Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/1654 E. 2023/2664 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1654
- Karar No
- 2023/2664
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/923 E., 2022/1714 K. ... ... KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/64 E., 2020/326 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.08.2009-30.10.2018 tarihleri arasında davalı işyerinde simsar olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı Kooperatifte çalışmasının olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının eylemli çalışmasının açıkça ortaya konulması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının 01.08.2009-31.12.2013 tarihleri arasına ilişkin tespit talebinin hak düşürücü süre nedeni ile 01.01.2014-30.10.2018 tarihleri arasına ilişkin tespit talebinin ise ispatlanamadığından reddine, " şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu istinaf dilekçesi ile özet olarak hak düşürücü süreden etkilenmeyen 01.01.2014-30.10.2018 tarihleri arasına yönelik çalışmalarının dinlenen tanık beyanları ile ortaya konulduğunu, davacının davalı işyerinde dolmuş hattının olduğunu ancak kendisine ait aracının olmadığını beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacı adına davalı işyerinden bildirilmiş hizmetlerinin bulunmadığı, istinaf konusu yapılan 01.01.2014-30.10.2018 tarihleri arasındaki döneme ilişkin davalı kooperatif kayıtlarının dosya arasına alındığı, davacının davalı kooperatif üyesi olduğu ve kooperatif nezdinde dolmuş hattının olduğu, davacının kendi nam ve hesabına çalıştığı, istinafa konu hak düşürücü süreden etkilenmeyen süre yönünden hizmet akdine dayalı çalışmanın dinlenen tanık beyanları ile ortaya konulamadığı, mahkemenin davanın reddine dair kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesine dayalı olarak; "Davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 inci maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile davacının davalı bünyesin de simsar olarak çalıştığının gerek davalı tanıklarının beyanları gerekse de davacı tanıklarının beyanları ile doğrulandığını, İlk Derece Mahkemesince tanık beyanlarının hükme esas alınmadığını, davacının hak düşürücü süreden etkilenmeyen 01.01.2014-30.10.2018 tarihleri arasındaki döneme ilişkin yapılan inceleme sonucunda; davacının davalı kooperatif üyesi olduğunun ve kooperatif nezdinde dolmuş hattının bulunduğunun tüm taraf tanıklarının beyanlarından ve davalı kooperatif yazı cevabından anlaşıldığını, davacının davalı kooperatifte hattı mevcut olup kanun metninde belirtildiği gibi kendine ait aracının mevcut olmadığını, kararın bu yönden de eksik incemeleye dayandığını beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesi, 3. 6100 sayılı Kanun'un 31 inci ile 124 üncü maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddelerinde, yönetmelikle belirlenen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca saptanamayan sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile kanıtlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmış olup anlaşılacağı üzere çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden bu maddeyle getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 2. Buna göre; ilgili kişi hakkında işe giriş bildirgesi düzenlenmediği, düzenlenmesine karşın yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, sigortalılık bildirimini içeren dönemsel sigorta primleri bordrosunun/aylık prim ve hizmet belgesinin hazırlanmadığı veya anılan süre içerisinde Kuruma teslim edilmediği, sigorta priminin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde Kurum görevlilerince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre içerisinde yargı yoluna başvurması zorunludur. 