Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/5794 E. 2023/6183 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5794
Karar No
2023/6183
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2366 E., 2022/1460 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/354 E., 2021/120 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti ile birlikte prime esas kazancın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde aylık net 5.000,00 TL maaşla 04.11.2014-01.06.2017 tarihleri arasında fasılasız olarak çalıştığının tespiti ile davalı işverence Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen sürelerle birleştirilmesine karar verilmesini, vekalet ücretinin ve yargılama giderinin davalı şirket üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı şirket yetkilisi, şirketin davacıyı SGK kayıtlarındaki tarihler arasında formen olarak çalıştırdığını, bunun dışında herhangi bir iş ilişkisinde bulunmadığını, maaşının da yaptığı işe göre akdedildiği üzere yatırıldığını, iddia ettiği maaş miktarının, hayatın olağan akışına aykırı, gerçeklerden uzak bir meblağ olduğunu, davacı işçinin kendisini "işletme müdürü" olarak tanıttığını, sunulan belgelerin şirketi bağlayıcılığı olmadığını, tek taraflı olarak düzenlendiğini, davacı işçinin istifa ederek işten ayrıldığını, şirketin durumu 20.06.2015 tarihinde SGK' ya bildirdiğini, sigorta çıkışının yapıldığını savunup davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı kurum vekili, kurum kayıtlarında davacının davalı işyerinde 04.11.2014-20.06.2015 tarihleri arasında çalışmalarına rastlandığını, bunun dışında davalı işyerinde herhangi bir çalışmasının tespit edilemediğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini savunup davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…-Davanın kısmen kabulü ile davacının davalı iş yerinde, 21.06.2015-30.06.2015 döneminde aylık 2.102,63 tl 01.07.2015-31.12.2015 döneminde aylık 2.228,63 tl 01.01.2016-31.12.2016 döneminde aylık 2.882,25 tl 01.01.2017-01.06.2017 döneminde aylık 3.110,63 tl brüt ücretle çalıştığının tespitine fazlaya ilişkin talebin reddine, …” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri Davalı şirket vekili, mahkemenin tanık ifadelerine dayanması ve buna göre davacının 20.06.2015 tarihinden sonra da iş yerinde çalıştığının kabul edilmesinin tamamen hatalı olduğunu, tanık ifadelerinden davacının belirttiğimiz tarihten sonra çalıştığını gösterir bir beyan bulunmadığını, muteber belge var iken tanık beyanlarına itibar edilmediğinden ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı kurum vekili, davacının tespitini talep ettiği süreler nazara alındığında davanın kanunda belirtilen süre içerisinde açılmadığı görülmekle öncelikle iş bu davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, çalışma konusu işin niteliğini, süreklilik gösterip göstermediğini, hizmetin başlangıç ve sona erme tarihleri ile alınan ücretler konusundaki tanık ifadelerinin inandırıcılığının yerinde olmadığını, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket işçilerine verilen izin, yemek ve fazla çalışma ücreti ödeme belgeleri, iş makinesi kiralaması ile ilgili faturalar, servis formları, hesap fişi gibi yazılı belgelere göre davacının 20.06.2015 tarihinden itibaren de çalışmaya devam ettiği, dinlenen tanık beyanlarında davacının çalışmasının 2017 yılı Haziran ayına kadar davalıya ait işyerinde kesintisiz devam ettiği, davacının işletme müdürü olmadığı, saha sorumlusu olduğu tutanaklar ve tanıkların anlatımları ile sabit olduğu, SGK hizmet cetvelinde bildirilen prime esas kazançlara göre davacının 2014 yılında 1.417,50 TL yani 1.134,00 TL olan yasal asgari ücretin 1,25 katı 2015 yılında 1.501,688 TL yani 1.201,50 TL olan yasal asgari ücretin 1,25 katı, 5. aydan sonra 2.102,63 TL yani yasal asgari ücretin 1,75 katı prime esas kazançla çalıştığı anlaşıldığından sonraki dönemde bu kat sayı esas alınarak prime esas aylık kazancının belirlenmesine ilişkin mahkemenin kabul kararının yerinde olduğu anlaşılmakla davalı işveren ve davalı kurum vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri Davalı şirket vekili, istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

Davalı kurum vekili, istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 04.11.2014-01.06.2017 tarihleri arasında davalı iş yerinde 5.000 TL ücretle işletme müdürü olarak kesintisiz çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un madde 86/9 uncu maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 80 inci madde hükümleri.

3. Değerlendirme 1. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 inci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayıl Kanun'un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.

2. Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

3. Davacıya ait ücret bordrolarının imzalı olması, kuruma yapılan resmi bildirimler karşısında, yazılı belgenin aksinin ancak aynı kuvvetteki yazılı belgeyle ispatlanabilir, yazılı belge karşısında tanık deliline itibar edilmez. İşçilik alacakları davası ile prime esas kazancın tespitine dair davaların, tarafları ve ispat usulleri bakımından birbirinden farklı davalar olduğu, işçilik alacakları davasında taraflarca getirilme ilkesinin uygulanmasına rağmen prime esas kazancın tespiti davasının kamusal yönü dikkate alındığında, alacak davasında verilen karar güçlü delil ve bağlayıcı olmayıp yazılı delil başlangıcı olarak da kabul edilemez.

4.Eldeki davada; mahkemece hizmet tespitine yönelik hüküm yerinde ise de prime esas kazanca yönelik olarak, hizmet döküm cetvelinde bildirilen prime esas kazançlara göre davacının 2014 yılında 1.417,50 TL yani 1.134,00 TL olan yasal asgari ücretin 1,25 katı 2015 yılında 1.501,688 TL yani 1.201,50 TL olan yasal asgari ücretin 1,25 katı, 5. aydan sonra 2.102,63 TL yani yasal asgari ücretin 1,75 katı prime esas kazançla çalıştığı anlaşıldığından sonraki dönemde bu kat sayı esas alınarak, asgari ücrete oranlama yoluyla yapılan tespitin ve prime esas aylık kazancının belirlenmesi eksik inceleme ve yanılgılı değerlendiremeye dayalıdır.

5. Yapılacak iş; davacının prime esas kazancın tespit istemine ilişkin olarak yazılı delil arandığı şayet yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belge ya da belgeler bulunması halinde tanıkla da ispatın mümkün olabileceği göz önüne alınarak, talep edilen dönemle ilgili ücret ödemesine ilişkin yazılı delilin veya banka kaydının olup olmadığı araştırılmalı, varsa bu bilgi ve belgeler de celp edilmeli, varsa banka kayıtları ile kuruma bildirilen dönem bordroları karşılaştırılarak inceleme yapılmalı, yukarıda açıklanan ispat kuralları çerçevesinde yeterli araştırma yapılarak varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.

6. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Peşin yatırılan temyiz giderinin istek halinde ilgiliye iadesine,31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/5794, K. 2023/6183, T. 31.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-5794-e-2023-6183-k-33f1f9ee5f49