Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/11798 E. 2023/9137 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/11798
- Karar No
- 2023/9137
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/768 E., 2022/1061 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/274 E., 2020/378 K. Taraflar arasında Bölge Adliye Mahkemesinde görülen eksik hesaplanarak ödendiği iddiası ile yaşlılık aylığı miktarının yeniden belirlenmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacının istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 1985 - 2006 yılları arasında İsviçre'de çalıştığını, toplam hizmetinin 11.085 gün olduğunu, 01.03.2018 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığını, 2000 yılından önce 15 yıllık hizmeti bulunduğunu, bu dönemde 7,5 kat uygulanmasına rağmen bu durumun göz ardı edildiğini, 4447 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi ile 506 sayılı Kanun'a eklenen geçici 82 nci maddesi ile 01.01.2000 tarihinden önce çalışmaya başlayıp bu tarihten sonra da çalışmaya devam edenler için karma sistemin uygulandığını, aylık bağlanırken bu hükmün uygulanmadığını, ağırlıklı olarak 2000 yılı sonrasındaki çalışmaların yaşlılık aylığı hesaplanırken esas alındığını, davacının hizmetinden az hizmeti olan 36000 gün hizmeti bulunan kişilerin 2.000,00 TL ye yakın aylık alırken müvekkiline 1.569,70 TL, aylık 62,77 TL ek ödeme ödendiğini, bu nedenle bağlanan aylığın yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili özetle, davada, dava şartı bulunmadığı için reddedilmesi gerektiğini, davanın haksız ve yersiz açıldığını, başvurusu üzerine kendisine emekli aylığı bağlandığını, halen aylık almakta olduğunu, bu aylıkta bir yanlışlık olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini bildirmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi bozma öncesi verdiği kararı ile 506 sayılı Kanun'un geçici 82 nci maddesi ile 2000 tarihinden önce çalışmaya başlayıp bu tarih sonrasında da devam edenler için eski ve yeni sitemin birleşiminden oluşan karma sisteme göre aylık bağlanacağının hükme bağlanmış, söz konusu madde gereği 2000 yılından önce başlayan ve 01.01.2000 tarihinden sonra tahsis talebinde bulunanların aylıkları 2000 yılı öncesi yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca 01.01.2000-30.09.2008 tarihleri arasındaki süreye ait aylığın her takvim yılındaki prime esas kazanç kazancının tahsis talep tarihine kadar güncellenmek suretiyle hesaplanan ortalama yıllık kazancının aylık bağlama oranı ile çarpılmak sureti ile 01.10.2008 tarihiden sonraki hizmetlere ait emekli aylığının hesabının takvim yılındaki prime esas kazancının tahsis esas tarihine kadar günceleme kat sayısı ile hesaplanması gerektiğini ve bu doğrultudaki bilirkişi Yıldırım Akpınar yaptırılan hesaplamada dikkate alınarak davacının aylıklarının 1.567,58TL olarak belirlendiği için davanın reddine dair karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesi ile kendisi hakkında verilen kararın hatalı olduğunu Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin bozma öncesi verdiği kararı ile eldeki davada verilen karar, davacı vekiline 22.07.2020 tarihinde tebliğ edilmiş, buna göre iki haftalık istinaf kanun yoluna başvuru süresi 05.08.2020 günü sona ermesine rağmen, davacı vekili tarafından istinaf başvuru dilekçesinin yasal süreden sonra 31.08.2020 tarihinde verildiği anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun duruşma açılmadan HMK'nın 352 nci maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya konu kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin, bozma ilamı ile hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalardan veya taraflardan birinin talebi üzerine Mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işlerden olmaması sebebiyle adli tatile tabi olan eldeki davada; hükmün davacı vekiline 22.07.2020 gününde tebliğ edilmesi, istinaf süresinin bitim tarihinin adli tatil süresi içerisinde kalması ve istinaf dilekçesinin 31.08.2020 tarihinde verilmesi karşısında, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 103 ve 104 üncü maddeleri dikkate alındığında, davacı vekilinin başvurusu süresinde olup istinaf kanun yolu denetimi yapılması" gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur. B.Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı verilen kararı ile dosyada hükme esas alınan 18.04.2019 tarihli kök rapor ve 03.02.2000 tarihli ek rapor söz konusu kıstaslar doğrultusunda hazırlanmış olup, söz konusu rapor ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Kurum tarafından yapılan aylık bağlama işleminde herhangi bir hatanın bulunmadığı ve davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, kendisi hakkında bağlanan aylığın hatalı olduğunu buna göre yeniden hesaplama yapılması ile miktarın belirlenmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı Kurumca bağlanan ve ödenen yaşlılık aylığında hesaplama hatası ile eksik ödemenin olup olmadığı hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 2 nci maddesi hükümleri ile 506 sayılı Kanun'un geçici 82 nci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Dava, eksik ödendiği iddiasıyla yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespiti ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir. 2.3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışındaki çalışmalarını borçlanarak yaşlılık aylığı tahsisi talebinde bulunan davacı yönünden, anılan Kanunda yaşlılık aylığının hesaplanması yöntemi ile ilgili bir düzenleme bulunmaması nedeniyle, yaşlılık aylığının hesaplanması, borçlanılan Kurum sigortalıları için geçerli olan hükümlere tabi olup bu haliyle tahsis talep tarihi itibariyle, davanın yasal dayanağı, öngörülen istisnaları dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un geçici 2 nci maddesi ve bu maddenin yollaması ile anılan Kanun'un 29 ve 506 sayılı Kanun'un 61 ve geçici 82 nci maddeleri ile 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesidir. 3.506 sayılı Kanun'un 61 inci maddesine göre, yaşlılık aylıklarının hesabında 31.12.1999 tarihine kadar katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanmakta iken, 4447 sayılı Kanun ile anılan maddede değişiklik yapılması sonucu, 01.01.2000 tarihinden itibaren katsayı esasına dayalı gösterge sistemi yürürlükten kaldırılmış, sigortalının her takvim yılına ait prime esas kazancı, kazancın ait olduğu takvim yılından itibaren aylık talep tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hâsıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak bulunan yıllık kazançlar toplamının, toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama günlük kazancın 360 katı, aylığın hesaplanmasına esas ortalama yıllık kazancı oluşturması esası getirilmiştir. Ancak bu sistem, 01.01.2000 tarihinden sonra sigortalı olarak çalışmaya başlayıp, emekli olanlara uygulanacağından, 506 sayılı Kanun'a 4447 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi ile eklenen geçici 82 nci maddesi ile, 01.01.2000 tarihinden önce çalışmaya başlayıp, bu tarih sonrası da çalışmaya devam edenler için, eski ve yeni sistemin birleşiminden oluşan karma sisteme göre aylık bağlanacağı hükme bağlanmıştır. 4.506 sayılı Kanun'un geçici 82/a bendi, “a) Sigortalının bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihe kadar prim ödeme sürelerine ait aylığı aşağıdaki şekilde belirlenir. 5.Sigortalının aylık talep tarihine kadarki toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihi itibariyle ve bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önceki hükümlere göre hesaplanacak aylığının sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadarki prim ödeme gün sayısı ile orantılı bölümü, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren aylık başlangıç tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak hesaplanır. 6.Hesaplanan yaşlılık aylığı, aylık bağlanması için yazılı başvurunun yapıldığı yılın Ocak ayı ile aylığın başladığı takvim yılının başlangıç tarihi arasında geçen her ay için Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranları kadar artırılır.” hükmünü getirmiş, 4447 sayılı Kanun ile mülga 506 sayılı Kanun'un 2422 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile değişik 61 inci maddesinin birinci fıkrasının A bendinin a alt bendinde 5000 günden fazla primi ödenen her 240 gün için %60 oranına ilave olarak 1’er puan arttırılarak yaşlılık, malûllük ve ölüm aylığı oranının tespit edileceği hüküm altına alınmış, ek 20 nci maddede de “Bu Kanuna göre gelir ve aylıkların hesaplanmasında katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanır. 7.Göstergeler, derece ve kademeler halinde, gösterge ve üst gösterge tablolarında belirtilir.506 sayılı Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıkların hesaplanmasında 657 sayılı Kanuna tabi Devlet memurlarının aylıklarına uygulanan katsayı uygulanır. 