Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/572 E. 2023/10170 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/572
Karar No
2023/10170
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/103 E., 2022/1425 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 27. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/141 Esas, 2021/131 Karar Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalı ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 24.10.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına Av. ... ile davacılar adına Av. ... ve davalı ... adına Av. ..., davalı ... ... adına Av. Mustafa Küçük geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müteveffa ...'ın 13.11.2014 tarihinde beş katlı inşaatın çatı katından zemine düşerek vefat ettiği, müteveffanın eşi ve çocukları olan müvekkillerinin hem ölenin desteğinden yoksun kaldığını hemde manevi olarak çöktüğünü, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle davacı eş ... için 339.104,59 TL maddi, 120.000,00 TL manevi, davacı çocuk ... için 44.711,58 TL maddi, 40.000,00 TL manevi, davacı çocuk ... için 64.986,53 TL maddi, 40.000,00 TL manevi, davacı çocuk Medine için 60.770,02 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminat davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ...... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffanın ücretinin asgari ücretin üzerinde olmadığını, müvekkili şirketin asıl işverenle birlikte müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, asıl işverenin mülk sahibi olduğunu, davalılar arasında ismi bulunmadığını, isnat edilen % 100 kusurun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasındaki sözleşme henüz yürürlüğe girmeden ve hiçbir işe başlama talimatı olmadan davacılar murisi işçinin, izinsiz ve henüz iş talimatı olmadan inşaat alanına girmesinin kendi kusuru olduğunu, çatı ustası olduğu iddia edilen işçinin çatıdan düşerek ölmesi halinde bir karşı kusurun bulunduğu ve bu kusurun illiyet bağını zaafa uğrattığı ve yine dava dışı bulunan üçüncü kişi konumundaki yapı maliklerinin ve yapı denetim şirketinin kusurlarının da işveren kusuruna yönelik illiyet bağını kestiğini, bu nedenle davacıların herbiri için istenen maddi tazminat ile manevi tazminat istemlerinin yerinde olmadığını beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesi incelendiğinde kaza anına kadar müvekkilinin hukuki durumunun sırf aracılık olduğunu, müvekkilinin olayda sorumluluğunun doğması için her şeyden önce ... ile yaptığı taşeronluk sözleşmesinin yürürlüğe girmesi gerektiğini, meydana gelen kaza henüz taşeronluk sözleşmesi yürürlüğe girmediği, her hangi bir işe başlama talimatı olmadığı, henüz müvekkilinin kontrolü altında yürütmeye başladığı bir iş olmadığı anda kaza meydana geldiği için kazanın meydana geldiği yerin işyeri sayılamayacağını, usta olduğunu iddia edilen bu nedenle de daha önce çalıştığı işyerinde eğitim almış olduğu varsayılan müteveffanın da kusuru olduğunu beyanla açılan davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffanın ... Müh. Şirketinde sigortalı olarak inşaatın çatı döşeme işlerini gerçekleştirecek olan işçilerden biri ve işbu inşaatın çatısından düşerek 13.11.2014 tarihinde hayatını kaybettiğini, müteveffanın hiç kimseyi beklemeden daha kimse gelmeden, hiçbir güvenlik önlemi almadan ve iş güvenliğine dair kendisine hiçbir şey gösterilemeden/söylenemeden çatıya çıktığını ve birlikte çalıştığı ...'ın getireceği emniyet kemerleri vasıtası ile gerekli tedbirlerin alınmasını beklemeksizin dikkat ve özen yükümülüğüne aykırı olarak işe başladığını, müvekkilinin bu olayda kusurunun ve ihmalinin bulunmadığını, işverenin ölen işçinin ve üçüncü kişilerin kusuru sonucu uğranılan zararın tazmininden sorumlu tutulamayacağını, işverenin kusursuz sorumluluk hallerinde dahi uygun illiyet bağının gerçekleşmesi ve kesilmemiş olması gerektiğini, olayda müteveffanın ve üçüncü kişilerin ağır kusuru olduğundan illiyet bağının kesildiğini, müvekkilinin sorumluluğunun ortadan kalktığını beyanla açılan davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince 13.11.2014 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle davacılar murisinin vefat ettiği, kazanın meydana gelişinde müteveffa işçinin %10, davalı asıl işveren ... %10, davalı şirketin birinci alt işveren olarak %10, davalı ...'nın ikinci alt işveren olarak %70 oranında kusurlu olduklarından bahisle davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş lehine 75.000,00 TL, çocuklar lehine 30.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın gerçekleşmesinde kusursuz olduklarını, İlk Derece Mahkemesi tarafından davalı şirket yönünden işçinin gerekli eğitimleri alıp almadığını ve iş sırasında gerekli önlemlerin alınıp alınmadığını denetlemediği için kusurlu bulunmuş ise de; davalı şirketin bu denetimleri yapmış olması, eğitimler bakımından kaza tarihinde zorunlu olmadığını, çalışma alanındaki önlemler bakımından ise mümkün olmadığını, davalı şirketin çatı işini davalı ... Mühendislik'e devrettiğinin taraflar arasında çekişmesiz olduğunu, devire ilişkin dilekçe ekinde de bulunan sözleşmenin "Yürürlüğe Girme, İşin Başlaması ve İmalat Süresi" başlıklı 5 inci maddesinde "...karşılıklı anlaşmaya varılıp imza altına alındıktan sonra alınacak olan avansla bu sözleşme yürürlüğe girer" hükmünün bulunduğunu, sözleşme 12.11.2014 tarihli olup, dava konusu kazanın 13.11.2014 tarihinde yaşandığını, davalının inşaat çalışmasının avansın yatırılması ile başlamasını beklerken avans yatırılmadan neden sözleşmeden bir gün sonra inşaata mal götürülmüş olduğunun davalı şirketin bilgisi dahilinde olmadığını, sözleşme yürürlüğe girmediği gibi, şirketten ya da şirket yetkilisi ...'ten de işin başlatılması yönünde hiçbir talimat gelmediğini, nitekim davalının, Kadıköy 4. Noterliğinin 18.11.2014 tarihli ve 37029 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, bu nedenle kusurlarının olmadığını, müteveffanın davalı şirket çalışanı olmayıp, davalının gerekli iş güvenliği eğitimlerini vermekle yükümlü olmadığını, davalı şirketin yükümlülüğünün iş başlayana kadar alt işverenin işçilerine gerekli eğitimleri verip vermediğini denetlemek ve bu eğitimleri almamış işçilerin işte görev almasına izin vermemek olduğunu, lakin bu sözleşme yürürlüğe girmediği gibi, davalının işin başlatıldığından da haberi olmadığını, davalının akdettiği her iki sözleşme de avans ile başlayacağından davalı için işin başlamamış olduğunu ve her iki sözleşmeyi de 18.11.2014 tarihinde feshettiğini, davalının çalışmaların başladığından (İnşaata mal götürme) haberi olmadığından taraflar arası imzalanmış sözleşme uyarınca avans yatırılmamışken işin başladığını bilmesi ve denetim yapmasının beklenemeyeceğini, çalışma alanında ... İnşaat çalışanı olan hiç kimsenin bulunmamasının da davalının bu durumdan haberdar olmadığını açıkça gösterdiğini, nitekim SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 01.09.2015 tarihli Müfettiş Yasin ... tarafından hazırlanan İnceleme Raporunda da bu hususlar göz önüne alınarak davalı şirketin kusursuz olduğuna kanaat getirilmiş olduğunu, taraflar arasındaki hukuki bağlantının önemli olduğunu, sözleşmenin yürürlülüğe girmediğinin hiçbir bilirkişi raporunda tespit edilmediğini, asıl işveren ... ... (Yavuzhan Konut Yapı İnşaat) ile davalı şirket adına ... ...'in 10.11.2014 tarihinde Çınar Mah. Parsel 24 Küçükyalı Maltepe adresindeki binanın çatı işi için sözleşmeyi imzalamış olduklarını, sözleşmenin 5 inci maddesinde “yürürlüğe girme, işin başlaması ve imalat süresi” başlığını taşımakta olup “karşılıklı anlaşmaya varılıp imza altına alındıktan sonra alınacak olan avansla bu sözleşme yürürlüğe girer” hükmü ile sözleşmenin henüz yürürlüğe girmediğini, ödenen bir avans olmadığını, bu nedenle davalının 18.11.2014 tarihli Kadıköy 4.Noterliği’nin 37029 yevmiye numaralı ihtarıyla sözleşmeyi haklı olarak feshetmiş olduğunu, müteveffaya davalı şirket ya da diğer davalılar tarafından işe başlama talimatı verilmemiş olduğunu, olay günü olay yerinde ... İnşaat’tan kimsenin olmamasının şans eseri değil, yürürlüğe girmeyen sözleşme nedeni ile olduğunu, bu nedenle davalı şirketin söz konusu olayda herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, olayda asıl işverenin mülk sahibi olduğunu, Yavuzhan Konut Yapı İnşaat ile davalı ... arasında yapılan taşeron anlaşmasının 10.11.2014 tarihli olduğunu, davalı ... İnşaat ile ... İnşaat arasında taşeron anlaşmasının ise 12.11.2014 tarihli olduğunu, her iki sözleşmenin 5.maddesi “yürürlüğe girme, işin başlaması ve imalat süresi” başlığını