Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/3341 E. 2023/3252 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3341
- Karar No
- 2023/3252
- Karar Tarihi
... MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/165 E., 2022/166 K. ... ... KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair, karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkili şirketin ... işyeri sicil numaralı işyeri ile ilgili olarak 6111 sayılı Kanun ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na eklenen Geçici 10 uncu madde ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği Md.103/4.f. hükümlerine dayanarak geçmiş dönemlere ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik yaptığı başvurunun davalı kurum tarafından reddine dair kurum işleminin iptali ile müvekkili şirketin anılan yasa ve yönetmelik hükümleri çerçevesinde ilgili sigorta prim teşviki uygulamasından geçmiş dönemler bakımından yararlanma talebini içeren 09.12.2015 tarih 17181146 sayılı başvurusunun hukuka uygun olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından kuruma verilen dilekçenin 6111 sayılı Kanun'la yapılan sigorta prim desteği düzenlemelerinin uygulanmasına esas olmak üzere başvuru tarihinde 2011/45 sayılı genelgenin yürürlükte olduğunu, bu genelgenin "4.1.1 Destekten yararlanılabilmesi için gerekli genel şartlar" başlığı altında (g) bendinde "Aylık prim ve hizmet belgesinin kurumumuza yasal süresi içinde gönderilmesi" bölümünde" 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilmesi için 6111 Kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süre içinde kuruma verilmiş olması gerekmektedir." hükmünün bulunduğunu bu nedenlerle de yersiz ve haksız açılmış olan davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, 13.04.2016 tarihli kararı ile "Uyuşmazlık; davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik sigortası Kanununa eklenen Geçici 10 uncu madde ve sosyal sigorta İşlemleri Yönetmeliği md. 103/4-f hükümlerine dayanarak geçmiş dönemlere ilişkin olarak hatalı şekilde seçmiş olduğu aylık prim uygulamasını düzelterek sigorta prim teşvikinden yararlanmak için yaptığı başvurunun davalı kurum tarafından reddedilmesi nedeniyle davalı kurum kararının iptali ile davacı şirketin anılan yasa ve yönetmelik hükümleri çerçevesinde ilgili sigorta prim teşviki uygulamasından geçmiş dönemler bakımından yararlanma hakkı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 81./I-(ı) maddesinde düzenlenen prim teşviği, 5510 sayılı Kanun'a 5763 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile eklenmiş olup 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun geçici 10 uncu maddesinde düzenlenen prim teşviği ise 6111 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi ile eklenmiş olup 13.02.2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Gerek 5510 sayılı Kanun'un 84/I-(ı) maddesinde düzenlenen %5 puanlık sigorta prim teşviği, gerekse de 4447 sayılı işsizlik Sigortası Kanunun geçici 10 uncu maddesindeki prim desteği uygulamasında işverenlerce kuruma ödenecek primin işveren hissesinin kanunlarda belirtilen kısmına isabet eden tutar Hazine tarafından karşılanacağından; bu tutarın ister Hazine tarafından karşılanmaması, ister işverenin bu tutarı davalı kuruma hataen ödemiş olması, isterse de bu husustaki talebin davalı kurum tarafından reddedilmesi durumunda sebepsiz zenginleşen Hazine olacaktır. Bu durumda husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekir. Eldeki davada husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekirken davalı kuruma yöneltilmiş olması karşısında davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1.İlk derece Mahkemesinin 13.04.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin, 22.11.2018 tarihli ve 2016/10905 E. Ve 2018/9779 K. sayılı kararında; "1-5510 sayılı Kanunun 79 uncu maddesinde Kurumun prim alma zorunluluğu ve ilgililerin de prim ödeme zorunluluğu hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf konusu olan prim tutarını davacıdan Kurumun tahsil ettiğine dair çekişme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, primi tahsil yetkisi ve ilgili maddedeki şartların varlığı halinde işveren hissesine düşen tutarın belirlenerek İşsizlik Sigortası Fonundan talep etme yetkisi sadece Kurumda olduğu ve bu halde davalı Kurumun davalı sıfatına sahip olduğu gözetilerek, işin esasına girilmesi gereğinin dikkate alınmaması ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 2-27.03.2018 günlü 30373 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7103 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’ya eklenen Ek 17 nci maddesi ile prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanabileceği halde yararlanmayan işverenlere belirlenen şartlarda prim teşviki, destek ve indiriminden istifade etme imkanı tanınmıştır. Ek 17 nci maddede aynen; “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır. Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır." şeklinde düzenleme getirilmiştir. Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m.17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesi'ne ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir." denilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 26.04.2019 tarihli ve 2018/ 2018/717 Esas ve 2019/131 K. sayılı kararı ile; Eldeki dava 13.01.2016 tarihinde yani 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesine Ek madde 17 nci ile getirilen değişikliğin yürürlük tarihi olan 27.03.2018 tarihinden önce açılmıştır. 