8.Bu Kanun gereğince alınacak prim ve verilecek ödenekler ile bağlanacak gelir ve aylıkların hesaplanmasına esas gösterge ve üst gösterge tabloları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca tesbit edilir.” hükmüne yer verilmiştir. 9.Bu çerçevede, 01.01.2000 öncesi ve sonrasında fiili çalışmaları bulunan sigortalı yönünden aylık hesabı yapılırken öncelikle, yurtdışı hizmet borçlanması yapmak suretiyle kazanılan hizmetlerde prime esas kazançların belirlenmesi için, “borçlanılan döviz kuru x günlük borçlanılan döviz miktarı x 100:20 x 30” formülü ile borçlanma karşılığı elde edilen prime esas kazanç belirlenerek, en son borçlanma tutarının ödendiği tarihteki prime esas asgari kazanca oranlanarak, söz konusu oran borçlanma tahakkukuna göre belirlenen dönemin asgari prime esas kazancı ile çarpılarak bulunan tutar, ilgili ayın prime esas kazancı kabul edilecektir. Ancak hesaplanan prime esas kazanç hiçbir suretle o ayın prime esas asgari kazancının altına inmeyeceği gibi azami kazancını da geçemeyecektir. 10. Bu çerçevede prime esas kazançlar belirlendikten sonra 2000 yılı öncesi aylığı için, 2000 yılından önceki primi ödenmiş son 10 yıllık kazancı alınarak bu yılların ortalama kazancının karşılığının üst gösterge tablosunda 2000 ve daha sonraki yıllarda tahsis talebinde bulunan sigortalılar ve özel sektör için hazırlanan üst gösterge tespit tablosunda ortalama yıllık kazanca eşit ya da en yakın sayının karşılığı belirlenecek, 10 yıla bölünerek bulunan ortalama kazancın karşılığının üst gösterge tablosunda bulunmaması halinde bu defa sigortalının 2000 yılından önceki 5 yıllık kazancı alınarak özel sektör için hazırlanan 2000 yılı gösterge tespit tablosundan gösterge tespiti yapılacaktır. Sonrasında bulunan gösterge x katsayı x aylık bağlama oranı formülü ile 2000 yılı öncesi aylığı belirlenerek, 506 sayılı Kanun'un 4447 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 96 ncı maddesinin, “Bu Kanuna göre Malüllük ve Yaşlılık sigortalarından bağlanacak aylıklar ile ölüm sigortasından hak sahibi kimselere bağlanacak aylıkların hesabına esas tutulan aylığın alt sınırı, gösterge tablosundaki en düşük göstergenin katsayı ile çarpımının %70'den az olamaz” hükmü gereği, alt sınır aylığının: 9475 x 12000 x %70 = 79.590.000 TL (yeni 79,59 TL) olduğu gözetilerek, bulunan aylık miktarı 79,59 TL'den az ise öncelikle bu miktara yükseltilecek ve 2000 öncesi hizmetine oranlanarak kısmi yaşlılık aylığı belirlenerek, Türkiye İstatistik Kurumundan, celp edilecek tüketici fiyat endeksi artış oranı ile gelişme hızı oranları (ait oldukları yıllarda geçerli olan yönteme göre hesaplanan ve ait oldukları yılların akabinde yayınlanan) nazara alınarak, bulunan aylık 1999/Aralık ayı TÜFE ve Gelişme Hızı ile 2000 yılına taşınacak ve tahsis talep tarihinin Ocak ayına kadar her yıl TÜFE ve Gelişme Hızı ile çarpılmak suretiyle güncellenecektir. Yine 1999 Aralık ayında hesaplanan tam aylığı da Ocak ayına kadar TÜFE ile güncellenecektir. 11.Davacının 01.01.2000 sonrası hizmeti ise 506 sayılı Kanun'un Geçici 82 nci maddesinin (b) bendine göre hesap edilir. Anılan bentte, “b) Sigortalının bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonraki prim ödeme sürelerine ait aylığı ise, sigortalının aylık talep tarihine kadar toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden bu Kanunun 61'inci maddesi hükümlerine göre hesaplanacak aylığının, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonraki prim ödeme gün sayısına orantılı bölümü kadardır.”hükmü getirilmiştir. 12.4447 sayılı Kanun ile değişik 506 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi hükmüne göre, yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde 2000 ve sonrası her takvim yılına ait prime esas kazancı, tahsis talep tarihine kadar TÜFE ve Gelişme Hızı ile güncellenecektir. Ayrı ayrı güncellenen toplam miktarın ortalaması (OYK=Ortalama Yıllık Kazanç) toplam gün sayısı üzerinden tespit edilen aylık bağlama oranı çarpımının 12'de biri üzerinden (OYK X ABO/12) üzerinden bulunan tutar, 2000 sonrası gün sayısına orantılı bölümü alınarak yeni kısmi aylık hesap edilecektir. 