Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2622 E. 2023/2572 K. – Tespit

Konu: Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2622
Karar No
2023/2572
Karar Tarihi
Konu
Tespit

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1872 E., 2022/2493 K. vekili Avukat ... DAVALILAR : 1. ... vekili Avukat ... 2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 22.02.2018 HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/45 E., 2021/55 K. Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'in, müvekkiline ait işyerinde 29.01.2003 ile 20.09.2016 tarihleri arasında çalıştığını, adı geçen davalının müvekkiline ait işyerinde tek bir işi olmadığını, görevinin, kendisine verilen işleri yapmak olduğunu, bu işlerden birinin de vakum makinasında montaj operatörlüğü olduğunu. sözkonusu makinenin, devamlılık arz eder şekilde çalışan/çalıştırılan bir makine olmadığını, siparişe, üretime ve sevkıyata dayalı olarak ihtiyaç duyulduğunda çalıştırıldığını, üstelik bu makinada sadece adıgeçen davalı değil, diğer personellerin de çalıştığını, makinede çalışanlara, iş ile ilgili gerekli eğitimlerin verildiğini, çalışma sırasında koruyucu aparatlar kullandırıldığını, bu makinada çalışanlarda meslek hastalığı oluşumunun mümkün olmadığını, adı geçen davalının, diğer çalışanlar gibi düzenli olarak senede bir yapılan sağlık taramasından geçirildiğini, bu taramalarda, son zamanlar dışında akciğerlerinde herhangi bir hastalık çıkmadığını, adı geçen davalının, sözkonusu hastalığının müvekkili yüzünden olduğu gerekçesine dayalı olarak ... 6. İş Mahkemesi’nde 2017/440 E. sayılı dosya ile maddi ve manevi tazminat davası açtığını, davanın dayanağının huzurdaki davaya konu olan SSK kararı olması ve bu kararın iptalinin anılan davanın sonucunu etkileyecek olması sebebi ile kararın iptalini istemekte müvekkilinin menfaati bulunmakta olduğunu, davalı SSK tarafından alınan hatalı kararın iptali talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; 5521 sayılı Kanun'un 7/3 üncü maddesi ile “31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunludur. Diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır.” amir hükmünü içermekte olduğunu, bu itibarla davacının öncelikle dava konusu husus hakkında müvekkili kuruma müracaat etmesinin zorunlu olduğunu, Yasa gereği kuruma dava açılabilmesi için davacının böyle bir müracaatı ve bu müracaatın reddedilmesi veya reddedilmiş sayılmasının gerektiğini, hal böyle iken dava şartı oluşmadan açılan işbu davanın reddinin gerektiğini, diğer davalı olan kurum sigortalısı ...’in yapılan muayeneler ve tıbbi incelemeler neticesinde meslek hastalığına tutulduğu ve % 10,10 oranında maluliyet oranının kesinleşmiş olduğunu, bu hususun tekrar dava konusu yapılmasının kabul edilemeyeceğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin2002 yılının 8. ayından itibaren davalı işyerinde çalışmaya başladığını, ancak sigortasının 29.01.2003 tarihinde başlatıldığını, bu çalışmasının iş akdinin sona erdiği 20.09.2016 tarihine kadar kesintisiz olarak sürdüğünü, müvekkilinin, işe başladığı andan itibaren vakum makinesinde montaj operatörü olarak çalıştığını, davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin bu işinin sürekli olmadığının doğru olmadığını, müvekkilinin işe başladığı tarihten itibaren sürekli bu makinede çalıştığını, yalnızca, sipariş yoğunluğuna göre kısa süreli olarak, matkap, karbüratör montajı gibi başka işlerde çalıştırılmışsa da bunların da oldukça tozlu ve gürültülü işler olduğunu, müvekkilinin bu koşullardaki, uzun süren çalışma saatlerinin, yaptığı işin niteliği ve biçimi nedeniyle, akciğerlerinde meslek hastalıkları oluşturduğunu, müvekkilinin bu rahatsızlıklarının davacı iş yerinde çalışmakta iken başladığını, zaman zaman akciğer rahatsızlıkları nedeniyle hastanede dahi yattığını, bu şekilde ağır sağlık sorunları olan müvekkilinin ciğerlerinde, sağlık taramalarında bir rahatsızlık çıkmaması veya işverenin bu durumdan haberdar olmamasının mümkün olmadığını, müvekkilinin sağlık problemleri nedeniyle, davalı iş yerinde çalışmakta iken, 29.01.2016 tarihinde ... Meslek Hastalıkları Hastanesi’ne başvurduğunu, Meslek Hastalıkları Hastanesi’nden verilen 03.03.2016 tarihli