Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/12159 E. 2023/11994 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/12159
- Karar No
- 2023/11994
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/219 E., 2023/44 K. KARAR : Karar verilmesine yer olmadığıra Taraflar arasındaki 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvikten faydalandırılma ve davalı kuruma fazladan ödenen primlerin faizi ile birlikte iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece, bozmaya uyularak, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Mahkemece verilen karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelenerek, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı şirketin 4.96.05.01.01.1196736.006 SGK sicil numarası ile 05.01.2011-31.12.2011 tarihleri arasında Karayolları 4. Bölge Müdürlüğünün genel temizlik hizmeti işini ifa ettiğini, bu dönemlerde çalıştırdığı personelin SGK primleri işveren hissesini tam olarak ödendiğini, 5510 sayılı Kanun'un 81/1 maddesinde belirtilen şartları haiz olan işverenlerin malullük yaşlılık ve ölüm sigortaları işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutarının hazinece karşılanır hükmünü getirdiğini, davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81/1 maddesinde belirtilen şartları haiz olduğu halde davalı kurumca 5 puanlık indirim yapılmadan,tam tahsil edildiğini, iade edilmediğini belirterek ödenmeyen tutarlardan fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000 TL'nin tamamına kesilme tarihinden itibaren kademeli uygulanacak avans faizi ile tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında yapılan kurum işlemlerinin yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkeme, ilk bozma öncesi ilk kararında; "...Davanın ıslah doğrultusunda kabulü ile; toplam 9.251,26 TL alacağın kesintilerin yapıldığı ayı takip eden aybaşından itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine..." dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1.Mahkemenin ilk bozma öncesi ilk kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin, (21HD) ilk bozma ilamında özetle: "...Somut olayda 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) bendindeki düzenlemeye göre; aynı yasanın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı çalıştıran işverenlerce ödenecek primin işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarı Hazine tarafından karşılanacağından, gerek bu tutarın Hazinece karşılanmaması, gerek işverenin bu tutarı davalı Kuruma ödemiş olması, gerekse de ihale makamınca işveren şirketin hak edişlerinden, sigorta primi işveren hissesinin, %5 puanlık muafiyet indirimi yapılmadan tümüyle kesilmesi durumunda sebepsiz zenginleşen Hazine olacaktır. Bu durumda husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekir. Hal böyle olunca mahkemece, davanın pasif husumet (davalı sıfatı) yokluğu nedeni ile reddi gerekirken bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile işin esasına yönelik olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." denilerek karar bozulmuştur. B.Mahkemece 1 inci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilk bozma sonrası verdiği ikinci kararı ile;"..06.05.2015 tarihli kararda direnilmesine, davanın kabulü ile, 9.251,26 TL alacağın kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren ay be ay işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,.." dair karar verilmiştir. C.2 nci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin ilk bozma sonrası verdiği ikinci kararına karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin (21 HD.) verdiği ikinci bozma ilamı ile; "...Mahkemece verilen direnme hükmünün yerinde bulunduğu anlaşıldığından Dairemizin mahkemenin anılan kararının bozulmasına ilişkin 26.11.2015 gün ve 2015/18630 Esas ve 2015/21200 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, 2-Dava; davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi gereği %5 puanlık teşvik indirimden yararlandırılması ve fazla ödenen primlerin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın kabulü ile; 9.251,26 TL alacağın Kurum'a yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren ay be ay işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. 