3. Bununla birlikte önemle vurgulanmalıdır ki değinilen kuralın tek istisnası, kamu kurum ve kuruluşlarında gerçekleşen hizmete ilişkin olarak, Kuruma aktarılmasa dahi işveren tarafından ödenen ücret/maaş üzerinden sigorta primi kesintisi yapılması olgusudur. Bir başka anlatımla, sözü edilen niteliğe sahip işyerinde çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin de belgelere dayandırılması asıl olduğundan, yukarıda açıklanan durumların hiçbiri gerçekleşmemiş olsa da Kuruma aktarılmamasına karşın işverence ilgiliye ödenen ücret/maaş üzerinden sigorta primi kesintisi yapıldığı takdirde hak düşürücü süreye ilişkin hüküm uygulanamaz. Belirtilmelidir ki, uygulama yapılırken, hizmetin ara vermeksizin kesintisiz gerçekleştiği durumlarda, çalışmanın sona erdiği (işten çıkış yapıldığı) yılın sonuna karşılık gelen 31 Aralık gününden başlayarak 5 yıllık sürenin hesaplanması gerekmektedir. 4.Eldeki dava dosyasında; ihtilaf konusu dönem içerisinde davacının 25.07.2009-10.08.2009 tarihleri arasında dava dışı ... İnş.Tem. Med. Gıda İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti adlı işyeri nezdinde, 09.04.2010-19.06.2010 tarihleri arasında dava dışı ... Turizm Nak. İnş. Tic. San. Ltd. Şti adlı işyeri nezdinde geçen çalışmalarının bulunduğu anlaşılmakla, davacının dava dışı işyeri nezdinde geçen çalışmasının gerçek ve eylemli bir çalışma olup olmadığı, çalışmanın niteliği (tam zamanlı- kısmi zamanlı), gerçek ve eylemli bir çalışma olmaması halinde bu hizmet sürelerini iptal etmek isteyip istemediği ve bu amaçla işvereni davaya dahil etmek isteyip istemediği açıklattırılmadan, yapılan işin niteliğine göre aynı anda iki işyerinde geçen çalışmanın mümkün olup olmayacağı değerlendirilmeden hak düşürücü süre yönünden dava tarihi esas alınarak varılan sonuç yerinde görülmemiştir. Gerçekten, hizmetin ara vermeksizin kesintisiz gerçekleştiği durumlarda, hak düşürücü süreden bahsedilemeyecektir. Bu noktada ihtilaf konusu tüm dönemde davacının davalı Kooperatifte simsar olarak geçen hizmetine ilişkin olarak çalışmanın niteliği (tam zamanlı- kısmi zamanlı ), gerçek ve eylemli olup olmadığının her türlü şüpheden uzak bir biçimde belirlenmesi gerekmektedir. 5. Mahkemece yapılması gereken iş, yukarıda açıklandığı şekilde davacıya dava dışı işyeri nezdinde geçen çalışmaları ve niteliği açıklatılmalı, bu işyerinde geçen hizmetlerini iptal etmek isteyip istemediği sorulmalı, hizmetin iptalini istemesi halinde, açılan hizmet tespiti davasının dava dışı işyeri sahiplerinin de hak alanını ilgilendirdiğinden ve davanın kamu düzenine ilişkin niteliği gereği H.M.K.124 üncü maddesi dikkate alınmak suretiyle, adı geçen işyeri sahibine karşı husumet yöneltmesi için davacıya mehil verilmeli, davaya katılımı sağlanan işyeri sahibinin göstereceği bütün deliller toplanmalı, yapılan işin niteliğine göre aynı anda iki işyerinde geçen çalışmanın mümkün olup olmayacağı tartışılmalı ve sonucuna göre bu işyeri öncesi talep edilen hizmet süreleri yönünden hak düşürücü süre yönünden bir değerlendirmede bulunulmalı, ihtilaf konusu dönem (01.08.2009-30.10.2018 tarihleri arasında) yönünden davacının davalı Kooperatifte hattının bulunduğu iddia edilmekle bulunması halinde davacıya ait vergi kaydı, ehliyet bilgileri, araç kaydı, trafik ceza tutanakları ilgili birimlerden getirilmeli, ihtilaf konusu döneme ait davalı Kooperatifin karar defteri getirtilerek davacının üyeliğinin hangi tarihte başladığı ve sona erdiği belirlenmeli, bulunması halinde davacının çalışmasına ilişkin herhangi bir kaydın bulunup bulunmadığı yönünde Koperatif karar defteri incelenmeli, davalı Kooperatifte çalışan minibüs hat sahipleri ile bu hatlarda (aynı duraklarda) şoför, kâhya (değnekçi) gibi çalışanlar ve komşu işyerleri sahipleri ile çalışanları ilgili sosyal güvenlik kurumu, emniyet, vergi dairesi, belediye, şoförler-minibüsçüler odasından tespit edilerek bu kişilerin duruşmalarda tanık sıfatıyla, çalışmanın gerçek bir çalışma olup olmadığı, çalışmanın niteliği (tam zamanlı- kısmi zamanlı) yönünde bilgi ve görgülerine başvurulmalı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sonucuna göre infaza elverişli bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...