Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/1432 E. 2023/10885 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklı Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1432
- Karar No
- 2023/10885
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklı Tazminat
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2922 E., 2022/2291 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 11. İş Mahkemesi SAYISI : 2013/341 E., 2022/482 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ile davalılardan ... Yapı Endüstrisi A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalılardan ... Yapı Endüstrisi A.Ş. vekili temyiz etmiş ve davalı ... Endüstriyel Çelik ve İnşaat Ürn. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından davacı vekilinin temyiz itirazlarına cevapla katılma yoluyla temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Davalı ... Endüstri ve Tic. A.Ş vekili temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasını talep etmiş olmakla; duruşma talebi kabul edilmekle taraflar için tayin edilen 07.11.2023 duruşma günü için yapılan tebligatlar üzerine duruşmalı temyiz eden davalı ... Endüstri ve Tic. A.Ş. adına Av. ... Hasgüller ile davacılar adına Av. ... ve davalı ... Endüstriyel Çelik ve İnşaat Ürn. San. ve Tic. Ltd. Şti. Adına gelen olmadığı mazeret bildirildiği görüldükten gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek, aynı gün yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili 06.06.2013 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi davalılar nezdinde çalışmakta iken 06.04.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde vefat ettiği, iş kazasının meydana gelmesinde davalıların kusurlu olduğu, murisin 1.150,00 TL ücret, 60,00 TL yol ücreti, AGİ ve 1 öğün yemek karşılığında çalıştığı belirtilerek eş ... ile çocukların her biri lehine 100,00 TL'şer maddi tazminat ile eş lehine 160.000,00 TL, çocukların her biri lehine 30.000,00 TL'şer manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, yargılamanın devamında 03.03.2022 tarihli dava dilekçesiyle maddi tazminat istemini eş ... için 413.380,99 TL'ye, çocuk Memiş için 3.582,42TL'ye, çocuk Sinan için 13.086,19 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP 1.Davalı ... Endüstriyel Çelik ve İnşaat Ürn. San. ve Tic. Ltd. Şti. cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen olayın iş kazası olduğuna dair tespit bulunmadığı, olayın meydana gelmesinde davalı şirketin kusuru olmadığı, davacıların murisi asgari ücretle çalıştığı belirtilerek açılan davanın reddi talep edilmiştir. 2.Davalı ...Ş. cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayla ilgili iş kazası tespiti bulunmadığı, davacıların murisi kalp krizi sonucu vefat ettiği, davaya konu olay iş kazası olmadığı, davacıların murisi asgari ücretle çalıştığı, her türlü tedbirin alındığı belirtilerek açılan davanın reddi talep edilmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı eş ... için 408,660,39 TL davacı ... için 3.582,42 TL, davacı ... için 13.086,19 TL destekten yoksun kalma tazminatının (maddi tazminat), kaza tarihi olan 06.04.2013 tarihinden itibaren; işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı eş ... için 30.000,00 TL davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL davacı ... 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.04.2013 tarihinden itibaren; işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ...Ş. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların ağır kusuru ile meydana gelen iş kazası neticesinde, müvekkil ... hayat arkadaşından, iki küçük erkek çocuğu hayatta rol modelleri olacak en önemli insandan, genç bir kadın çok sevdiği babasından yoksun bırakıldığını, duydukları üzüntünün, aradan geçen zamana rağmen azalmak yerine her geçen gün daha arttığını, İki küçük erkek çocuğu, önlerinde onlara örnek olabilecek, hayata karşı hazırlayacak babaları olmadan, kendi başlarına yol bulmak, küçük yaşlarda çalışmaya başlayarak annelerine destek olmaya çalışmaktan çocuk dahi olmaya dahi fırsat bulamadan genç birer insan olmak zorunda kaldıklarını, davacı ...'ın, her başı sıkıştığında yanına koştuğu, her zor durumda sığındığı babası olmadan, çocuklarını dede sevgisi göremeden büyütmek zorunda kaldığını, mahkemenin az miktarda manevi tazminata hükmetmesinin hakkaniyetli bir karar olmadığını, bilirkişi incelemesi esnasında müvekkil ...'