Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/12082 E. 2023/11594 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/12082
Karar No
2023/11594
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/49 E., 2023/121 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, 01.05.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti ile hak edilen aylıkların yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30.07.1971 doğum tarihli davacının 15.08.1989-14.03.2008 tarihleri arasında Türk Hava Kuvvetlerinde muvazzaf subay olarak görev yaptığını, yıpranma payı olarak 3 yıl, 10 ay, 15 gün fiili hizmet zammı (FHZ) bulunduğunu, takiben ... sicil numarasıyla 02.03.2009 tarihinde 4/a kapsamında çalışmaya başladığını, davacının hizmet birleştirmesi yapılarak tarafına yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin 27.04.2018 tarihli talebinin, davalı kurumun 11.05.2018 tarih ve 4162550 sayılı yazısıyla tahsis talebinin usul ve yasal mevzuata aykırı olarak red edildiğini beyanla davacının 3 yıl, 10 ay, 15 günlük FHZ süresinin hizmet başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden indirilerek müvekkilinin, talep tarihini takip eden 01.05.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile 01.05.2018 tarihinden itibaren hak etmiş olacağı aylıkların, hak ediliş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının istifa ettiği tarihe kadar 4/c kapsamında bu tarihten sonra 4/a kapsamında sigortalı olduğunu hizmetlerinin birleştirilmesi halinde fiili hizmet zammının eklenmesinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, bozmadan önceki kararı ile "...Tüm dosya kapsamından, toplanan delillerden, dosya kapsamıyla uyumlu bilirkişi raporundan, davacıya 2829 sayılı Kanun gereği tüm hizmetlerin birleştirilmesi suretiyle 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-F maddesine göre tahsis talep tarihi olan 27.04.2018 tarihini takip eden 01.05.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği kanaati ile:davacının davasının kabulü ile davacının 01.05.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin istenildiği şekilde uygulanabilmesinin mümkün olmadığını buna göre davanın reddi yerine kabulüne dair verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi bozma öncesindeki kararı ile "..,Somut olayda, davacının 23.05.2002 tarihine kadar 3 yıl 1 ay öğrencilik, 9 yıl 8 ay 8 gün muvazzaf subaylık ve bu süreyle orantılı olarak (2 yıl 5 ay 2 gün) fiili hizmet süresi zammı bulunduğu 23.05.2002 tarihindeki tüm hizmetinin 15 yıl 2 ay 10 gün olduğu ve 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B bendinin (g) alt bendine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 50 yaş ve 5375 gün primi bulunması halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı, tahsis talep tarihi itibariyle sigortalılık süresi ve prim gün sayısı koşulunu sağladığı, 50 yaşını 30.07.2021 tarihinde dolduracağı, 5434 sayılı Kanun'un 205/son ve 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi gereğince fiili hizmet süresi zammının tamamının yaş haddinden indirilmesi gerektiği, buna göre, 15.09.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı koşullarını sağlamış olup 27.04.2018 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebine istinaden 01.05.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece dayanak alınan bilirkişi raporunda ve kararın gerekçesinde yaşlılık aylığı koşulları hatalı tespit edilmiş ise de "01.05.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine" karar verilmesi isabetlidir. Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında, gerekçeli kararda yaşlılık aylığı koşullarının hatalı tespit edildiği görülmekle birlikte İlk Derece Mahkemesi kararının sonucu itibarıyla hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri gözetilerek yapılan istinaf incelemesine göre davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar vermiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya konu kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin, bozma kararında: "..2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesindeki; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.” hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik Kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir. Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir." denilerek karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2022/13466 esas, 2022/15866 karar sayılı ilamı ve daha bir çok aynı yöndeki içtihatlarında da " Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması," gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay'ın ilgili ilamı da dikkate alındığında, davacının yargılama sırasında emekliliğe hak kazandığı anlaşıldığından bilirkişi tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınmamıştır. Dosyadaki belgeler ile Yargıtay'ın yukarıda belirtilen ilamı da dikkate alınarak; davacının tahsis talep ettiği tarihle bağlı kalınmayarak, davacının 15.09.2018 tarihinde, yargılama devam ederken emekliliğe hak kazandığı, diğer aylık bağlanması için gereken şartları da sağladığı buna göre de emekliliğe hak kazandığı tarih olan 15.09.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına müstahak olduğunun tespitine, aksine kurum işleminin iptaline, davacının mahrum kaldığı aylıkların 16.12.2018 tarihinden başlamak üzere ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde karar tesis edilmiştir. Yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Davanın kısmen kabulü ile davacı ...'in 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespiti ile davacıya 15.09.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, ödenmeyen aylıkların 16.12.2018 tarihinden itibaren işleyen yasal faizleriyle birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine...", dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın tümden reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği ve tahsis şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılama ve davacı hakkında tahsis şartlarının belirlenmesine dair uygulama yerinde ise de, aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum'un, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (örneğin 01.01.2019 tarihine göre 01.04.2019 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1.Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazının aşağıdaki bent kapsamında kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının Hükmün 1 inci bendinin tamamen silinmesi ile yerine “1-Davanın kısmen ile davacıya 01.10.2018 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanması ve hak edilen aylıkların 01.01.2019 tarihi başlangıç kabul edilerek, her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine” kelimelerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12082, K. 2023/11594, T. 21.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-12082-e-2023-11594-k-8619bb46b064