Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/4109 E. 2023/8524 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4109
Karar No
2023/8524
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2734 E., 2022/2572 K. DAVACI-BİRLEŞEN DAVA KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/59 E., 2021/73 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali istemli asıl dava ile itirazın iptali istemli birleşen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı-birleşen dava davalısı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-birleşen dava davalısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı-birleşen dava davalısı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığından bahisle babasından dolayı almakta olduğu ölüm aylığının davalı Kurum tarafından iptal edildiğini, bu nedenle 01.11.2008 – 31.05.2010 tarihleri arası için yersiz ödeme tahakkuk ettirildiğini beyanla Kurum işleminin iptaline ve ölüm aylığının yeniden bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dava davacısı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; davalının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı tespit edildiğinden ölüm aylığının iptal edildiğini ve 01.11.2008 – 31.05.2011 tarihleri arasında davacıya yersiz olarak ödenen 2.887,39 TL aylığın borç kaydedildiğini, borcun yasal faizi ile ödenmesi 04.05.2011 tarihli yazı ile talep edilmiş ise de ödeme yapılmadığından alacağın tahsili için ... 22. İcra Müdürlüğü’nün 2011/6786 sayılı dosyasından icra takibi açıldığını, borçlunun borca ve takibe itiraz ettiğinden takibin durdurulduğunu beyanla davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına %40 icra inkar tazminatı davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. Birleşen dava davalısı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Özetle; Mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin ... İdare Mahkemesi olduğundan dava dilekçesinin bu nedenle reddine dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleşen dava davalısı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Özetle; “... 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlarda yer almamakla birlikte ilk kez 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun “Gelir ve aylık bağlanmayacak haller” başlığını taşıyan 56 ncı maddesinin ikinci (son) fıkrasında düzenlenen davanın yasal dayanağı niteliğindeki norm 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş, fıkrada “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiş olup, hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle yapılan başvurunun, Anayasa Mahkemesi'nin 15.12.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 28.04.2011 gün ve 2009/86 Esas-2011/70 Karar sayılı kararı ile reddedildiği, dolayısıyla iptal edilmeyen fıkranın yürürlükte olduğu belirgindir. Şu durumda, 5510 sayılı Kanun'un “Uyuşmazlıkların çözüm yeri” başlıklı 101 inci maddesinde, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan durumlarda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceğinin belirtilmiş olması, 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına koşut/benzer herhangi bir düzenlemenin 5434 sayılı Kanunda yer almaması, taraflar arasındaki çekişmenin 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasından kaynaklandığının belirgin olması karşısında, bu tür davalarda adli yargı ve giderek iş mahkemelerinin görevli olduğu açıktır. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmak suretiyle, davanın esas yönünden incelemesine geçilerek tüm kanıtlar toplandıktan ve Kurumca, davacıya yersiz ödendiği ileri sürülen yetim (ölüm) aylıklarına yönelik yapılan takibin davacı tarafça itirazı sonucu iptaline yönelik açılan dava, ... (2.) İş Mahkemesi’nce 07.11.2013 günü karara bağlanan 2013/721-498 sayılı dosya, Yargıtay 10. H.D. tarafından incelenmesi sonucu, 2013/25490 E. 2014/358 sayılı Karar ile İş Mahkemeleri’nin görevli olduğu sebebiyle bozulduğu tespit edilmiş olup, aralarında irtibat olan ilgili davanın sonucu araştırılarak eldeki dava ile aralarındaki bağlantı ve birleştirme durumu açıklıkla ortaya konulduktan sonra yapılacak irdelemeyle elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir," gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozma Kararına Karşı Direnilerek Verilen Karar Özetle; 1) Önceki kararda direnilmesine, Mahkememizin görevsizliğine, Görevli Mahkemenin ... İdare Mahkemesi olduğundan dava dilekçesinin bu nedenle reddine karar verilmiştir. C. Hukuk Genel Kurulu Tarafından Direnme Kararına Karşı Verilen Karar Özetle; "... Somut uyuşmazlığın incelenmesinde; davacıya, boşanma kararının verildiği 13.09.2001 tarihinden sonra 5434 sayılı Kanun kapsamındaki iştirakçi babasından hak sahibi sıfatıyla yetim aylığı bağlandığı, Kurum kontrol memurlarının raporu doğrultusunda, davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesiyle 5510 sayılı Kanun'un 56/son maddesi gereğince bağlanan yetim aylığının 01.11.2008 tarihi itibariyle kesildiği, 01.11.2008–31.05.2010 döneminde yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar yönünden borç tahakkuku işlemi tesis edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre; uyuşmazlık konusu yetim aylığının iptali işlemi 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden sonra gerçekleşmiş olduğundan anılan Kanun'un geçici 1 ve 4 üncü maddelerinin yukarda belirtilen nedenlerle somut uyuşmazlıkta uygulanması gerektiğini kabul etmek mümkün değildir (Aynı ilkeler HGK’nın 24.04.2013 tarihli ve 2012/21-1404 E., 2013/578 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır). Öte yandan iptali istenen işlem, 5510 sayılı Kanun'un 56/son maddesi gereğince yapılmış olduğundan aynı Kanun’un 101 inci maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemeleri görevli bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece işin esasına girilerek, birlikte yaşama olgusunun yöntemince araştırılması suretiyle Kurum işleminin, 5510 sayılı Kanun’un 56/son maddesine uygun olup olmadığının tespiti gerekmektedir. O hâlde, yerel mahkemece aynı yönlere işaret eden ve Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyularak, işin esasına girilmek gerekirken görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçeleri ile karar bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince Hukuk Genel Kurulu Kararı Tarafından Verilen Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle; 1-Asıl davanın reddine, 2- Birleşen 2014/168 Esas sayılı davanın kabulü ile A) Davalının ... 22. İcra Müdürlüğünün 2011/6786 Esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın iptaline Takibin kaldığı yerden devamına B) Takibe konu asıl alacağın %20'si olan 577,47 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. V.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleşen dava davalısı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davacı/birleşen dosya davalısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının boşandığı eşinin şoför olduğunu, sık sık yurtdışına gittiğini, Türkiye’ye geldiğinde annesinin evinde kaldığını, arada sırada çocuklarını görmek için davacının evine gittiğini, eski eşin boşandıktan sonra ikamet adresini yaşadığı yere aldırmadığını, ilçe seçim kurulundan gelen yazıdan da eski eşin anılan adreste hiç oy kullanmadığını, tanık ...’ın beyanlarının çelişkili olduğunu, davacı ile boşandığı eşinin 5510 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce bir süre kızlarının ısrarı ile bir araya geldiklerini, bu sırada davacının hamile kaldığını, ancak davacının eski eşinin hamile olan davacıyı darp etmesi nedeni ile ayrıldıklarını, davacının eski eşinin 7 ay kadar önce evlendiğini beyanla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmesini talep etmiştir. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleşen dava davalısı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı-birleşen dava davalısı vekili özetle; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-birleşen dava davalısı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgilisine yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/4109, K. 2023/8524, T. 21.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-4109-e-2023-8524-k-59b8e57f328d