arasında çiftçi kayıt sisteminde kaydı bulunduğu, doğrudan gelir desteği aldığı, adına kayıtlı bir parça taşınmazı bulunduğu, kolluk araştırmasına göre çiftçilik ile geçimini sağladığı, davacının 1997-1999 ve 2000 yıllarında 2008 ve 2012 yıllarında arasında sattığı ürünlerinde prim tevkifatı yapıldığı, 01.01.1998 tarihinden itibaren 2926 sayılı yasa kapsamında sigortalılığının başlatıldığı, 1998 yılında tevkifat bulunmamakta ise de 2 yıla kadar tevkifat kesintisi olmamasının tarım bağ-kur sigortalısı sayılmamayı gerektirmediği, tevkifatın bulunduğu, Hüyük İlçesi Budak Köyü nüfusuna kayıtlı 22.07.1976 tarihli davacı harici ... adlı başkaca bir kişinin daha bulunduğu, kişinin hizmet cetvelinin incelemesinde tarım bağ-kur sigortalılığının bulunmadığı gözetilerek davacının 1999 ve 2000 yıllarında tarım bağkur sigortalısı sayılması gerektiği buna göre 01/01/1998-31/12/2000 ve 01/07/2008 tarihinden SSK hizmetinin bulunduğu 01.03.2015-30.04.2015 arası hariç dava tarihine kadar davacının tarım bağ-kur sigortalısı olduğu kabul edilmiş, tahsis talep tarihi itibari ile 5400 gün şartı yerine getirilmediğinden aylık bağlama tahsis koşulları bulunmadığından yaşlılık aylığı bağlanmasına yönelik talebin reddi ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur " gerekçesine dayalı olarak
"2.Davacının davasının kısmen kabulü ile, davacının 01.01.1998-31.12.2000 ve 01.07.2008-01.06.2011 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında tarım bağkur sigortalı olduğunun tespitine, fazlaya dair talebin reddine, yaşlılık aylığına ilişkin talebin reddine, " şeklinde karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; haşhaş kapsüllerinin Toprak Mahsulleri Ofisine teslimi nedeniyle davacıdan Bağ- Kur prim kesintisi yapıldığını, primlerin davalı Kuruma intikal ettiğini, ayrıca 30.06.2008 tarihinden 30.09.2012 tarihine kadar da süt teslimlerinden Bağ- Kur prim stopajı yapıldığını, hüküm kurulurken bu olguların hiç birisinin dikkate alınmadığını, bozma sonrası dinlenilen tanık beyanlarının davacının tarımsal faaliyetine dayalı olarak geçimini sağladığını teyit ettiğini, davacının ihya döneminin de resmi kayıtlar ile doğrulandığını, buna göre de ihtilaf konusu dönemde tarım bağ-kur sigortalısı olması gereken davacının yaşlılık aylığına hak kazandığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; müvekkil Kurum işlemi usul ve yasaya uygun olduğundan, gerekçeli kararda belirtilen tarihlerde davacı taraf sigortalı olmadığından ve yaşlılık aylığına hak kazanmadığından kararın müvekkil kurum aleyhine olan kısmının bozulması gerektiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığın tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun'un 2, 3, 6, 9 ve 10 uncu maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı ve davalı Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.