Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/1749 E. 2023/2186 K. – Kurum İşleminin
Konu: Kurum İşleminin İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1749
- Karar No
- 2023/2186
- Karar Tarihi
- Konu
- Kurum İşleminin İptali
... MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3469 E., 2022/3646 K. vekili Avukat ... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : ... KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/715 E., 2022/253 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Haziran 2021 dönemine ait muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin son verilme tarihinin 23.07.2021 tarihinin Kurban Bayramı tatiline denk gelmesi nedeniyle tatili takip eden ilk iş günü olan 26.07.2021 tarihi olduğunu, bu işlemlerin elektronik ortamda gerçekleştirildiğini, Kurumun onayı olmadan bildirge gönderilemediğini, 26.07.2021 tarihinde sistem hatası olması nedeniyle bildirimlerin yapılamadığını, ''Kuruma bilgi işlem sistemlerinin herhangi bir nedenle hizmet dışı kalması sonucu belge ve bilgiyi bu kanunda öngörülen sürenin son gününde Kuruma gönderememesi ve muhteviyatı primleri de yasal süresi içinde ödeyememesi halinde sorunların ortadan kalktığı tarihi takip eden beşinci iş gününün sonuna kadar belge veya bilgiyi gönderir ve muhteviyatı primleri de aynı sürede Kuruma öder ise bu yükümlülükleri kanunda öngörülen sürede yerine getirmiş kabul edilir.'' hükmüne göre 5 günlük sürenin 02.08.2021 tarihinde sona erdiğini belirterek davalı idarenin 19.10.2021 tarih ve E-24509668-202.01.01-33566493 sayılı idari işlemin iptali ile süresinde verilmediğinden dolayı müvekkil şirketin faydalandırılmadığı Haziran 2021 dönemi sigorta primi teşvikinden faydalandırılmasına ve fazla ödenen bedelin iadesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça, en geç 26.07.2021 tarihine kadar verilmesi gereken muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin süresinden sonra 02.08.2021 tarihinde verildiğinden Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinde ''...İdari para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yetkili İdare Mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari para cezası kesinleşir...'' hükmüne yer verildiğini bu nedenle davaya bakmakla İdare Mahkemesi görevli olduğundan yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatalı karar verildiğini beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 102 nci maddesidir. Yasal düzenleme karşısında idari para cezasının iptaline ilişkin iş bu davada, idare mahkemesi görevlidir. İş Mahkemesinin görevli olmadığına yönelik İlk Derece Mahkemesi kararında herhangi bir hata bulunmamaktadır gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf gerekçeleri ile kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Haziran 2021 dönemine ait muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin süresinde verilip verilmediği, aksi Kurum işleminin iptali ile faydalandırılmayan Haziran 2021 dönemi sigorta primi teşvikinden faydalandırılmasına ve fazla ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.Diğer taraftan, 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” hükmü ve ikinci fıkrasında ise “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17 nci maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır. Değinilen Ek 17 nci maddenin üçüncü fıkrasında ise “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” hükümleri mevcuttur. Eldeki davada ise Ek 17 nci maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte 5510 sayılı Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında bu madde hükümlerinin de irdelenmesi ve davada uygulanması gereken hüküm olup olmadığı hususu belirlenmelidir. Diğer taraftan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır. Anayasanın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre Türk Hukukunu re'sen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtayın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki Anayasa Mahkemesinin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre usulü kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde Anayasa Mahkemesinin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. 3. Değerlendirme 1- Davacıya, 2021/6. ay muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin takip eden ayın en geç 26'sına kadar yasal süresinden sonra 02.08.2021 tarihinde Kuruma bildirildiğinden, bu döneme ilişkin 5510 sayılı Kanun'un 102/c-1 maddesi gereğince 6.439 TL idari para cezası uygulanarak 15.09.2021 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının bu idari para cezasına 17.09.2021 tarihinde itiraz ettiği, bu itirazın İdari Para Cezası Komisyonun 11.10.2021 tarihli karar ile işverenin Kurum sisteminde hata olduğunu bildirerek süresinde verilemediğini bildirdiğini ancak Kurum ile yapılan yazışmalarda teknik bir hatanın bulunmadığının bildirildiğini belirterek itirazın reddedildiği, bu kararın davacıya 30.11.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve eldeki davanın açıldığı, Mahkemece davaya bakmakla İdare Mahkemesi görevli olduğundan yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmış ise de verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. 2- Somut olayda davacı işverenin istemi " teşvikten yararlandırılmaması işleminin iptali" olup bu işleme esas idari para cezasının iptali için Antalya 5. İdare Mahkemesinin 26.05.2022 tarih 2021/1336 E. 2022/569 K. sayılı dosyası ile dava açtığı, yargılama sonucu Mahkemece "davalı idarece, davaya konu döneme yönelik aylık prim ve hizmet belgelerinin verilme süresinin 02.08.2021 tarihine uzatılmış olduğu, davacı şirket tarafından da muhtasar beyanname ile aylık prim ve hizmet belgesini birleştirerek muhtasar ve prim hizmet beyannamesi olarak tek bir beyanname şeklinde davalı ... bildirdiği görülmekle, anılan beyannamelerden birisi hakkında verilen erteleme kararının diğerini etkileyeceği açık olduğundan, kurumsal nitelikli şirketler yönünden aksi durumun hayatın olağan akışına aykırı olacağı anlaşıldığından, birlikte verilen muhtasar beyannamenin süresi dışında verildiğinden bahisle düzenlenen para cezasında ve bu para cezasına yapılan itirazın reddine yönelik davaya konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline kesin olmak üzere karar verilip idari para cezasının kaldırıldığı anlaşıldığından, isteme esas işlem konusunda İş Mahkemesi görevli olduğu halde İdare Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle verilen ret kararı hatalıdır. 3. Davacı işveren tarafından ayrıca, 5510 sayılı Kanun'un 102/m-4 maddesinden dolayı verilen idari para cezasının iptali için Antalya 4. İdare Mahkemesinin 2021/1246 E. 2022/312 K. sayılı dosyası ile dava açtığı, Mahkemece " Kurum sisteminde herhangi bir teknik sorun bulunmadığının bildirilmesi nedeniyle muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin süresinde verilmediği" gerekçesi ile davanın reddine kesin olmak üzere karar verildiği, davacı tarafından Antalya 1. İş Mahkemesinin 2021/716 E. sayılı dosyası ile prim teşvikinden faydalandırılmamasına ilişkin Kurum işleminin iptali için dava ikame ettiği ve davanın reddine karar verildiği, Eldeki davada ise Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de Kurumca yapılan bütün teşvikleri bünyesinde topladığı anlaşılan Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile maddenin 4 üncü fıkrasındaki hükmün iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanakların irdelenmesi ile beraber, teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından, ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvuru üzerine, işlem yapıp yapmadığı hususu ile teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli, davacı hakkında yapılan Kurum işleminin kaynağının Haziran 2021 dönemine ait muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin zamanında verilmemesinden dolayı tesis edilen işlem olduğu, idari para cezası hakkındaki işlemlerin eldeki davanın konusunu oluşturmayacağı hususları da dikkate alınmalı, Antalya 1. İş Mahkemesinin 2021/716 E. sayılı karar bekletici mesele yapılarak veya derdest ise birleştirilmesi hususu düşünülerek aynı tarihli işlemler nedeniyle dava sebebinin de aynı olduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken çelişki yaratacak şekilde karar tesisi bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...