epikriz raporu ile müvekkilinin işyeri çalışma koşullarından kaynaklanan astım ile pulmoner nodül rahatsızlığı bulunduğu ve tozsuz, dumansız, kokusuz, kimyasal olamayan bölümde çalışmasının uygun olacağının tespit edildiğini, sağlık problemleri devam eden müvekkilinin tekrar ... Meslek Hastalıkları Hastanesi’ne başvurduğunu ve 08.03.2016 tarihinde alınan rapor ile; ilk raporda belirtilen meslek hastalıklarında iyileşme olmadığı, müvekkilin astım ve pulmoner nodül rahatsızlığı bulunduğunun yinelendiğini, müvekkilinin hastalığının meslek hastalığı olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulü ile davalı Kurumun, 27154750506 T.C. kimlik numaralı sigortalı ...'de meslek hastalığı olduğuna ilişkin kararın iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri 1. Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava şartı yokluğu nedeni ile işbu davanın reddi gerekir iken kabulü cihetine gidilmesi hatalı zamanaşımı itirazları dikkate alınmadığını, bu itibarla kararı kabul etmeleri mümkün olmadığını, zira davaya konu olan ve daha önce yasal prosedürü takip edilerek müvekkil kurum sağlık kurulları ve YSK tarafından tespiti yapıldığını, meslek hastalığı kararının üzerinden uzun bir süre geçmiş olduğunu, bu itibarla öncelikle davanın ikame edildiği tarih nazara alındığında yasal hak düşürücü süre dolmuş olduğunu, zamanında ikame edilmeyen işbu davanın zamanaşımı nedeni ile de reddi gerektiğini, diğer davalı sigortalı ...’in geçirmiş olduğu rahatsızlık neticesinde sevk edildiği ... Meslek Hastalıkları Hastanesinin 08.03.2016 tarihli kararı ile sigortalı ...’in rahatsızlığının meslek hastalığı olduğunu ve % 10,1 maluliyet oranı bulunduğu tespit edildiğini, akabinde işbu yargılama sırasında dosya YSK’ya gönderilmiş olduğunu, YSK tarafından yapılan kontroller neticesinde 10.09.2018 tarih ve 69/14547 sayılı karar ile kurum sağlık kurulu raporunu teyit ederek sigortalının %10,1 maluliyet oranının bulunduğuna ve hastalığının meslek hastalığı olduğuna dair karar tesis edildiğini, davacı sigortalının geçirmiş olduğu rahatsızlık neticesinde maluliyetinin olmadığını iddia ettiğini, yerel mahkemece bu tür ihtilaflarda uygulanması gerekli iş ve işlemler uygulanmadan eksik inceleme ve araştırma ile karar tesis edildiğini, müvekkil kurum tarafından yapılan tüm iş ve işlemler ilgili mevzuat muvacehesinde ifa edilmiş olup haksız ve mesnetsiz neden ve gerekçeler ile reddi gerekmekte iken eksik araştırma ve inceleme neticesinde davacının maluliyetinin gerekmediği ve hastalığın mesleki olup olmadığının ayrımının yapılamadığına dair ATK Kurul raporlarını kabul etmek mümkün olmadığını, ATK raporları incelendiğinde de görüleceği üzere “hastalığın mesleki olup olmadığının ayrıştırılamadığı” şeklinde kararlar verildiğini, yerel mahkemece sanki ATK kurulları tarafından “hastalığın mesleki olmadığına dair” bir karar ihdas edilmiş gibi işbu kararları hükme esas alması kabul edilemez ve izahtan yoksun olduğunu, bu itibarla davanın reddi gerekir iken Yerel Mahkeme tarafından davanın kabulü cihetine gidilmesi, bununla birlikte davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müvekkil kurum aleyhine yargılama gider ve masrafları ile vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup işbu kararın ortadan kaldırılması gerekmekte belirterek istinaf taleplerinin kabulüne ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının gerekçesi dosya kapsamına ve dosyada alınan bilirkişi raporlarına uygun olmadığını, mahkemece Adli Tıp 2. Üst kurulu raporunda müvekkilin hastalığının mesleki olmadığının sabit olduğu belirtilmiş ise de Adli Tıp 2. Üst kurulu raporu incelendiğinde görüleceğini, müvekkilinin hastalığının mesleki olup olmadığına ilişkin ise bir ayrım yapılamadığını, yönetmelik kapsamında meslek hastalıkları içerisinde sayılan bir rahatsızlığın bulunması durumunda hastalığın mesleki olmadığının ispatı işverende olduğunu, hem içtihatlarla hem de doktrin ile sabit olduğu üzere bu hususta işçi lehine bir karine ön gürüldüğünü, dolayısıyla davacı işverenlik müvekkilin hastalığının mesleki olmadığı yönündeki iddia ve taleplerini ispat edemediğini, müvekkil, işe başladığı andan itibaren vakum makinesinde montaj operatörü olarak