ın ikinci kez evlenme ihtimali dikkate alınarak ve alınmayarak iki farklı seçenekte maddi tazminat hesabı yapıldığını düşük yapılan hesaplama üzerinden maddi tazminata hükmedildiğini iddia ile kararın davanın reddedilen kısımları yönünden kısmen kaldırılmasına, davanın tamamen kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kalp krizi gibi bünyesel faktörlerden kaynaklı olaylardan işverenin sorumlu tutulamayacağına dair yerleşik kararlar mevcut olduğu halde İlk Derece Mahkemesinin bu hususu görmezden geldiğini, Mahkemenin itibar ettiği bilirkişi heyeti raporunda kusur atfetme sebebi olarak gösterilen hususlar yönetmelikte veya kanunda yeri bulunmadığını, söz konusu işçinin vefatı sebebiyle SGK tarafında müvekkil firma ve diğer firma aleyhine ... Anadolu 21. İş Mahkemesi 2017/514 E. sayılı dosyası ile dava açılmış olup yapılan yargılama neticesinde davanın reddedildiğini, olay sonrasında ... Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2013/45362 Soruşturma Numaralı dosya ile soruşturma başlattığını ve yapılan tahkikat neticesinde; "Yapılan soruşturmada ... Alınan beyanlar, dinlenen tanık beyanlarından şüphelilerin kusurlu olduklarına dair herhangi bir işlemlerinin söz konusu olmadığı ayrıca maktulun Adli Tıp Morg İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 29.07.2013 gün ve 37304/1213 sayılı raporuna göre ölümün Kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu anlaşılmakla, kamu adına KYOK. " kararı verildiğini, 13.01.2021 tarihli raporda işçiye biçilen kusur oranı ile daha önce alınan raporlarda verilen oranlarla çelişmekte olup bu çelişkinin de giderilmesi gerekirken eksik ve hatalı inceleme yapılmış olması usul ve yasaya aykırı olduğunu, diğer davalı ile arada asıl-alt işverenlik ilişkisi bulunmadığını, husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müteveffa işçinin işvereni diğer davalı şirket olup, işvereni ile müvekkili anahtar teslimi şeklinde çalıştığından, davacıya dair bir görevlendirmesi ve talimatı bulunmadığını, müteveffa işçinin ağır kusurlu olup, bu anlamda da ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, ücretin tespiti kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerekmekle birlikte, ilk derece mahkemesinin ücretin davacının beyanı gibi kabul ederek fahiş bir tazminata hükmetmesinin kabul edilebilir olmadığını, müteveffanın bakiye ömür hesabının hatalı hesaplandığını, olaydan itibaren yaklaşık 9 yıl geçmiş olması sebebiyle belirlenen miktara, faiz hesabında anormal değerlere çıkabileceği göz önünde bulundurulmak suretiyle değerlendirme yapılması gerektiğini iddia ile kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "SGK kayıtları ve iş yeri özlük dosyası ve inceleme raporundan, davacılar murisi ...'in davalı iş yerinde çalışmakta iken 06.04.2013 tarihinde geçirdiği kalp krizine dayalı olarak vefat ettiği, ... Anadolu 19. İş mahkemesinin 2014/289 Esas 2015/68 Karar sayılı ve 05.12.2016 tarihinde kesinleşen 09.03.2015 tarihli ilamı ile davacılar murisi ...'in vefatı ile sonuçlanan 06.04.2013 tarihli olayın iş kazası olduğunu tespit edildiği görülmektedir. Davalı ..., Kusur oranının hatalı değerlendirildiğini ileri ileri sürmüştür. SGK tahkikat raporundan olayın hastalık olarak değerlendirilmesi sebebiyle kusur belirlemesi yapılmadığı görülmektedir. ... Anadolu 21. İş Mahkemesinin 2017/514 Esas sayılı rücuen tazminat talepli dosyada düzenlenen 12.09.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda olayın iş kazası olduğu tespit edilerek önlem almak suretiyle önüne geçilebilecek olay olmadığı gerekçesiyle kazalı ve davalı açısından %100 kaçınılmazlık ilkesinin uygulanması gerektiği, taraflara atfedilecek kusur bulunmadığı mütalaa edilmiştir. Mahkemece seçilen ve uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyeti 30.01.2021 tarihli raporunda 2009 tarihli İl Sağlık Müdürlüğünce düzenlenen sağlık raporunda haricen problem olmadığının belirtildiğini ancak inşaatta çalışacakların almaları gereken sağlık raporunun örneği olmadığını, uygun sağlık raporu alınmadığını, müteveffanın iş yeri hekim veya diğer sağlık personelinin düzenlediği sağlık raporu kapsamında uygun olduğu işte çalıştırılması gerektiği halde alt işverenin bu hususlara riayet etmediğini risk faktörlerini belirlemediğini, iş sağlığı ve güvenliği hususlarında eğitilip bilgi sahibi olduğuna ilişkin katılım belgesi düzenlenmediğini davalılar