Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/2555 E. 2023/3517 K. – Hizmet Tespiti

Konu: Hizmet Tespiti

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2555
Karar No
2023/3517
Karar Tarihi
Konu
Hizmet Tespiti

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/432 E., 2022/1375 K. KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/98 E., 2021/10 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkillinin davalı şirkette daimi işçi olarak 1980 yılının 6.ayında işe başladığını, fasılasız olarak Ağustos 2017 tarihine kadar haftanın 6 günü sabah 08.30 akşam 18.00 cumartesi günleri de 13.00'a kadar çalıştığının, maaşının 4750,00 TL olduğunu, kendisine elden ödeme yapıldığını, 1980 yılından 2001 yılına kadar davalı şirkette sigortalı olarak çalıştığının görüleceğini, müvekkilinin 2001 yılında yatırım amacıyla ticari taksi aldığının, galeriye kiraladığını, o dönem iş yerince müvekkiline bağkur kaydı açılması gerektiğini, bağkurun şirket tarafından ödeneceğinin belirtildiğini, davalı şirketin müvekkilinin sigortasını iptal ettirerek bağkurunu da ödemediğini, yaklaşık 16 yıl sigortasız çalıştırdığını, şirket adına müvekkilinin imzaladığı sevk irsaliyeleri fatura örnekleri, tahsilat makbuzları ve irsaliyeli faturalarının da bulunduğunu belirterek, davacı müvekkilinin davalı iş yerinde 1980-2001 dönemine ait 21 yıllık çalışma süresini davalı şirkette sigortalı olarak çalışarak geçirdiğinin ve 2001-Ağustos 2017 dönemine ait 16 yıl fiilen sigortasız çalıştığının tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 2001 yılına kadar çalıştığını, 2001 yılında kendi isteğiyle işten ayrıldığını, 2001 yılında işten ayrıldıktan sonra bağkur kapsamında taksi çalıştırdığını, Bağ-Kur sigortalılığı ile 4/a sigortalılığının aynı anda olamayacağını, resmi belgede üstünlük gereği bağkur kapsamında geçirilen sürelerin 4/a sigortalıymış gibi sayılarak çifte sigortalı kabul edilemeyeceğini, Bağ-Kur sigortalılığının davacının iddia ettiği 1980-2017 arasındaki süreyi kestiğini, 2001 öncesi çalışmalara ilişkin hizmet tespitinin zaman aşımına uğradığını, davacının Bağ-Kur'lu olduğu dönemde gerek eski çalışması gerekse oğlunun da müvekkili şirkette çalışması nedeni ile rast gele zamanlarda iş yerine uğrayıp çalışanlarla ve şirket yöneticileri ile sohbet ettiğini, bunun bağkur çalışması olarak kabul edilemeyeceğini, kaynak operatörlerinin mesleki yeterlilik belgesi zorunluluğu kapsamında yeterlilik belgesi almaları gerektiğini, davacının mesleki yeterlilik belgesinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. 2.Feri müdahil Kurumu vekili cevap dilekçesinde özetle; iddia edilen çalışmanın sona erdiği belirtilen tarihi takip eden yılın sonundan itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu beyanla, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "1-Davanın kısmen kabulüne, 2-Davacının davalı iş yerinde bildirilen süreler (01/10/2000-30/04/2001 ve 01/08/2001-18/09/2001) dışında 01/05/2001-31/07/2001 ve 19/09/2001-31/08/2017 tarihleri arasında hizmet akdi ile çalıştığının tespitine, 3-Fazlaya ilişkin istemin reddine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil SGK vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, kararın Kanuna ve yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, davacının ustabaşı sertifikasının, mesleki yeterlilik belgesinin bulunmadığı, yeniden yargılama yapılması gerektiğini belirtmiştir. 2.Feri müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, sadece tanık beyanlarına dayanarak hüküm kurulduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı vekili dava dilekçesinde davacının 1981-2017 tarihleri arası dönemde davacının kesintisiz çalıştığının tespitini talep ettiği, davacı adına 1981-1999 arası tam, 2000 ve 2001 yıllarında ise davalı şirket tarafından kısmi bildirim yapıldığı, uyuşmazlık konusu dönemde bildirimi bulunan tanıkların fiili çalışmayı doğruladıkları anlaşılmaktadır. Somut olayda, fiili çalışmayı doğrulayan bordro tanıklarının beyanları dikkate alınarak verilen karar yerinde olmuştur." gerekçeleri ile "Davalı ve feri müdahil kurum vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddine," karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil SGK vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarlamıştır. 