çalıştığını, davacının iddia ettiği gibi müvekkilin bu işinin sürekli olmadığı doğru olmadığını, müvekkil işe başladığı tarihten itibaren sürekli bu makinede çalıştığını, yalnızca, sipariş yoğunluğuna göre kısa süreli olarak, matkap, karbüratör montajı gibi başka işlerde çalıştırılmışsa da bunlar da oldukça tozlu ve gürültülü işler olduğunu, müvekkilinin bu koşullardaki, uzun süren çalışma saatleri, yaptığı işin niteliği ve biçimi nedeniyle, akciğerlerinde meslek hastalıkları oluştuğunu, müvekkilinin bu rahatsızlıkları davacı iş yerinde çalışmakta iken başladığını, zaman zaman akciğer rahatsızlıkları nedeniyle hastanede dahi yattığını, bu şekilde ağır sağlık sorunları olan müvekkilin ciğerlerinde, sağlık taramalarında bir rahatsızlık çıkmaması veya işverenin bu durumdan haberdar olmaması mümkün olmadığını, ... Meslek Hastalıkları Hastanesi’nden verilen 03.03.2016 tarihli epikriz raporu ile müvekkilinin işyeri çalışma koşullarından kaynaklanan astım ile pulmoner nodül rahatsızlığı bulunduğunu ve tozsuz, dumansız, kokusuz, kimyasal olamayan bölümde çalışmasının uygun olacağı tespit edildiğini, mahkemece yapılan yargılama sürecinde müvekkil Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna sevk edilmiş kurulun 10.09.2018 tarihli kararında da müvekkilde bulunan hastalığın meslek hastalığı olduğu ve hastalık sebebiyle meslekte kazanma gücü kaybının %10,10 olduğu tespit edildiğini, davacı tarafça bu tespite itiraz edildiğini, dosya akabinde Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesine gönderildiğini, kurum 20.03.2019 tarihli kararında müvekkilin mesleki rahatsızlığının bulunmadığını değerlendirdiğini, yerel mahkemece Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunun 04.10.2019 tarihli "kişide mevcut astım hastalığının mesleki olup olmadığının ayrımının yapılamadığı oy birliği ile mütalaa olunur " değerlendirmesini, açıkça işçi aleyhine olacak şekilde değerlendirmiş, Adli Tıp 2. Üst Kurulunun meslek hastalığı olup olmadığını ayıramadığı somut olayda Sayın Mahkeme müvekkilin hastalığının mesleki olup olmadığı ayrımını kendisi yaptığını ve hastalığın mesleki olmadığı kanaatiyle davanın kabulüne karar verdiğini, davacının davalı iş yerinde çalışmaya başlamadan önce böyle bir sağlık sorunu bulunmadığını bu hastalığı tetikleyebilecek başka bir sağlık sorunu da bulunmadığını, hastalığın mesleki olduğunu belirleme yetkisi de münhasıran Meslek Hastalıkları Hastanesi'nde bulunduğunu, SGK tarafından mesleki hastalığı ve buna bağlı maluliyet oranı da belirlendiğini, 510 sayılı Kanun dönemi öncesi, SSK ... Meslek Hastanesinin ve SSK ... Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi tarafından belirlenen mesleki maluliyet oranlarının verilme sebepleri nazara alındığında meslek hastalığının ölüme etkisinin somut olayda gerçekleşmeme nedenine ilişkin makul ve yeterli bir gerekçelendirmenin görülmediği bunun sonucu olarak da bilirkişi raporunun yeterliliğine ilişkin Mahkeme tarafından somut herhangi bir gerekçe gösterilmediği tespit edildiğini belirterek istinaf taleplerinin kabulüne ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ATK 3. İhtisas Kurulu'ndan ve itiraz üzerine ATK 2. Üst Kurulu'ndan alınan raporlara göre; davalı sigortalının durumunun maluliyet gerektirmediği, astım hastalığının mesleki olup olmadığının ayrımının yapılamadığının tespit edildiği, böylelikle davalı sigortalıda mesleki hastalık olarak kabul edilecek bir rahatsızlık bulunmadığı ATK 2. Üst Kurulu raporu ile sabit olmakla, davalı SGK'nın... T.C. kimlik numaralı sigortalı davalı ...'de meslek hastalığı olduğuna ilişkin kararının iptaline yönelik ilk derece mahkemesinin kararının yerinde olduğu gerekçelerine dayalı olarak; davalıların istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalıları vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekilleri temyiz dilekçelerinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştirlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, meslek hastalığı olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi ...

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/2622, K. 2023/2572, T. 15.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-2622-e-2023-2572-k-81acdb19f7ae