asıl ve alt işverenin iş kazası olayında birinci derecede ve %70 oranında kusurlu olduklarını, kendisine kronik iskemik kalp hastalığı tanısı konulan müteveffanın ise can emniyetini gözeterek hareket etmemesi üzerine %30 oranında kusurlu olduğunu mütalaa ettikleri görülmektedir. İtiraz üzerine Mahkemece 2. bilirkişi heyeti oluşturulmuş, düzenlenen 13.01.2021 tarihli heyet raporunda dosyadaki belgeler değerlendirildikten sonra müteveffaya şantiyede ilk yardım yapıldığına dair bir bilgi bulunmadığı ve ambulansın gelişinin yol şartları ve şantiyenin uygun olmaması sebebiyle gecikmesi, kazazedenin belli bir noktaya kadar diğer çalışanlar tarafından taşınması hususuyla tüm etkenler değerlendirildikten sonra kazanın meydana gelmesinde davalı asıl işveren Simpaş'ın %15, davalı alt işveren ...'nin %25, kazazedenin %10 oranında kusurlu oldukları, bünyesel faktör ve kötü tesadüf etkisinin olayın meydana gelmesinde %50 oranında etkili olduğu yolunda görüş belirtildiği, rücu dosyasındaki raporun tartışıldığı, çelişkinin giderildiği, itiraz üzerine aynı heyetten ek rapor alındığı ve 17.05.2021 tarihli ek raporda kök rapordaki kanaatin devam ettiğinin belirtildiği görülmektedir. Her ne kadar rücu dosyasındaki bilirkişi raporu mahkemece alınan bilirkişi raporları arasında çelişki mevcut ise de dosyadaki deliller değerlendirildiğinde 2. bilirkişi heyeti raporunun denetime müsait şekilde hazırlandığı olayın meydana gelişi, önceki durum ve kazanın oluşumunu etkileyecek faktörler ile davalıların sorumluluk durumları ile kaçınılmazlık durumlarının yasal dayanakları ile sağlık bilgileri irdelenmek suretiyle sonuca varıldığı, ek raporda itirazların çelişkilerin değerlendirildiği hususları göz önüne alındığında 2. heyet raporunun karara dayanak teşkil edecek şekilde olduğu, mahkemece kaçınılmazlık durumunun Yargıtay içtihatlarına uygun olarak taraf kusurlarına ilave edilmek suretiyle değerlendirme yapılmasının isabetli olduğu, davalı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının ise yerinde olmadığı görülmektedir. Davacı taraf, manevi tazminatın az takdir edildiğini, davacı ... için maddi tazminatın hatalı hesaplandığını iddia etmektedir. İş kazasının meydana geliş şekli, tarafların kazadaki kusur oranları, kaçınılmazlık faktörü, tarafların ekonomik ve sosyal durumları gibi sebepler değerlendirildiğinde davacılar lehine takdir edilen manevi tazminat miktarlarının hak ve nesafet kurallarına uygun olduğu, davacı Kezban yönünden aktüerya bilirkişisince hesaplanan maddi tazminatın doğru hesaplandığı, davacı ...'in tespit edilen evlenme ihtimalinin de makul olduğu, davacı tarafın bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı görülmektedir. Davalı ..., asıl / alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Kesinleşen iş kazası tespitine ilişkin ... Anadolu 19. İş Mahkemesinin 2014/289 Esas sayılı dosyasında davalı ... ve Ticaret A.Ş'nin taraf olduğu, iş kazası tespitinin bu davalı yönünden de kesinleştiği gibi dosyadaki deliller ve tanık beyanlarından davalı ... şirketinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci maddesi kapsamında asıl işveren konumunda olduğu, iş kazasına dayalı tazminatlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olması nedeniyle husumet itirazının ve bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı ..., ücretin hatalı alındığını, tazminatın hatalı hesaplandığını ve faizin hatalı işletildiğini iddia etmektedir. Davacı taraf beyanı ile davalı savunmasında müteveffanın ücreti ile ilgili ihtilaf bulunması sebebiyle mahkemece emsal ücret araştırması yapılmış, sendika ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığından gelen yazılar ile maaşının asgari ücretinin bankaya yatırıldığı bakiyesinin elden ödendiği yolundaki tanık beyanı nazara alındığında müteveffanın aylık net ücretinin 1.150 TL kabul edilerek agi yol ve yemek katılmak suretiyle kazancının net 1.467,43 TL olduğunun kabulü ile bu ücret esas alınarak yapılan tazminat hesaplaması dosya içeriğine uygundur. Hükmedilen tazminat miktarının kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi de doğru olup davalı ...'ın bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir." gerekçeleriyle "Davacılar ve davalı ...Ş. vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine," karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılardan ... Yapı Endüstrisi A.