Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/4122 E. 2023/10165 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4122
Karar No
2023/10165
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2016/28 E., 2022/410 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı ... Şirketi yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili, davalılar ...... ve ...... Şirketlerinin ortak vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalılar ... ve ... Şirketlerinin ortak vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 24.10.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davacılar adına Av. ... geldi, duruşmalı temyiz eden davalılar ... Taşımacılık ve Lojistik Tic. A.Ş. ve ... Personel Tedarik Yön. ve Dan. Ltd. Şti. ile diğer davalılar adlarına gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili özetle; davacı kazalı Ahmet'in 05.04.2012 tarihinde meydana gelen iş kazası neticesinde yaralanarak iş göremezliğe uğradığından bahisle kazalı için 189.975,29 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, kazalı için 140.000,00 TL manevi, diğer davacılar için 20.000,00'er TL manevi tazminatın sigorta şirketleri dışındaki davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar ... Taşımacılık ve Lojistik Tic. A.Ş. ve ... Personel Tedarik Yön. ve Dan. Ltd. Şti. ortak vekili özetle; davalıların işçisi olan davacı ... ve ölen arkadaşı ...'in sürücülüğünü yaptıkları TIR'a davacıyı öldürmeye kalkışan kişileri almakta kusurlu oldukları ve 3.kişilerin TIR'daki sigaraları yağmalamak ve suçu gizlemek kastı ile davacıyı öldürmeye teşebbüsleri sonucu yaralamaları nedeniyle doğan zararlardan sorumlu olmadıklarından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili özetle; davacının sürücülüğünü yaptığı ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk trafik poliçesinin sigortalısı olduğunu, ancak ilgili kanun ve mevzuat gereği davacıya yönelik meydana gelen bu olayda taraf sıfatı bulunmadığından haklarındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı Sigorta A.Ş. vekili özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığı ve ... Anadolu Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiği itirazları ile birlikte ... plakalı araca ait kasko sigorta poliçelerinin 3. kişilerin gasp eylemine dayalı riskleri içermediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.10.2014 tarih ve 2013/208 Esas, 2014/876 Karar sayılı kararıyla; davalılar ... Şirketi ile ... Şirketleri hakkındaki davanın adı geçen şirketlerin olayın meydana gelmesinde bir kusurları bulunmadığından, diğer davalılar ... ve Sigorta Şirketleri hakkındaki davanın ise sigorta poliçe içerikleri ve savunmalarında belirtilen nedenlerle olayda sorumlulukları bulunmadığının anlaşıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin 27.10.2014 tarih ve 2013/208 Esas, 2014/876 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 21 inci Hukuk Dairesinin 22.10.2015 tarih ve 2015/6477 Esas, 2015/19053 Karar sayılı kararı ile dosya kapsamından, saldırıyı gerçekleştiren faillerden ...'un da davalı ... Şirketinin işçisi olduğunun anlaşıldığı, Borçlar Kanunu 55 inci ve Türk Borçlar Kanunu'nun 66 ncı maddeleri gereğince adam çalıştıranın, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlü olduğu, hal böyle olunca işverenin adam çalıştıran olarak, kusuru bulunmasa bile meydana gelen zarardan sorumlu tutulabildiği, somut olayda, davalı işveren şirketlerin istihdam eden olarak sorumlulukları bulunmasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğundan bahisle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen 26.12.2022 tarih, 2016/28 Esas, 2022/410 Karar sayılı Karar: Mahkemece bozma ilamına uyulduktan verilen temyiz incelemesine konu 26.12.2022 tarih, 2016/28 Esas, 2022/410 Karar sayılı kararla davacı kazalının kazanın meydana gelişinde bir kusurunun bulunmadığı, davalılar ....... Şirketi ile ... Şirketinin saldırıyı gerçekleştiren faillerden ...'un da davalı ...... Şirketinin işçisi olması nedeniyle adam çalıştıran olarak kusurları bulunmasa bile meydana gelen zarardan sorumlu oldukları, diğer davalı ... Sigorta Şirketinin ise şöförlerinden biri davacı olan ... plakalı TIR'ın kara yolları zorunlu mali sorumluluk trafik