27.03.2018 günlü 30373 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci maddesi ile prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanabileceği halde yararlanmayan işverenlere belirlenen şartlarda prim teşviki, destek ve indiriminden istifade etme imkanı tanınmıştır. Ek 17 nci maddede aynen; “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır. Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır." şeklinde düzenleme getirilmiştir. Yapılacak iş, İlk derece Mahkemesince Kurumdan davacının yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek madde 17 hükmüne göre başvurusu bulunup bulunmadığı sorularak anılan yasa maddesi kapsamına göre değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir." denilerek karar 2. kez bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince 2 nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin ikinci bozma sonrası verdiği üçüncü kararı ile; "...Yapılan yargılama, incelenen belgeler, denetime elverişli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından; Davanın yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 81/1 maddesinde; özel sektör işverenlerinin primlerinde işverinin hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutarı hazinece karşılanacağı hükmüne yer verilmiş olup, davacı şirketin 5 puanlık indirimden yararlanma şartları haiz olduğu, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayıp 5510 sayılı Kanun'un 81/1 inci maddesi uyarınca uzun vadeli sigorta kolları işveren prim payının 5 puanlık kısmı hazinece karşılanmakta olup yasa koyucunun bu indirimle güttüğü amaç; özel sektör işverenlerince üretilen mal ve hizmetlerin kısmen de olsa maliyetini düşürmek, rekabet olanağını sağlamak ve işverenlerin prim ödemeye teşvik etmektir. Yerleşik yargı kararları 5 puanlık indirimden yararlanma şartlarına haiz olan işverenlerin, işveren prim payının 5 puan karşılığının hazinece karşılanacağı ve 5 puan karşılığı prim tahsilatlarının ihale makamı veya kurumca kesilip iade edilmemesi halinde bu tutarın yasal faiziyle birlikte işverene iadesi gerektiği yolundadır. Bu sebeple Hazinece karşılandığı halde davacı şirketin davalı kuruma ödemek zorunda kaldığı işveren prim payının %5 puan karşılığından alacağı bulunduğu, hükmü esas alınan 20.01.2015 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalar ve 14.02.2015 tarihli ıslah dilekçesi göz önünde bulundurulmak suretiyle Davanın kabulü ile; 9.251,26 TL alacağın Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren ay be ay işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,...." dair karar verilmiştir. E. 3 üncü Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin ikinci bozma sonrası verdiği üçüncü kararına karşı davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile: "...Eldeki davada ise, Ek 17 nci maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte “5510 sayılı Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin ikinci veya üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...." denilerek karar 3. kez bozulmuştur. F. İlk Derece Mahkemesince 3 üncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Mahkeme tarafından bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırmada Rüzgarlı Sosyal Güvenlik Merkezi’nin 24.06.2022 günlü yazısında; 1196736.06 sicil sayılı davacı şirkete ait işyeri ile ilgili olarak 2011/1 ve 2011/2 dönem 5 puanlık indirimden kaynaklanan 9.351,26 TL prim alacağı olduğu, Türkiye genelinde yapılan sorgulamada şirketin 1254588.06 sicil sayılı işyerinin borcu olmakla bu tutarın anılan dosyaya gönderildiği, Müfredat kartında yer alan 5510 Kİ ibaresinin 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan kanuni indirim anlamına geldiğinin belirtildiği, 12.11.2018 günlü yazı ile dava davacı vekiline 31.05.2018 günlü talebe karşılık alacağın ödenmesini istediği ancak bu tutarın 1254588.06 sicil sayılı işyeri dosyasına gönderildiğinin belirtildiği, Emanet Aktarma Raporunda da 2011/1 aya ait 4.450,13-TL, 2011/2 aya ait 4.901,13 TL'nin Kuruma ödenme tarihleri esas alınarak 1254588.06 sicil sayılı dosya borcuna aktarılmış olduğu, her iki işyerinin de davacı şirket adına kayıtlı olduğu belirtilmiştir. Davacının 2011/1 ve 2011/2 ay yönünden davacının 5510 sayılı Kanun'un 81/ı bendine göre talep edebileceği tutar, 1. ay için 4.450,13 TL, ikinci ay için 4.901,14 TL olup, bu tutarlar dava açıldıktan sonra 12.11.2018 günlü işlem