27.03.2018 tarihinde yürürlüğe giren yasal düzenleme gereğince eldeki davaya konu uyuşmazlığın kuruma yapılacak başvuru ve şartların mevcudiyetinin kurum tarafından belirlenip neticelendirilecek olması, iş bu yasal düzenlemenin yürürlük tarihinden önce açılmış davaların yasanın açık hükmü gereğince konusuz kaldığı, yargılama giderlerinin idare üzerinde bırakılması ve vekalet ücretinin de davacı taraf lehine 1/4 oranda takdir edilmesi gerektiğinin belirlenmiş olması karşısında konusu kalmayan dava hakkında bir karar vermeye yer olmadığına dair hüküm kurulmuştur. C.2 nci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile; "Mahkemece dikkate alınan bozma ilamı ve 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesi'nce 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu re'sen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir. denilerek karar 2 nci kez bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 29.04.2022 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılamada; Taraflar arasındaki, Sosyal Güvenlik mevzuatı gereği işveren prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili olarak Yargıtay bozma kararı doğrultusunda 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının Anayasa Mahkemesi kararı ile iptali sonucu oluşan yeni durum, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve davacı şirketin teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmek suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davacı şirketin anılan teşvik indirimi uygulamasından faydalanma talebinin reddine ilişkin kurum işleminin iptali gerektiği yönde görüş belirtilmiştir. Bu hal itibariyle; söz konusu EK 17 nci madde hükmü ile Sosyal Güvenlik Kurumunun 18.03.2015 tarihinde yürürlüğe koyduğu 2015/10 sayılı Genelge ile geçmişe dönük teşvikten yararlanılamaz kuralı fiilen kaldırılmıştır. Böylece 27579 Sayılı Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin Md. 103/4 üncü hükmü bölümünde belirtilen, yönetmelik hükmü” nün geriye dönük teşvik uygulamalarında da geçerli olabilmesinin önü açılmış bulunmaktadır. Dolayısıyla kurala konu alacak mülkiyet hakkı kapsamındadır. Bu çerçevede ek 17 nci maddenin ikinci fıkrasında “önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler” bölümüne yer verilmiş, üçüncü fıkrasında ise “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar” ibaresi kullanılmıştır. Başka bir ifadeyle kanun koyucu, Yargıtay'ın sigorta prim teşviklerinden geriye yönelik yararlanma taleplerini kabul etmesinin sebep olduğu sonuçların da etkisiyle, ilgili işverenlerin 01.04.2018 tarihinden öncesine ait sigorta prim teşviki, destek ve indirimlerini talep etme haklarını tanımış, bunu Anayasa'nın 35 inci maddesi bağlamında Mülk olarak görmüştür. Nitekim madde gerekçesinde geçen kamu giderlerinin artmasının önüne geçilmesi ve geriye yönelik finansal belirsizliğin ortadan kaldırılması ifadeleri de sorunun kanun koyucu tarafından işverenlerin alacak hakkının tanınması suretiyle çözüldüğüne işaret etmektedir. Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin ilk başvurunun 09.12.2015 tarih ve 17181146 sayılı dilekçe ile yapıldığı dikkate alındığında davacının teşvik alacaklarının zamanaşımına uğramadığı açıktır. Buna göre davanın yasal dayanağı; 01.04.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7103 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 70.maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci madde ile “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce "yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar,maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir, ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır. İlgili yasal düzenleme kapsamında uyuşmazlığa ilişkin ilk başvurunun 09.12.2015 tarih, 17181146 sayılı dilekçe ile yapıldığı dikkate alındığında davacının teşvik alacaklarının zamanaşımına uğramadığı, davacı Şirketin 09.12.2015 tarihli başvurusunun reddi şeklindeki kurum işleminin iptali ile yukarıda anılan yasal düzenleme uyarınca, 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'a eklenmiş geçici 10 uncu maddesindeki sigorta prim teşvikinden 2011 Mart tarihinden geçerli olmak üzere 2011 yılının 3-12, 2012, 2013, 2014 yıllarının 1-12 ayları, 2015 yılının 1-10 aylarında teşvik indiriminden faydalanmaya yönelik 09.12.2015 tarihli başvurusunun hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulüne dair hüküm kurulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde; kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 4447 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 10 uncu maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir. 2.Eldeki davada, mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında davacı şirketin davalı Kurumdan ek 17 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında başvurusunun varlığı sorulmuş ve davalı Kurumun cevabi yazısında davacı şirketin ek 17 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında 21.05.2018 tarihinde başvuruda bulunduğu ve davacının davaya konu ettiği tüm dönemler bakımından 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden faydalandırılmaya dair kuruma verdiği belgelerin işleme alındığı hususu ile birlikte davacının 06.09.2018 tarihli mahsuplaşma talebine göre mahsup işlemlerinin de gerçekleştirilmiş olduğunun belirtilmesi karşısında, davacı şirketin açtığı bu dava ile 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerinden faydalandırılmaya yönelik olarak kuruma verilen belgelerin işleme alınmasını talep ettiğine göre, dava konusu istem bakımından davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...