Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/286 E. 2023/3241 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/286
- Karar No
- 2023/3241
- Karar Tarihi
... MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/186 E., 2022/279 K. ... ... KARAR : Kabul Taraflar arasında 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve bu nedenle davalı Kuruma ödenen tutarın yasal faizi ile birlikte iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair, karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile Milli Saraylar Daire Başkanlığı Hereke Halı ve İpek Dokuma Fabrikası arasında yapılan hizmet alım sözleşmesi ile restorant, temizlik, ayniyat işini ihale aldığını, Kocaeli SGK İl Müdürlüğü tarafından ... sicil numarası ile işlem yapıldığını, istihdam edilen işçilere ilişkin olarak 01.02.2010-31.12.2010 tarihleri arasındaki sigorta primleri ile işveren hissesine ait sigorta primlerinin ödendiği, 5510 sayılı Kanun'un 81/1 inci maddesinde “belirtilen şartlara haiz olan işverenlerin malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutarının Hazinece karşılanır” hükmünü getirdiğini, şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81/1 inci maddesinde belirtilen şartları haiz olduğu halde Kurumca % 5 puanlık indirim yapılmadan, sehven tam yatırdığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şirket tarafından haksız olarak ödenen 11.395,40 TL'nin şirkete ödenmesi gerektiğine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı kurum vekili; davaya verdiği karşılıkta, dava açılmadan önce kuruma başvuru yapılması gerektiği Kamu İhale Genel Tebliğinin değişik 4 üncü maddesinde hazine tarafından karşılanan prim tutarının idare tarafından yüklenicinin hak edişinden kesileceğinin açıkça belirtildiğini, davacının hak edişlerinden %5 puanlık indirim ile bir kesinti yapılmaması halinde bu indirimden yararlanamayacağını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, 10.09.2015 tarihli ve 2014/2129 Esas, 2015/1156 Kararı ile, "...Yapılan yargılama, incelenen belgeler ve tüm dosya kapsamından; davacı şirketin dava dışı Milli Saraylar Daire Başkanlığı Hereke Halı ve İpek Dokuma Fabrikası arasında yapılan hizmet alım sözleşmesi ile restorant, temizlik, ayniyat işini ihale aldığı, 2010/2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12. aylarına ait yaşlılık, malullük ve ölüm sigortasının işveren hissesine düşen % 5'lik kısmının, davacıya yasal faizi ile birlikte ödenip ödenmeyeceği vakıasının taraflar arasında uyuşmazlık konusu olduğu, davacı şirketin 5 puanlık indirimden yararlanma şartlarına haiz olduğu hususunun taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşılmıştır. 5510 sayılı Kanun'un 81/1 inci maddesinde özel sektör işverenlerinin primlerinde işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutarının Hazinece karşılanacağı hükmüne yer verilmiş olup, yasa koyucu; özel sektör işverenlerince üretilen mal ve hizmetlerin kısmen de olsa maliyetini düşürmek, rekabet oranını sağlamak ve işverenleri prim ödemeye teşvik etme amacını gütmüştür. 5 puanlık indirimden yararlanan firmaların internet üzerinden verdikleri aylık prim bildirgelerinin 5510 sayılı Kanun türü seçilerek onaylatılması gerektiği yolunda herhangi bir hüküm ve yasal düzenlemeye yer verilmediği halde, SSK'nın 2009/139 sayılı genelgesine istinaden, işveren davacı şirketin internet üzerinden kendi şifresi ile vermiş olduğu, aylık prim hizmet belgelerinin genelgeye uygun olarak seçip onaylatmadığı, ayrıca yazılı başvurusunun da olmadığı gerekçesi ile indirimden faydalandırılmaması yasanın amacıya ve ruhuna aykırıdır. Bu yanlış uygulama davacı şirketin % 5 puanlık indirimden yararlanma hakkını ortadan kaldırmaz. Bu nedenle % 5 puan karşılığı primin tahsilatlarının ihale makamı veya Kurumca kesilip iade edilmemesi halende yasal faizi ile birlikte işverene iadesi gerektiği yolundaki Yargıtay uygulamaları da dikkate alınarak, davacı şirketin hak kazandığı ve bilirkişi tarafından hesaplanan % 5 puan karşılığı miktarın hüküm altına alınması gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelere göre, bilirkişi hesaplamaları da dikkate alınarak, davanın kabulüne 11.395,40 TL alacağın kuruma yatırıldığı tarihlerden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. ilk Bozma Kararı 1.İlk derece Mahkemesinin, 10.09.2015 tarihli ve 2014/2129 Esas, 2015/1156 Kararı sayılı kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 10.07.2018 tarihli ve 2016/10088 Esas, 2018/6533 Karar sayılı bozma kararında "...27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17 nci madde ile: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır. Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu'nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.” Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m.17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesi'ne ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir." denilerek karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince 1 inci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli ve 2018/346 Esas, 2018/626 Karar sayılı kararı ile; "...ilâmında belirtildiği şekilde, davacının davası ile ilgili 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek madde 17/4 üncü hükmü gereği dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına" dair karar verilmiştir. C. Dairemizin 2nci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli ve 2018/346 Esas, 2018/626 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile;. "...Ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca Kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan Kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu re'sen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir." denilerek karar 2. kez bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davanın sigorta primlerinden işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutarın hazine tarafından karşılanacağı düzenlemesi nedeniyle yersiz prim ödemesi ve buna bağlı olarak davacı alacağı bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, mahkememizce en son verilen esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın temyiz üzerine ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanakların irdelenmesi, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ile bozulduğu, mahkememizce bozma ilamına uyulduğu, bozma sonrasında uzman bilirkişiden rapor alındığı, mahkememizce yapılan değerlendirmede, 5510 sayılı Kanun'un 81/ı maddesinde özel sektör işverenlerinin primlerinde işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutarının Hazinece karşılanacağı hükmüne yer verilmiş olup, davacı işyerinin gerekli koşulları taşıdığı, % 5 puan karşılığı olarak yersiz ödemeden dolayı davacı şirket alacağının yasal, yeterli gerekçeyi içerir, denetime elverişli ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre 11.395,40 TL olduğu, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin dava konusuna ilişkin olarak davacı yönünden gerek başvuru şartları gerek ödeme koşulları yönünden aleyhe hükümler içerdiği, bu durumda benzer davalara ilişkin Anayasa Mahkemesi emsal kararları gözetilerek silahların eşitliği ilkesine aykırılık nedeniyle dava konusuna ilişkin dava tarihinden sonra yapılan aleyhe yasal düzenlemenin somut olayda uygulanamayacağı kanaati ile davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, dava konusunun niteliğine göre yasal faiz yürütülmüş, bu düşünce ve kanaatlerle davanın kabulü ile, davacının ... sicil sayılı işyeri için 01.02.2010-31.12.2010 döneminde %5 teşvik indiriminden yararlanması gerektiğinin tespitine, teşvik indirimi nedeniyle davacı alacağı 11.395,40 TL'nin kuruma yatırıldıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK Başkanlığı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın tümden reddi gerektiğini, aksi halde hazinenin zarara uğrayacağını belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma hakkının varlığı ile davacının davalı Kuruma ödediği primlerin iadesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81 inci maddesi ile birlikte Ek 17 nci maddesinin hükümleridir. 3. Değerlendirme 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinden faydalandırılma ve fazla ödenen tutarın iadesi istemi ile açılmış eldeki davada, Mahkemece verilen ilk karar ile davanın kabulüne hükmedilmiş, yargılama devam ederken, 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş ve Dairemizce anılan ek 17 nci madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek ilgili kararın bozulmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, bu aşamadan sonra da anayasaya aykırılığı tespit ile iptal edilen bu fıkraya dayalı olarak verilmiş olan kararlar da dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte oluşan bu yeni durum ve maddenin tüm hükümleri ile birlikte yeniden değerlendirilmesi için bir kez daha bozulmuş, böylece 4 üncü Fıkrada yer alan “görülmekte olan davalar” yönünden yapılan bu yeni düzenleme ve aynı maddenin 3 fıkraya yaptığı yollama nedeniyle 3 üncü fıkra içerisinde getirilen davalı Kuruma yönelik ödeme yükümlülüğü karşısında, bu hükümlerin uyuşmazlığın çözümünde uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gelinen son aşamada, eldeki dava bakımından irdeleme yapılacak olursa, ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrasında yer alan kuralın, “mahsup veya iade edilme yönünden üçüncü fıkra hükümlerine yaptığı atıftan dolayı ödemelerin üç yıla yayılacağını öngörmesinin, faizin başlama tarihi ve ödeme için öngörülen süre göz önünde bulundurulduğunda kuralın mülkiyet hakkını sınırladığı ve yapılan bu sınırlamanın orantısız ve aşırı olduğu, hak arama hürriyeti çerçevesinde dava açan kişilerin mahkemelerden adil yargılanma hakları gereği uyuşmazlığı bitirecek şekilde gerekçeli karar elde etme haklarının bulunduğu, yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte, taraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına engel olan düzenlemelerin kişilerin karar elde etme hakkı ile birlikte sonuçları bakımından da kişilerin mülkiyet haklarının ölçüsüz şekilde sınırlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan maddeye dayalı olarak verilen kararlar da hukuka aykırı nitelikte olup, özellikle ek 17 nci maddenin 3 üncü Fıkrasında yer alan düzenlemenin de mevcut bir dava olmaksızın prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılmasını düzenlemesi, başka bir deyişle davasız başvuru halinde, kuruma getirilen ödeme yükümlülüğünün çerçevesinin düzenlendiği hususu ile Anayasa Mahkemesi kararının 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra, mahkemelerce iptal edilmiş olan Ek 17’nci maddenin 4. Fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ve bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3 üncü Fıkrasının da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünüldüğünde, eldeki dava bakımından teşvik indirimine ilişkin uyuşmazlığın kaynağı olan temel yasa maddesi, yani 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinin davanın yasal dayanağı olarak kabul edilmesi ve bu maddedeki koşulların irdelenmesi ile bu madde çerçevesinde uygulama yapılması gerekir. Bu çerçevede irdeleme yapıldığında ise, davacının anılan maddedeki teşvik koşullarını taşıdığının anlaşılması karşısında sonucu itibari ile bu madde hükümlerine dayalı olarak davanın kabulüne dair verilen karar yerindedir. Diğer taraftan, davanın yasal dayanaklarından olan ve yersiz alınan primlerin iadesini düzenleyen 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesine göre, “Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir. Kanunî faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır.” hükmüne amir olup, mahkemece, alacağın Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapılacağı ayın başına kadar geçen süre için faize hükmedilmesi suretiyle infaza elverişli şekilde karar tesisi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı ... vekilinin temyiz itirazının aşağıdaki bent kapsamında kabulü ile, temyiz olunan ilk derece Mahkemesi kararının 1 inci bendinin "b" fıkrasının tamamen silinmesi ile yerine, "b-Teşvik indirimi nedeniyle davacı alacağı 11.395,40 TL nin Kuruma yatma tarihlerinden itibaren iadenin yapılacağı ayın başına kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Kurumundan alınarak, davacıya verilmesine," ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi ...