Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11916 E. 2023/11980 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11916
Karar No
2023/11980
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/26 E., 2023/131 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4447 Sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair, karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı işsizlik sigorta kanuna eklenen geçici 10 uncu madde ve Sosyal Sigortalar İşlemleri Yönetmeliği md. 103/4f hükümlerine dayanak 2011/6-12 arası, 2012/1-12 arası, 2013/1-12 arası, 2014 yılı 1-12 arası, 2015 yılı 1-12. aylar arası ile 2016 yılı 1-9 uncu aylar arası aylarına ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya çeşitli tarihlerde her bir işlem için ayrı ayrı olmak üzere başvurularının davalı Kurum tarafından 2015/10 sayılı Genelge gerekçe gösterilerek reddedildiğini, başvuru dilekçelerinin hukuka uygun olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından kuruma verilen dilekçenin 6111 sayılı Kanunla yapılan sigorta prim desteği düzenlemelerinin uygulanmasına esas olmak üzere başvuru tarihinde 2011/45 sayılı genelgenin yürürlükte olduğunu, bu genelgenin "4.1.1 Destekten yararlanılabilmesi için gerekli genel şartlar" başlığı altında (g) bendinde " Aylık prim ve hizmet belgesinin Kurumumuza yasal süresi içinde gönderilmesi" bölümünde " 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilmesi için 6111 Kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süre içinde kuruma verilmiş olması gerekmektedir." hükmünün bulunduğunu bu nedenlerle de yersiz ve haksız açılmış olan davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, ilk kararı ile davacı tarafından 17.11.2016 tarihli yazı ekinde iptal ve ek nitelikteki aylık hizmet belgelerini vermiş olduğu, Kurumun 2015/10 sayılı genelge ile davacının işveren prim teşviğinden yararlanma hakkının sınırlandırıldığı, bu nedenle yasadaki düzenlemeye ve hakların yarışması ilkesi gereğince aynı konuda mevcut teşvik primi düzenlemesinden şirket için en avantajlı olanını seçme hakkının mevcut olduğu, sehven diğer düzenlemeye göre yapılan başvurunun sonradan düzeltilmesini talep etme hakkını engelleyecek herhangi bir yasal düzenlemenin bulunmadığından kurumun davacının 17.11.2016 tarihli dilekçesi yaptığı başvurunun işleme alınarak SSİY nin 103/4 üncü maddesinde düzenlenen, daha önce Kuruma belge türü veya kanun numarası hatalı seçilerek verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerine ilişkin düzeltme amaçlı olarak yasal süresi dışında verilen aylık prim ve hizmet belgeleri, düzeltme ile fiili hizmet süresi zammı kazandırma hali hariç, belgede kayıtlı sigortalılar ve bu sigortalıların prim 5 ödeme gün sayısı ile prime esas kazanç tutarının aynı olması kaydıyla, ayrıca incelemeye gerek kalmaksızın işleme alınır hükmü gereğince 6111 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi ile 4447 sayılı Kanun'un eklenen geçici 10 uncu maddesinden yararlanması yönündeki başvurusunun işleme alınması gerektiği ve aksi yöndeki 18.11.2016 tarihli ve 15805380 sayılı kurum işleminin yerinde olmadığı, davacının Kurum kayıtlarına 17.11.2016 tarihinde giren dilekçesi ile kuruma yaptığı başvurunun işleme alınarak, davacının 6111 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi ile 4447 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10 uncu maddesindeki teşvik indiriminden yararlanmasına yönelik başvurusunun hukuka uygun olduğu ve aksi yöndeki 18.11.2016 tarihli ve 15805380 sayılı Kurum işleminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; 18.11.2016 tarihli ve 15805380 sayılı, davacı şirketin yasal olarak yararlanma hakkı olan işveren primi teşvikinden yararlanmasını engelleyen Kurum işleminin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacı şirketin 17.11.2016 tarihli dilekçesi ile Kuruma yaptığı başvurunun işleme alınarak, davacının 6111 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi ile 4447 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10 uncu maddesindeki teşvik indiriminden yararlanmasına yönelik başvurusunun hukuka uygun olduğu kanaati ile davanın kabulü ile davalı Kurumun davacının başvurusu üzerine vermiş olduğu 18/11/2016 tarih 15805380 sayılı işlemin iptaline, davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanuna eklenen geçici 10 uncu maddedeki sigorta primi teşvikinden, 2011 yılının 6,7,8,9,10,11,12. aylarına, 2012 yılının 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12. aylarına, 2013 yılının 