taşımakta olup “karşılıklı anlaşmaya varılıp imza altına alındıktan sonra alınacak olan avansla bu sözleşme yürürlüğe girer” hükmü ile sözleşmelerin henüz yürürlüğe girmediğinin açıkca belli olduğunu, davada asli sorumluluk paylaşımında; yapı sahibi, şantiye şefi, TUS (teknik uygulama sorumlusu) ve yapı denetimini yapan şirket ile işyerinin güvenliğini sağlayan Güvenlik Şirketi ve İş güvenliği uzmanı olan üçüncü şahısların sorumluluğunun da söz konusu olduğunu, bunlar dururken yürürlüğe girmemiş anlaşmaların tarafı gösterilen taşeron firmalara dava açılması ve borçtan müşterek müteselsil sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığını, müteveffanın usta olduğunun kabulü ile yapılan ücret hesaplamasının hatalı olduğunu, hükme esas alınmış olan bilirkişi raporunda müteveffanın çatı ustası olduğu ve buna göre bir ücret hesaplaması yapılarak ücretinin asgari ücretin 1,45 katı olarak belirlenmiş olmasının, dava dosyasında herhangi bir ustalık belgesi bulunmaması nedeniyle hatalı olduğunu, vasıfsız işçi olarak kabul edilmesi ve hesaplamanın buna göre yapılması gerektiğini, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesince dava dışı 3. kişi ...'ın olaydaki hukuki durumunun tartışılmadığı, denetime elverişli olmayan kendi aralarında özellikle kusur dağılımında değişik oranlarda kusur atıf edilen özellikle SGK müfettiş raporu ile çelişkisi bariz olan aynı olay için alınan altı adet raporun da kusur dağılımı farklı olan raporlar arasındaki çelişkileri gidermeden sırf bir raporu temel alan (kusur raporu) ile hüküm kurmuş olmasının hatalı olduğunu, çelişkilerin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiği yönündeki taleplerinin reddedildiğinin tartışılmadığı, kimseyi tatmin etmeyen bir gerekçe ile hüküm kurmuş olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin Aktüer hesabı yapan bilirkişinin aktüer Bilirkişiler Derneğine kayıtlı olmadığı yönündeki itirazlarını dikkate almadığını, hesap bilirkişisinin, çatı işi yapan işçilerin sanki yılın 365 gün çalıştığı farz edilerek düz işçi olan müteveffanın çatı ustası olarak değerlendiren normal asgari ücretin 1.45 katı ücret kazandığı farz edilerek hazırladığı raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin hükmettiği manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu, dosya davalıları aleyhine ... Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde 2014/640 Esas 2017/350 Karar sayılı dosya ile ceza davası açılmış ve kesinleşen bu dosyada ceza hakiminin maddi olguları tespit etmiş olduğunu, TBK'nın 74 üncü maddesi uyarınca ceza hakiminin maddi olguları tespitinin hukuk hakimini bağlayacağını, İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2015 tarihli 2 no.lu oturumunda bizzat davacı tanıkları ... ve ...'un beyanlarında; ihbar edilen dava dışı ...’ın müteveffa ... ile ortak taşeron olduklarını, alt taşeron olarak çatı işini ... İnşaat-...’den aldıklarını beyan ve ikrar etmiş oldukları halde bu kişinin hukuki durumunu tartışmadığını, bilirkişi raporlarında da bu kişinin hukuki durumunun tartışılmamış olduğunu, kusur dağılımı açısından da davalı ... İnşaat-...’e daha fazla kusur atıf edilmesine sebebiyet vermiş olduğunu, dosyada görülmekte olan davada üç adet rapor olduğunu, bu raporlarda özellikle ... açısından birbirleri ile çelişkili kusur oranları olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin bu çelişkiyi göz önüne almadığını, yine aynı olay için SGK'nın Anadolu 8.İş Mahkemesinin 2018/ 203 Esas sayılı dosyasıyla açtığı dava bulunduğunu, bu dava dosyasında da üç adet rapor bulunduğunu, İlk Derece Mahkemesinin bu raporları da göz önüne almadığını, raporların arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın son mercii olan Adli Tıp İhtisas Dairesine gönderilmesi taleplerini de kabul etmediğini, İlk Derece Mahkemesinin aktüer bilirkişisi olarak hükmüne esas aldığı raporun da hatalı olduğunu, ... şartlarında yılda 6-8 ay çalışılabildiğini, müteveffanın 365 gün çalışmadığının SGK kayıtlarından da görüleceğini, ayrıca hesaplamanın çatı ustası olduğu kabulü ile de yapılmış olmasının hatalı olduğunu, ustalığına ilişkin mesleki eğitim belgesi bulunmadığını, usta olduğunun kabulü ile günlük kazancının asgari ücretin 1.45 katı olarak hesaplamalarda esas alınmasının da hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin her bir davacıya hükmettiği manevi tazminat miktarının da yüksek olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle, kaza tarihinde müvekkili ve müteveffa işçi arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını, bu nedenle müvekkiline kusur verilmesinin hatalı olduğunu, taşeron Mustafa ile müvekkili şirket arasındaki sözleşme imzalanmış ise de kaza tarihinde henüz yürürlüğe girmediğini, sözleşmenin 5. maddesinde "...karşılıklı anlaşmaya varılıp imza altına alındıktan sonra alınacak olan avansla bu sözleşme yürürlüğe girer" hükmünün mevcut olduğunu, müvekkili şirket inşaat çalışmasının avansın yatırılması ile başlamasını beklerken avans yatırılmadan neden sözleşmeden bir gün sonra inşaata mal götürülmüş olduğunun müvekkili şirketin bilgisi dahilinde olmadığını, sözleşme yürürlüğe girmediği gibi, şirketten ya da şirket yetkilisi ... ...'ten de işin başlatılması yönünde hiçbir talimat gelmediğini, nitekim müvekkilinin bu husus üzerine Kadıköy 4. Noterliğinin 18.11.2014 tarihli ve 37029 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini, müteveffa işçinin müvekkili şirket çalışanı olmayıp, kendisine gerekli iş güvenliği eğitimlerini vermekle yükümlü olanın müvekkili şirket olmadığını, müvekkili şirketin yükümlülüğünün iş başlayana kadar alt işverenin işçilerine gerekli eğitimleri verip vermediğini denetlemek ve bu eğitimleri almamış işçilerin işte görev almasına izin vermemek olduğunu, bu noktada şüphesiz müvekkili şirketin iş başlayana kadar, en azından taraflar arası imzalanmış devir sözleşmesi yürürlüğe girene kadar süresinin bulunduğunu, lakin bu sözleşmenin yürürlüğe girmediğini, müvekkilinin işin başlatıldığından da haberi olmadığını, dolayısıyla müvekkilin işçinin iş güvenliği eğitimlerini almamış olmasında ihmali veya kusuru olduğunu iddia etmenin de mümkün olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin hatalı olduğunu, müteveffa işçinin davalı ... ile arasında iş ilişkisi olduğunun açık olduğunu ve buna hiçbir itirazları olmadığını, mahkemenin bu konuda davalılar açısından durumu tek tek inceleyerek buna göre bir karar vermesi gerekirken tüm davalıları bir paket halinde inceleyip buna göre gerekçe kurup karar vermesinin doğru olmadığını, davacılar murisine verilen kusurun az olduğunu, kazanın en büyük sebebinin emniyet kemeri olmadan çatıya çıkılması olduğunu, müteveffanın emniyet kemerlerinin getirilmesini beklemediğini, diğer işçilerin hepsinden önce şu an bilinemeyen bir sebepten ötürü çatıya çıktığını ve neredeyse çıktığı gibi dengesini kaybederek düştüğünü, kazanın ölümcül ve trajik olmasının işçinin kazada kusurlu olmadığı anlamına gelmediğini, ifadelerin işçinin tespit edildiği üzere tali değil, asli kusurlu olduğunu açıkça gösterdiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, olayla ilgili birbiriyle çelişkili toplam 6 rapor varlığına rağmen raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının özellikle gerekçesinin hiç kimseyi tatmin etmeyen bir gerekçe olduğunu, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında ihbar olunan ... isimli kişinin olaydaki hukuki durumunun tartışılmadığını, İlk Derece Mahkemesinin mahkeme içi ikrarları, tartışılmayacak kati delilleri göz önüne almadan ceza mahkemesinin tespit ettiği maddi olguları göz önüne almadan hüküm kurduğunu, dava dışı ...’ın müteveffa ile ortak taşeron olduklarının, alt taşeron olarak çatı işini davalı ...’den aldıkları açık olduğu halde İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin bu durumu gözden kaçırdığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21'inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından, Kurum tarafından düzenlenen iş kazası inceleme raporunda olayın bir iş kazası olarak kabul edilmesi gerektiği belirtildikten sonra müteveffa sigortalının %30, alt işveren olarak nitelendirilen ...'in %30, asıl işveren olarak nitelendirilen ... ...'un %40 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, İlk Derece Mahkemesince iki adet kusur raporu alındığı ve son alınan 02.04.2019 tarihli kusur raporuna itibar edildiği, hükme dayanak kılınan bu kusur raporunda müteveffanın %10, asıl işveren olarak nitelendirilen ... ...'un %10, birinci alt işveren (davalı ...'nın üst işvereni) olarak nitelendirilen davalı şirketin %10, ikinci alt işveren olarak nitelendirilen davalı ...'nın %70 oranında kusurlu oldukları, Mahkemece itibar edilmeyen 10.02.2018 tarihli birinci kusur raporunda müteveffanın %10, asıl işveren olarak nitelendirilen ... ...'un %20, davalı ...'