Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/6092 E. 2024/1539 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6092
Karar No
2024/1539
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1626 E., 2023/306 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/375 E., 2021/262 K. Taraflar arasındaki 3201 sayılı Kanun Kapsamında borçlanılarak elde dilen hizmetlerin geçtiği ilgili yıllara mal edilmesi suretiyle yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespit edilmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 3201 sayılı Kanun kapsamında yurtdışı hizmet sürelerini borçlanmak amacıyla Kuruma 5400 prim günü borçlanma başvurusunda bulunduğunu, kurum tarafından tahakkuk ettirilen borçlanma bedelini ödeyerek aylık bağlanmaya hak kazandığını, 19/08/2019 tahsis talep başvurusuna istinaden bağlanan yaşlılık aylığının olması gerekenden az olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkiline bağlanmış olan yaşlılık aylığının yükseltilmesine, ödenmeyen ve eksik ödenen aylıkların yasal faizi ile ödenmesine karar verilesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacı hakkında kendisince yapılan işlemlerin yasaya ve hukuka uygun olduğunu, davacının aylığında eksik hesaplanmış bir miktar olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 5400 gün yurtdışı hizmet borçlanması için davalı idareye başvurduğu, davalı idare tarafından 29.12.2003-28.12.2018 tarihleri arasında 5400 günü kapsayan (116.910,00 TL) borç tahakkuk cetveli düzenlediği, davacının tahakkuk cetvelinde belirtilen tutarı ödediği ve talebi üzerine davacıya aylık bağlandığı, davacıya hitaben yazılan 10.03.2020 tarihli yazı ile birikmiş aylık ve ek ödeme tutarının bankaya müracaatı halinde ödeneceğinin belirtildiği, davacı vekilinin 05.06.2020 tarihli dilekçesi ile aylık ve ek ödeme tutarının davacıya ödenmediği, ayrıca 2000 yılı öncesi yıllara ait aylık bağlama oranlarına göre yaşlılık aylığının da olması gerekenden az olduğu ileri sürülerek aylıktaki hatanın düzeltilmesinin ve farkın faizi ile ödenmesinin ayrıca birikmiş aylık ödemesinin gerçekleştirilmesinin talep edildiği, davalı idarenin başvuruya verdiği 11.06.2020 cevapta aylık bağlama işleminde hata bulunmadığının belirtildiği, bunun üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı idarenin gönderdiği işlem dosyası incelendiğinde yaşlılık aylığı bağlama evrakında davacının 1985 yılındaki 165 günlük çalışması ile borçlandığı sürelerinin yer aldığı görülmektedir. Davalı idarenin mahkememize göndermiş olduğu 09.02.2021 tarihli yazıdan birikmiş aylık ve ek ödeme ile ilgili toplam 8.154,67 TL'nın banka aracılığı ile ödendiği anlaşılmakta olup, davacının birikmiş aylıklar yönünden davalı idareden alacağı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde davacının 1991 yılında Almanya'da çalıştığı belirtilmiş ise de, 1991 yılından ileri gidilmek suretiyle sürelerin belirlenmesine yasal olanak bulunmadığı, davacının borçlanma başvurusu üzerine davalı idare tarafından belirlenen sürelerin yukarıda yer verilen yasal düzenlemeye aykırı bir yönü bulunmadığı açık olup, 2000 yılı öncesi aylık bağlama oranlarına göre davacıya bağlanan aylığın düşük olduğu ve aylığın düzeltilerek aradaki farkın faizi ile ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine dönük işlemde yasal isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili, borçlanılan dönemin sigortalı lehine belirlenmesi ve sigortalının talibine göre ilgili aylara mal edilmesi gerektiğini, davalı kurumca bu yönde davacıya bilgilendirme yapılmadığı için sigortalının lehine olacak şekilde aylığın belirlenmesinin sosyal güvenlik ilkelerine uygun düşeceğini aksi yöndeki mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu , belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun oy birliği ile esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, mahkemece esas alınan raporun eksik araştırma ve irdelemeye dayalı olduğunu, çelişki içerdiğini belirterek, davanın reddine dair verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı hakkında yurt dışı borçlanması ile elde edilen hizmetlerin aylık bağlama ve tahsis işlemleri sırasında hangi esaslara göre mal edilerek yaşlılık aylığının hesaplanacağına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi ile 506 Sayılı Kanun'un geçici 82 nci maddeleri ile birlikte 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıdaki yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/6092, K. 2024/1539, T. 20.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-6092-e-2024-1539-k-563b070f886d