ile indirimden yararlanabileceği kabul edilerek iade pirim olarak belirlenmiş ve işverenin başka bir işyeri borcuna aktarılmıştır. Ayrıca 5510 sayılı Kanun'un Ek Madde 17 4 üncü fıkrası Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş ise de Kurum tarafından davacının talebi kabul edilerek işlem yapılmış olup ve bu noktada dava konusuz kalmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın konusuz kaldığı kabul edilerek, karar verilmesine yer olmadığına,.." dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... ise, verilen kararın hatalı olduğunu, esasen davalı Kurumca davacı hakkında yapılan işlemlerin yerinde ve hukuki mevzuata da uygun olduğunu buna göre davanın reddi gerektiğini belirterek, kısmen kabul kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı Kurumca yapılan sosyal güvenlik destek primi tahakkukuna dair işleminin yerinde olup olmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile birlikte 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile birlikte aynı Kanun'un ek 17 nci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, bu aşamadan sonra da anayasaya aykırılığı tespit ile iptal edilen bu fıkraya dayalı olarak verilmiş olan kararlar da dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte oluşan bu yeni durum ve maddenin tüm hükümleri ile birlikte yeniden değerlendirilmesi için bir kez daha bozulmuş, böylece 4 üncü fıkrada yer alan “görülmekte olan davalar” yönünden yapılan bu yeni düzenleme ve aynı maddenin 3 üncü fıkraya yaptığı yollama nedeniyle 3 üncü fıkra içerisinde getirilen davalı Kuruma yönelik ödeme yükümlülüğü karşısında, bu hükümlerin uyuşmazlığın çözümünde uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gelinen son aşamada, eldeki dava bakımından irdeleme yapılacak olursa, ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrasında yer alan kuralın, “mahsup veya iade edilme yönünden üçüncü fıkra hükümlerine yaptığı atıftan dolayı ödemelerin üç yıla yayılacağını öngörmesinin, faizin başlama tarihi ve ödeme için öngörülen süre göz önünde bulundurulduğunda kuralın mülkiyet hakkını sınırladığı ve yapılan bu sınırlamanın orantısız ve aşırı olduğu, hak arama hürriyeti çerçevesinde dava açan kişilerin mahkemelerden adil yargılanma hakları gereği uyuşmazlığı bitirecek şekilde gerekçeli karar elde etme haklarının bulunduğu, yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte, taraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına engel olan düzenlemelerin kişilerin karar elde etme hakkı ile birlikte sonuçları bakımından da kişilerin mülkiyet haklarının ölçüsüz şekilde sınırlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan maddeye dayalı olarak verilen kararlar da hukuka aykırı nitelikte olup, özellikle ek 17 nci maddenin 3 üncü fıkrasında yer alan düzenlemenin de mevcut bir dava olmaksızın prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılmasını düzenlemesi, başka bir deyişle davasız başvuru halinde, kuruma getirilen ödeme yükümlülüğünün çerçevesinin düzenlendiği hususu ile Anayasa Mahkemesi kararının 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra, mahkemelerce iptal edilmiş olan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ve bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3 üncü fıkrasının da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünüldüğünde, eldeki dava bakımından teşvik indirimine ilişkin uyuşmazlığın kaynağı olan temel yasa maddesi, yani 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinin davanın yasal dayanağı olarak kabul edilmesi ve bu maddedeki koşulların irdelenmesi ile bu madde çerçevesinde uygulama yapılması gerekli olup, mahkemece bu yönde yapılan irdeleme ve değerlendirme yerindedir. 2.Diğer taraftan, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir. 3.Ne var ki eldeki davada, davacının talebini ıslah yolu ile 2011 yılı 1 inci ve 2 nci aylara hasrettiği, Dairemiz geri çevirme kararından sonra da, Kurumun verdiği cevabi yazıdan, davacı şirketin zaten dava öncesinde 2011 yılı 1 ve 2 nci aylarından 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümlerinden faydalandırıldığının belirtilmesi ve müfredat kartlarından da bu durumun varlığının anlaşılması karşısında, davacının talebinin reddi gerektiği hususunun gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.