ın alt işvereni-davalı ...'nın üst işvereni olarak nitelendirilen davalı şirketin %35, alt işveren olarak nitelendirilen davalı ...'nın %35 oranında kusurlu olduğu, Kurum tarafından aynı iş kazası olayından dolayı sorumlular aleyhine açılan ... Anadolu 18. İş Mahkemesinin 2018/203 Esas, 2023/122 Karar sayılı rücuan tazminat dava dosyasında hükme dayanak kılınan kusur oranlarının müteveffa %10, davalı ... %30, davalı şirket %10 (bu kusurun içinde olmak kaydıyla %5 ceza dava dosyasında ceza alan şirket yetkilisi davalı ...), davalı ... %50 şeklinde olduğu, ... Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/640 Esas sayılı ceza dava dosyasında temyiz incelemesine konu eldeki dava dosyasının davalıları ... ve Mustafa Ülker ile davalı şirketin yetkilisi ... ...'in sanık olarak yargılandıkları, müteveffanın tali, ...'ın asli, şirket yetkilisi ...'ın tali, Mustafa'nın asli kusurlu oldukları kabulünden hareketle sanıkların cezalandırılmalarına karar verildiği, Ceza Mahkemesi kararının ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 2017/4268 Esas sayılı kararı ile kesinleştiği, temyiz incelemesi konu İlk Derece Mahkemesi kararına esas teşkil eden 02.04.2019 tarihli bilirkişi kusur raporunda ceza dava dosyasında alınan kusur raporları, eldeki dosyada alınan birinci kusur raporu ve Kurumun iş kazası inceleme raporunun sadece tablo halinde gösterilmekle yetinildiği, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi noktasında değerlendirme yapılmadığı, yine bu raporda rücuan tazminat dava dosyasında alınan kusur raporlarından hiç bahsedilmediği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir. İşçi ve işverenin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, işverenin işi ve iş yeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de, işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, iş yeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür. Sanayi ve teknolojideki gelişmeler, yeni işletmelerin açılması, fabrikaların kurulması iş yerlerindeki makinalaşmanın artmasına yol açmış, bu durum iş kazaları ile meslek hastalıklarında artışlara neden olmuştur. Bu gelişme, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin daha etkili şekilde alınması gereğini ortaya çıkarmıştır. İşveren, gözetme borcu gereği, çalıştırdığı işçileri, iş yerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için iş yerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır. İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında sigortalının kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. Somut olayda, aynı olay hakkında farklı değerlendirmeler içeren bilirkişi kusur raporları arasında mevcut çelişkiler giderilmeksizin, bu çelişkiler noktasında bir değerlendirme içermeyen kusur raporu hükme dayanak alınarak sonuca gidilmiş olması yerinde görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş; aynı kaza olayına ilişkin olarak düzenlenmiş olmalarına karşılık farklı değerlendirmeler içeren yukarıda açıklanan bilirkişi kusur raporları arasındaki çelişkileri gidermek noktasında kazanın meydana geldiği iş kolunda yetkin iş güvenliği uzmanlarından oluşan farklı bir bilirkişi heyetine konuyu yeniden inceletmek, çelişkileri gerekçeli bir şekilde gidererek kusurun oran ve aidiyetini tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak tespit eden yeni bir bilirkişi kusur raporu almak, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde hükme dayanak kılınan bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin ve kusur oranları dışındaki diğer hesap unsurlarının değişmemesi gerektiğini ve davacılar vekilinin 28.03.2018 tarihli celsedeki beyanları ve davacı vekili ile davalı ... ... vekilinin temyiz incelemesine konu hükmü temyiz etmemeleri nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Temyiz eden davalılar yararına 17.100,00 TL.'nin duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/572, K. 2023/10170, T. 24.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-572-e-2023-10170-k-d9b20c6d1e6e