sigorta poliçesi sigortalayanı olması nedeniyle sigorta poliçesindeki miktarla sınırlı olarak sorumlu olduğu, davalı Sigorta tarafından sunulan kasko poliçesi içeriği itibarıyla davacının poliçe kapsamında yağma suçuna yönelik koruma bulunmadığı ve kasko poliçesinin içeriği itibarıyla bu davaya konu maddi ve manevi zararlardan sorumluluğunun akdi dayanağı bulunmadığından adı geçen davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle davalı Sigorta Şirketi yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacı kazalının maddi tazminat isteminin kabulüne, davalılar ....... Şirketi ile ...... Şirketi yönünden kazalı lehine 30.000,00 TL, diğer davacılar lehine 10.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalılar ... ve ....... Şirketlerinin ortak vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen sürekli iş göremezlik oranının hatalı olduğunu, Adli Tıp Kurumu tarafından kazalının sadece şoförlük mesleğinde kazanma gücünün hesaplandığını, müvekkilinin hayatı boyunca aynı mesleği yapma gibi bir durumu ve zorunluluğu bulunmadığını, kazalının parmak kısalığı ve psikolojik sıkıntılarının şoförlük mesleği ile ilgili iş gücünden kaybı oranı düşük olabilirken başka meslek icra edeceği sırada daha yüksek olabileceğini, çelişkili bilirkişi raporlarına dayanarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup, bozulması gerektiğini, Adli Tıp Kurumu raporuna dayanan kök hesap raporunu ve ek hesap raporunu kabul etmediklerini, zararın bu nedenle az hesaplandığını, ayrıca mahkemece davalılardan Sigorta A.Ş. hakkında davanın reddine karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, hangi nedenle bu ret kararının verildiğinin kendilerince bilinemediğini, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, Mahkemece daha önce kendileri yönünden verilen ret kararının sadece davacı tarafça temyiz edildiği ve yapılan temyiz incelemesi yönünden yalnızca işverenler yönüyle kararın bozulmasına karar verildiğini, diğer ret kararları yönünden bozmaya gidilmediğini, yapılan ikinci yargılamada diğer sigorta şirketi yönünden ret kararı sürdürülürken müvekkili şirket açısından herhangi bir gerekçe belirtmeden hüküm kurulduğunu, davacının iddia ettiği zararın silahlı yaralama sebebiyle meydana geldiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun trafik sigortasına ilişkin olduğunu, trafik sigortasının aracın trafikte işletilmesi sırasında meydana gelen zararları kapsadığını, silahlı yaralama fiilinin trafik ve aracın işletilmesi ile ilgili bir durum olmadığını, bu sebeple bu zararın teminat kapsamına alınmasının hukuki hiçbir açıklaması ve gerekçesi bulunmadığını, Mahkeme tarafından verilen hükmün gerekçesiz olup bu sebeple bozulması gerektiğini, mahkeme tarafından verilen kararda poliçe limitinin açıkça yazılmadığını ve faiz başlangıç tarihinin hatalı olarak haksız fiil tarihi olarak belirlendiğini, ayrıca yargılama giderlerinden sorumluluğun her davalı açısından ayrı ayrı belirlenmesi gerekirken bu husus da gözetilmeden hüküm kurulduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalılar ... ve ... Şirketlerinin ortak vekili temyiz dilekçesinde özetle, tüm dosya muhtevasından açıkça anlaşılacağı üzere ...'in eyleminden dolayı müvekkili şirketlerin sorumluluğunu kabul etmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 66/1 inci maddesindeki "kendisine verilen işin yapılması sırasında" ifadesi nedeni ile mümkün olmadığını, yasanın bu düzenlemesi açıkça ortada iken ...'in eylemi nedeniyle müvekkili şirketleri sorumlu tutmanın yasaya aykırı olduğunu, yasadaki "kendisine verilen işin yapılması sırasında" unsurunu yok sayarak adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilmesi halinde adam çalıştıranın çalıştırdığı kişinin tüm eylemlerinden sorumlu olması sonucunun ortaya çıkacağını, bunun da yasanın amacına ve genel hukuk ilkelerine tamamen aykırı bir sonuç doğuracağını, Kasko Sigortacısı davalı Şirketi bakımından davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, oysa poliçenin "Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları" ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, Genel şartların A.1. Sigorta Konusu başlığının c) fıkrasında üçüncü kişilerin kötü niyetle yaptığı hareketler