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12. aylarına, 2014 yılının 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12. aylarına, 2015 yılının 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12. aylarına, 2016 yılının 1,2,3,4,5,6,7,8,9. aylarına ait yararlanmaya yönelik 17.11.2016 tarihli başvurusunun işleme alınmasının gerektiğinin tespitine, dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, uyuşmazlığın Kurumun teşvik uygulamalarından daha avantajlı olanından geriye doğru yararlanıp yararlanamayacağı noktasında toplandığı, söz konusu genelgenin işverenin avantajlı teşvik uygulamasından yararlanmasını kaldırmadığını, birden fazla teşvik uygulaması varsa birisinin seçilmesi ve uygulanmasına ilişkin genelge olduğu, Kurum işleminin davacının tercihi doğrultusunda yapıldığı ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılması talebiyle istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin, bozmaya konu kararı ile,Somut olayda; davacı şirketin 4447 sayılı Kanun'a 6111 sayılı Kanunla eklenen geçici 10 uncu maddesi ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 103/4. fıkrası uyarınca prim teşvikinden yararlanma talebinde bulunmuştur. Daha önce 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi uyarınca prim teşvikinden yararlanmanın 4447 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinde yer alan teşvikten yararlanmak için başvuruda bulunulmaya engel olmayacağı açıktır. Davacının mükerrer olarak teşvikten yararlanma talebi de söz konusu değildir. Yasal düzenleme karşısında kurum içi genelgenin davacı şirket için bağlayıcı olması söz konusu olamaz. Hal böyle olunca; dava konusunun, “davacının 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden yararlanmaya yönelik talebinin işleme alınmamasına ilişkin 18.11.2016 tarih ve 15805380 sayılı kurum işleminin iptali istemi olmasına, mahkemece bununla sınırlı hüküm kurulmuş bulunmasına, istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve özellikle davacının 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinin aradığı yararlanma koşullarını taşıyıp taşımadığının, işleme alınacak taleple birlikte Sosyal Güvenlik Kurum tarafından değerlendirilmesinin mümkün bulunmasına göre, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, dair karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin bozma kararında "...4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerinden faydalandırılma istemi ile 13.01.2017 tarihinde açılmış eldeki davada, mahkemece verilen ilk karar ile davanın kabulüne dair karar verilmiş, bu kararın temyizi aşamasında ise 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş ve dairemizce anılan ek 17. madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına dair karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, mahkemece dikkate alınan bozma ilamı ve 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. - 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir. Denilerek karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin 2011 yılı 6 ile 12. ayları, 2012 yılı 1 ile 12 ayları, 2013 yılı 1 ile 12. ayları, 2014 yılı 1 ile 12. ayları, 2015 yılı 1 ile 12. ayları, 2016 yılı 1 ile 9. aylarına ilişkin olarak 6111 sayılı Kanun'la getirilmiş olan işveren primi teşvikinden yararlanmak üzere ... Sosyal Güvenlik Merkezi'ne yaptığı başvurunun, söz konusu Genelge'ye istinaden Kurumun 18.11.2016 tarih, 49541817-1092228.41-15805380 sayılı işlemi ile reddedildiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi Türkan Keskin tarafından düzenlenen 05.06.2017 havale tarihli dosya kapsamına uygun, denetime elverişli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafından 17.11.2016 tarihli yazı ekinde iptal ve ek nitelikteki aylık hizmet belgelerini vermiş olduğu, Kurumun 2015/10 sayılı genelge ile davacının işveren prim teşviğinden yararlanma hakkının sınırlandırıldığı, bu nedenle yasadaki düzenlemeye ve hakların yarışması ilkesi gereğince aynı konuda mevcut teşvik primi düzenlemesinden şirket için en avantajlı olanını seçme hakkının mevcut olduğu, sehven diğer düzenlemeye göre yapılan başvurunun sonradan düzeltilmesini talep etme hakkını engelleyecek herhangi bir yasal düzenlemenin bulunmadığından kurumun davacının 17.11.2016 tarihli dilekçesi yaptığı başvurunun işleme alınarak SSİY nin 103/4 üncü maddesinde düzenlenen, daha önce Kuruma belge türü veya kanun numarası hatalı seçilerek verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerine ilişkin düzeltme amaçlı olarak yasal süresi dışında verilen aylık prim ve hizmet belgeleri, düzeltme ile fiili hizmet süresi zammı kazandırma hali hariç, belgede kayıtlı sigortalılar ve bu sigortalıların prim 5 ödeme gün sayısı ile prime esas kazanç tutarının aynı olması kaydıyla, ayrıca incelemeye gerek kalmaksızın işleme alınır hükmü gereğince 6111 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi ile 4447 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10 uncu maddesinden yararlanması yönündeki başvurusunun işleme alınması gerektiği ve aksi yöndeki 18.11.2016 tarihli ve 15805380 sayılı Kurum işleminin yerinde olmadığı, davacının Kurum kayıtlarına 17.11.2016 tarihinde giren dilekçesi ile Kuruma yaptığı başvurunun işleme alınarak, davacının 6111 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi ile 4447 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10 uncu maddesindeki teşvik indiriminden yararlanmasına yönelik başvurusunun hukuka uygun olduğu ve aksi yöndeki 18.11.2016 tarihli ve 15805380 sayılı Kurum işleminin yerinde olmadığı, bu nedenle de, 18.11.2016 tarihli ve 15805380 sayılı, davacı şirketin yasal olarak yararlanma hakkı olan işveren primi teşvikinden yararlanmasını engelleyen Kurum işleminin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacı şirketin 17.11.2016 tarihli dilekçesi ile kuruma yaptığı başvurunun işleme alınarak, davacının 6111 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi ile 4447 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10 uncu maddesindeki teşvik indiriminden yararlanmasına yönelik başvurusunun hukuka uygun olduğu kanaati ile aksi yöndeki davalı Kurum işleminin iptali ile davanın kabulüne, davalı Kurumun davacının başvurusu üzerine vermiş olduğu 18.11.2016 tarih 15805380 sayılı işlemin iptaline, davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanuna eklenen geçici 10 uncu maddedeki sigorta primi teşvikinden, 2011 yılının 6,7,8,9,10,11,12. aylarına, 2012 yılının 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12. aylarına, 2013 yılının 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12. aylarına, 2014 yılının 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12. aylarına, 2015 yılının 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12. aylarına, 2016 yılının 1,2,3,4,5,6,7,8,9. aylarına ait yararlanmaya yönelik 17.11.2016 tarihli başvurusunun işleme alınmasının gerektiğinin tespitine, dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde; Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 4447 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 10 uncu maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir. 2.Eldeki davada, mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında davacı şirketin davalı Kurumdan ek 17. Maddenin ikinci fıkrası kapsamında başvurusunun varlığı sorulmuş ve davalı Kurumun 29.09.2023 tarihli ve 81336323 sayılı cevabi yazısında davacı şirketin ek 17 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında başvuruda bulunduğu ve davacının davaya konu ettiği tüm dönemler bakımından 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden faydalandırılmaya dair Kuruma verdiği belgelerin işleme alındığı ve mahsuplaşma işlemlerinin dahi tamamlandığının belirtildiği hususu ile birlikte, dosya arasından davacı hakkında bozmaya konu edilen 31.07.2017 tarihli 2017/21 E. 2017/245 K. sayılı Mahkeme kararı gereğince, davacı tarafından verilen belgelerin işleme alındığı ve tahakkuk işlemlerinin tamamlandığına ilişkin belge ve Kurum içi yazışmanın tespit edilmesi karşısında, öncelikle davacı hakkında kurum tarafından gönderilen bu belgeler arasındaki çelişkinin giderilmesi ile bozmaya konu mahkeme kararına göre mi, yoksa ek 17 nci maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları kapsamında mı işlem yapıldığı hususu netleştirilmeli, davacı şirketin ek 17 nci madde hükümlerine göre talebine davalı Kurumca işlem yapıldığının belirlenmesi halinde, bu davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesi, bozmaya konu edilen mahkeme kararına göre işlem yapılmış olması halinde ise, dava konusunun ortadan kalkmadığı dikkate alınarak, işin esasına girilmesi ve davalı Kurumdan asıl teşvik maddesi olan 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesindeki şartları belgelerde adı geçen tüm sigortalılar yönünden taşıyıp taşımadığı hususunda yapılacak irdeleme ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11916, K. 2023/11980, T. 28.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-11916-e-2023-11980-k-acdc9893005f