13.Güncellenen kazançlar toplamı 2000 sonrası gün sayısına bölünerek günlük ve daha sonra yıllık kazanç bulunur. Aylık bağlama oranı, 4447 sayılı Kanun'la getirilen düzenlemeye göre, sigortalının tahsis talep tarihi itibariyle tespit edilen toplam prim ödeme gün sayısının ilk 3600 gününün her 360 günü için %3.5, sonraki 5400 günün her 360 günü için %2 ve daha sonraki her 360 gün için %1.5 oranlarının toplamı alınarak bulunmaktadır. Buna göre tahsis talep tarihi itibarıyla tam aylığı belirlendikten sonra 4447 sayılı Kanun ile değiştirilen 96 ncı maddede belirtilen alt sınır kontrolü yapılacak, her iki aylık mukayese edilerek yüksek olan aylık belirlenerek hesaplamaya devam edilecektir. 4447 sayılı Kanun ile değişik 96 ncı maddeye göre alt sınır ise, tahsis talep tarihi Ocak ayında geçerli günlük asgari kazancın 30 katının %35'inden az olamaz. Alt sınır kontrolü yapıldıktan sonra, kısmi aylık miktarı hesap edilerek her iki kısmi aylık toplanacak ve bulunan bu aylık iki miktar ile mukayese edilecektir. A-İki kısmi aylığın toplamı, öncelikle sigortalının 1999 yılı tam aylığının tahsis talep yılı Ocak ayına kadar TÜFE rakamı ile güncellenerek bulunan aylığından daha az olamayacaktır. B-Diğer bir mukayese ise, bulunan aylık, 506 sayılı Kanun'un geçici 89 uncu maddesine göre 4447 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 96 ncı maddeye göre hesaplanıp, bu tarihten sonra gelir ve aylıklarda yapılan artışların eklenmesi sonucunda tahsis talep tarihine kadar getirilen miktarın altında olamaz. 14.Bu açıklamalar ışığında tahsis talebinde bulunulan yılın Ocak ayı itibariyle bulunacak yaşlılık aylığı miktarı, ilgili artış yasalarıyla (5073, 5282, 5454, 5565 sayılı Kanunlar gibi) gösterilen artış oranları uygulanarak, yaşlılık aylığı talep tarihi itibarıyla, sigortalıya bağlanacak yaşlılık aylığı belirlenmelidir. 15.Diğer taraftan, davacının aylık miktarının belirlenmesine ilişkin talebi yönünden borçlanma tahakkuklarını ödemelerini yaptığı tarih itibari ile aylık hesabına esas alınan prime esas kazanç tutarlarının; “Borçlanma Miktarının Tespiti İçin Seçilen Günlük Prime Esas Kazanç/Borcun Ödendiği Tarihteki Günlük Prime Esas Kazancın Alt Sınırı” formülü ile elde edilecek oran, borçlanma tahakkuku ve Kanun'un 5 inci maddesi hükümlerine uygun şekilde çalışmaların mal edildiği ayın asgari prime esas kazancı ile çarpılarak bulunan tutar, ilgili ayın prime esas kazancı kabul edilecektir.Bu şekilde tespit edilen prime esas kazancın hiçbir suretle o ayın prime esas asgari kazancının altına inemeyeceği gibi azami kazancını da geçemeyeceği hususu da dikkate alınmalıdır. 16.Eldeki davada ise, davacı hakkında davalı Kurumca esas alınan kur oranları ile prime esas kazanç tespitleri ve alt sınır kontrollerinin tam olarak belirlenmediği anlaşılan rapora dayalı olarak karar verildiği belirgin olup, öncelikle, davalı Kurumdan davacının aylığının hesabına esas verilerin, aylık hesap tablosunun ve yurtdışı borçlanmalarında prime esas kazanç hakkında esas alınan oran ile beraber aylıkta esas alınan prime esas kazançların dosya arasına getirtilerek, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda alanında uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden aylık hesabı ve alt sınır irdelemesi yapan, denetime elverişli rapor alınıp irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 17.Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun istikrar kazanmış görüşüne göre maddi hata kazanılmış hak oluşturmaz. (Yargıtay HGK 17.012007 gün 2007/9-13 E.,2007/17 K. ve Yargıtay HGK 25.06.2008 gün 2008/11-448 E., 2008/454 K.). Ayrıca belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 gün ve 1957 /13 Esas, 1959 Karar ve 09.05.1960 gün 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtay'ca maddi hata sonucunda verilen bir karara mahkemece uyulsa dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz. 18.Mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda alanında uzman bilirkişi yada bilirkişi heyetinden aylık hesabı yönünden denetime elverişli rapor alınıp irdelenerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yasal mevzuata aykırı şekilde düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2-Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.