sonucu meydana genel zararların kapsam dahilinde olduğunun belirtildiğini, sigorta genel şartlarındaki bu düzenleme nedeni ile müvekkili şirket hakkında tazminat ödemeye karar veren Mahkemenin kasko sigortacısı hakkındaki davayı reddetmesinin hatalı olduğunu, dava dilekçesinin talep sonucu kısmında davacı kazalı için manevi tazminat talep edilmediği halde kazalı lehine manevi tazminat verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK Geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’un 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacılar vekili, davalılar ... ve ...... Şirketlerinin ortak vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamından, Mahkemece bozmadan önce alınıp itibar edilen bilirkişi kusur raporunda asıl işveren ve alt işveren niteliğindeki davalılar ... ve ... Şirketlerinin kusursuz oldukları, kaza anında aracı kullanmakta olan maktül işçi Hanifi'nin %20 oranında kusurlu, haklarındaki dava tefrik edilen dört adet müşterek fail gerçek kişilerin %20'şer oranda kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği, Mahkemece bu rapora itibar edilmek suretiyle yukarıda açıklandığı şekilde davanın reddine karar verildiği, kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21 inci Hukuk Dairesi'nin yukarıda esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamından, saldırıyı gerçekleştiren faillerden ...'un da davalı ... şirketinin işçisi olduğunun anlaşıldığı, Borçlar Kanunu'nun 55 inci ve Türk Borçlar Kanunu'nun 66 ncı maddeleri gereğince adam çalıştıranın, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlü olduğu, hal böyle olunca işverenin adam çalıştıran olarak, kusuru bulunmasa bile meydana gelen zarardan sorumlu tutulabildiği, somut olayda, davalı işveren şirketlerin istihdam eden olarak sorumlulukları bulunmasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğundan bahisle mahkeme kararının bozulmasına karar verildiği, davacının sürekli iş göremezlik oranının Kurum Sağlık Kurulu ve Yüksek Sağlık Kurulu tarafından %57,00, davalı tarafın itirazı üzerine Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi ve devamında Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu tarafından %8,28 olarak belirlediği, hem Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi ve hem de Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu raporlarında “Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 30.09.2014 tarihli kararında çalışır tarihi (sürekli iş göremezliğe girdiği tarih) olarak bildirilen 10.10.2013’ten kurul muayene tarihi olan 12.10.2020 tarihine kadarki süreçte Sosyal Güvenlik Kurumu ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu Kararlarındaki %57,00’lik maluliyet oranının uygun olduğu,” görüşünün belirtildiği anlaşılmaktadır. Gerek mülga BK’nın 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nın 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370) Ayrıca 6100 sayılı HMK’nın 297/1-b maddesine göre hüküm tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini içermelidir. Öte yandan kaza tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın Sigortanın Kapsamı başlıklı A.1 maddesine göre Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Sigortacısı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde, davacı kazalı yararına hükmedilen 30.000,00 TL manevi tazminat çok az olduğu gibi, olayın oluş biçimi dikkate alındığında yargılamaya konu iş kazasının motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan bir trafik iş kazası olmadığı anlaşıldığına göre davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacı kazalı lehine hüküm altına alınan maddi tazminat tutarından sorumlu tutulması yerinde görülmemiştir. Ayrıca davalı ... Personel Tedarik Yön. ve Dan. Ltd. Şti.'nin ticaret ünvanının gerekçeli karar başlığında eksik gösterilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, temyiz eden taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililerine iadesine, Davacılar avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık ücretinin temyiz eden davalılara yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/4122, K. 2023/10165, T. 24.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-4122-e-2023-10165-k-d4a99bed1218