2.Fer'i Müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Mahkemece davacının talebiyle ilgili kısmen kabul kararı verilmiş ise de, dosyada yer alan bilgi ve belgeler karar vermeye elverişli görünmemektedir. Mahkemece öncelikle dosya kapsamında dinlenen tanık ifadelerinin hüküm kurmaya yeterli olmadığından hareketle, re'sen araştırma ilkesi kapsamında davalı işyerinin bordrolarında uyuşmazlığa konu dönemin tamamını kapsar şekilde çalışması bulunan kayıtlı ve tarafsız bordro tanıkları re’sen belirlenerek, yeteri kadarının beyanlarına başvurulmalı; talep edilen döneme ilişkin bordro tanıklarına ulaşılamadığı takdirde sigortalı ile birlikte çalışan kişiler ile aynı çevrede işyeri olan işveren ya da bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler re’sen saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanık anlatımları ile karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu araştırılmalı, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde; iş yerinin kapsamı, kapasitesi ile işin ve işyerinin niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm araştırma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, davacının çalıştığı iddia edilen süreler tereddütsüz belirlenerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. 2- Öte yandan, Sosyal Güvenlik Hukukumuzda, "sosyal sigortalarda çokluk", bir başka anlatımla bireylere olabildiğince sosyal sigorta hakkı tanıma, "yararlanmada ve yükümlülükte teklik" ilkesi egemendir. Buna göre, aynı tarihlerde farklı sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında bulunulamaz. Çifte sigortalılık olarak adlandırılan bu statü, kanun hükümleriyle engellenmiştir. Belirtilmelidir ki, anılan düzenlemelerde yer alan "emekli sandıklarına aidat ödemekte olanlar" ibareleri, "başka sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olanlar" şeklinde anlaşılmalı, "sosyal güvenlik kuruluşları ibarelerinin de aynı zamanda "sosyal güvenlik kanunları" terimlerini içerdiği kabul edilmelidir. 01.10.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren, 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca; sigortalının aynı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerinden birden fazlasına aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında sigortalılık yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacaktır. 5510 sayılı Kanun'un anılan 53 üncü maddesi, 6111 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değiştirilmiş; sigortalının 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statülerine aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (a) ile (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde çalışması halinde ise (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı düzenlemesi getirilmiş; ancak, değişikliğe ilişkin anılan 33 üncü madde de ayrıca söz konusu değişikliğin maddenin yürürlük tarihinden öncesi için uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. 6111 sayılı Kanun'un yürürlüğe dair 215/b maddesiyle; “...33... maddesi yayımı takip eden ayın birinci günü yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. 6111 sayılı Kanun 25.02.2011 tarihinde yayımlanmış olup; bu durumda anılan değişiklikler 01.03.2011 tarihinden itibaren uygulanabilecektir. Başka bir deyişle 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi ve bu maddede yapıılan değişikliklerin ancak yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren uygulanabilecekleri dikkate alınmalıdır. 5510 sayılı Kanun'un yürürlükte olmadığı 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin olarak bu tür çakışan (ikili) sigortalılığa ilişkin uyuşmazlıkların çözümü için ise, gerçek ve fiili çalışmanın, başka bir anlatımla baskın sigortalılık olgusunun hangi Kurum ve Kanun kapsamında gerçekleştiği belirlenmeli, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili çalışmalardan hangisinin sigortalının hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliği taşıdığı ortaya konulmalıdır. Şu durumda 506 sayılı (hizmet akdine dayalı olarak işveren/işverenler tarafından çalıştırılma) ve 1479 sayılı (hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma) Kanunlar kapsamında veya 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri çerçevesinde birleşen (çakışan) zorunlu sigortalılık olgusuna ilişkin olarak; 5510 sayılı Kanun'un yürürlükte olmadığı 01.10.2008 tarihi öncesi dönem yönünden baskın sigortalılığa üstünlük tanınmalı, 01.10.2008 – 01.03.2011 dönemi yönünden 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi gereğince ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınmalı, 01.03.2011 tarihinden itibaren ise anılan maddede 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklik gözetilerek hizmet akdine dayalı çalışmaya değer verilmelidir. Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında, eldeki dava irdelendiğinde; davacının hizmet tespitine konu dönem içerisinde, 1479 sayılı Kanun kapsamında 08.11.2001 tarihinden itibaren taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinden dolayı vergi kaydına istinaden 17.06.2013 tarihine kadar sigortalı olduğunun ve prim ödemelerinin varlığının anlaşılması karşısında; işaret edilen yasal mevzuat kapsamında çakışan sigortalılık hükümleri tartışılarak; hangi çalışmaya üstünlük tanınması gerekiyorsa o sigortalılığın geçerli olacağının dikkate alınması gereğinin yerine getirilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/2555, K. 2023/3517, T. 30.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-2555-e-2023-3517-k-7d1a72444d5a