Ş. vekili temyiz etmiş ve davalı ... Endüstriyel Çelik ve İnşaat Ürn. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından davacı vekilinin temyiz itirazlarına cevapla katılma yoluyla temyiz başvurusunda bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatların az olduğunu, eş için evlenme indirimi yapılarak maddi tazminat belirlenmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kalp krizinde bünyesel faktörün tam etkisinin olduğunu, Ani kardiyak ölüm niteliğinde olduğundan müvekkilinin önlem almasının beklenemeyeceğini, Cuhuriyet Savcılığı dosyasında müvekkili şirket yetkilileri hakkında takipsizlik kararı verildiğini ve SGK tarafından açılan rücu davasının reddolduğunu, kusur raporlarının bu dosya içerisinde ve rücu davasındaki raporlarla çelişkili olduğu gibi SGK müfettişi raporuyla da çelişkili olduğunu, bünyesel faktörden %60 oranında müvekkilinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, asıl – alt işveren ilişkisi olmadığını işin anahtar teslim olduğunu, müteveffanın 3 ay önce kendisine konulan kalp hastalığı teşhisini işveren bildirmediğinden kabul edilenden daha fazla kurlu olduğunu, SGK kayıtlarına göre asgari ücretin dikkate alınması gerektiğini, vasıfsız işçi için yüksek ücret kabul edildiğini, yemek ve yol ücretine dair delil olmadığını gelirlerin doğru mahsup edilmediğini, davacı eş için yeniden evlenme oranının ve hesap raporunda bakiye ömür hesabının hatalı olduğunu, destek pay hesabının hatalı olduğunu, manevi tazminatlar fahiş olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemli davası kapsamında tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip olup olmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 366 yollamasıyla uygulanan 348 inci maddesi ve 369, 370 ve 371 inci maddeleri ile "Taraf ve Dava Ehliyeti" açısından aynı Kanun'un 50 ve 51 inci maddeleri "Dava şartları ve incelemesi" açısından aynı Kanun'un 114 ve 115 inci maddeleridir. 3. Değerlendirme 1. Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. 2.Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, ( o davada davacı sıfatının kime ait olacağı ) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. 3.Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, ... 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder ( Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, ... 2000, s.288).Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde yapılması gereken iş; anılan HGK kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir. 4.Somut olayda, internet ortamından da ulaşılabilen Türk Ticaret Sicili Gazetesinin 21.02.2019 tarihli nüshasında ... Ticaret Sicil Müdürlüğünden yapılan ilana göre davalı (Tasfiye Halinde) ... Endüstriyel Çelik ve İnşaat Ürn. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 01.02.2019 tarihli şirket genel kurul kararına istinaden tasfiyeyi takiben terkinin talep edildiği, Ticaret Sicil Müdürlüğüne 15.02.2019 tarihinde tescille beraber ticaret sicilinden terkin olduğu, dava dosyası kapsamında anılan şirketin bu dava dosyası nedeniyle ihya edildiğini gösterir mahkeme kararının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. 5. O halde Mahkemece, davalı şirketin bağlı olduğu ... Ticaret Sicil Müdürlüğünden davalı şirketle ilgili anılan terkin kaydının var olup olmadığı usulünce araştırılıp, söz konusu durumun varlığı halinde yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı tarafa iş bu davalı ... ihya etmesi için dava açmak üzere önel vermek, iş bu ihya davası sonucuna göre anılan davalı yönünden usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanarak yargılama yapılması gerekirken, tüzel kişiliği ortadan kalkan şirkete karşı yargılama yapılarak yazılı şekilde karar tesisi hatalı olmuştur. 6. İlk Derece Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 7. O halde, HMK'nun 369/1 inci maddesi kapsamında kanunun emredici hükmüne aykırı görülen yukarıda işaret olunan hususlar dikkate alınarak temyiz eden taraf vekillerinin bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, 4. Dairemizde icra edilen duruşmada davacılar ve davalı ...Ş. kendisini vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı ...Ş.'den tahsili ile davacılara verilmesine, 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin de davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı ...Ş.'ye verilmesine, 5. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.