Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10099 E. 2023/11979 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10099
Karar No
2023/11979
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/137 E., 2023/188 K. KARAR : Karar Verilmesine Yer Olmadığına Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin Kurumca işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na eklenen Geçici 10 uncu madde ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 103/4 maddesi hükümlerine dayanarak geçmiş dönemlere ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik olarak yapılan başvurunun davalı Kurum tarafından reddedildiğini beyanla; başvurunun reddi yönündeki Kurum işleminin iptaliyle; müvekkili şirketin, 6111 sayılı Kanunla 4447 sayılı Kanun'a eklenmiş olan Geçici 10 uncu maddenin öngördüğü sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik başvurusunun işleme alınması gereğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından Kuruma verilen dilekçenin 6111 sayılı Kanunla yapılan sigorta prim desteği düzenlemelerinin uygulanmasına esas olmak üzere başvuru tarihinde 2011/45 sayılı genelgenin yürürlükte olduğunu, bu genelgenin "4.1.1 Destekten yararlanılabilmesi için gerekli genel şartlar" başlığı altında (g) bendinde "Aylık prim ve hizmet belgesinin Kurumumuza yasal süresi içinde gönderilmesi" bölümünde "4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilmesi için 6111 sayılı Kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süre içinde kuruma verilmiş olması gerekmektedir." hükmünün bulunduğunu bu nedenlerle de yersiz ve haksız açılmış olan davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, ilk bozma öncesi ilk kararında, davanın kabulüne, davacı Kurumun Çiğli Sosyal Güvenlik Merkezine yaptığı 12.05.2017 tarih 6198921 evrak kayıt numaralı başvurusunun davalı Kurumca işleme alınması gerektiğinin tespitine, bu konudaki davacının başvurusunun reddine ilişkin ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Çiğli Sosyal Güvenlik Merkezinin 17.05.2017 tarihli 39832432-1180298.035 Vr. 6198921 sayılı işleminin iptaline karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davalı Kurum vekili, davacı hakkında 2015/10 Sayılı Genelge hükümlerince yapılan Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu bu nedenle davanın reddi gerektiğini belirterek verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin, bozmaya konu kararı ile 05.05.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın 19.02.2020 tarihli 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı kararı (Ek-1) ile 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası Anayasaya aykırı olduğundan iptal edilmiştir. Ek 17 nci madde uyarınca yapılan işlemin bildirilmesi konulu yazıya verilen 09.10.2020 tarihli Kurum yanıtı içeriğinde, "İlgide kayıtlı yazınıza istinaden Merkezimizde 2 2052 01 01 1180298 035 26-43 000 sicil numaralı işyeri dosyasında yapılan incelemede, işverenin 7103 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci madde kapsamındaki başvurusunun 16.09.2019 tarihi itibari ile sonuçlandırıldığı ve oluşan prim alacağının 2019/05 dönemine mahsup edildiği anlaşılmıştır." bilgisine yer verilmiş olup, başvuru koşulunun gerçekleştiği belirlenmekle birlikte; İlk Derece Mahkemesi kararı sonrası yürürlüğe giren düzenleme uyarınca gerçekleştirilen işlem ve davanın konusuz kaldığı yönünde hüküm kurulması gereğini öngören fıkranın iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı dikkate alındığında; davalı Kurum vekilinin istinaf itirazları yerinde bulunmadığı gibi, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya konu kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin, ilk bozma kararı ile 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalanma hakkının tespiti istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş olup bu maddenin ilk fıkrasında aynen: “Bu Kanun veya diğer Kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” hükmü ve ikinci fıkrasında ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer Kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17 nci maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır. Değinilen Ek 17 nci maddenin üçüncü fıkrasında ise; “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise talep tarihini takip eden aybaşından itibaren Kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanun'un 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili Kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili Kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” hükümleri mevcuttur. Eldeki davada ise Ek 17 nci maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte “5510 sayılı Kanun veya diğer Kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun ile birlikte anılan ilgili Kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin ikinci veya üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek Kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca Kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup karar 05.05.2020 tarihli ve 31118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk Hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan Mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir Kanun maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Şeklindeki gerekçe ile karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin ilk bozma sonrasında verdiği ikinci kararı ile; dosya kapsamından; davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81/1-ı maddesinde yer alan sigorta primi teşvikinden yararlanması için çalıştırdığı sigortalılar ile ilgili aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Kurum’a verilmesi, sigorta primlerinin sigortalıların tamamına ait sigorta hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süre içerisinde ödenmesi, SGK’ya prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması koşullarını sağladığı, 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi ile sigortalıya ait primlerin işveren hissesine ait tutarlarının İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanabilmesi için sigortalı ve işyeri açısından öngörülen şartların bulunduğu anlaşılmıştır. 5510 sayılı Kanun'un Ek 17 nci maddesi yönünden ise davacı şirketin Kuruma başvurmakla prim teşvikinden yararlanmak için başvuru koşulunu yerine getirdiği görülmüş, 30.03.2021 tarihli SGK yazı cevabında, 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen Ek 17 nci maddesi kapsamındaki başvurusunun 16.09.2019 tarihinde neticelendirilerek oluşan prim alacağının 2019 Mayıs dönemine mahsup edildiği bildirilmiştir. Netice itibarıyla, sigorta prim teşviki değişikliğinden yararlanmak için yasal koşulları yerine getirdiği anlaşılan davacının bu haktan yararlanmasını engelleyen yasal bir düzenleme bulunmamasına rağmen 5510 sayılı Kanun'un Ek 17 nci maddesinin yürürlüğe girdiği 01.04.2018 tarihinden önceki dönemlerde yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerinin başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilmesi talebinin reddine ilişkin Kurum işlemine dayanak olarak gösterilen 18.03.2015 tarihli, 2015/10 sayılı Genelgenin 4447 sayılı Kanun'un Geçici 10 uncu maddesine, 5510 sayılı Kanun'un 81/1-ı maddesine, Ek 17 nci maddesine ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 103/4 üncü maddesine aykırı olduğu sonucuna varılarak davacının yararlanılmış olan sigorta prim teşvikinin değiştirilmesi talebinin reddine ilişkin 17.05.2017 tarihli Kurum işleminin iptaline ve davanın kabulü ile davacı Kurumun Çiğli Sosyal Güvenlik Merkezine yaptığı 12.05.2017 tarih 6198921 evrak kayıt numaralı başvurusunun davalı kurumca işleme alınması gerektiğinin tespitine, bu konudaki davacının başvurusunun reddine ilişkin ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Çiğli Sosyal Güvenlik Merkezinin 17.05.2017 tarih 39832432-1180298.035 Vr. 6198921 sayılı işleminin iptaline dair karar verilmiştir. C.2 nci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin ikinci bozmaya konu olan ikinci kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile "Eldeki davada, Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında davacı şirketin davalı Kurumdan ek 17 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında başvurusunun varlığı sorulmuş ve davalı Kurumun 28.09.2021 tarihli ve 32156779 sayılı cevabı ile davacı şirketin ek 17 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında başvuruda bulunduğu ve dava konusu edilen tüm dönemler bakımından 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden faydalandırılmaya dair Kuruma verdiği belgelerin Kurumca işleme alındığı ve davacı lehinde 2019 yılı 5 y borçlarına mahsup ettirildiği hususu belirtilmesi karşısında, davacı şirketin açtığı bu dava ile 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerinden faydalandırılmaya yönelik olarak Kuruma verilen belgelerin işleme alınmasını talep ettiğine göre, dava konusu istem bakımından davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." denilerek karar 2 nci kez bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut davada, davacı şirketin davalı Kurum'dan ek 17 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında başvurusunun varlığı sorulmuş ve davalı Kurumun 28.09.2021 tarihli ve 32156779 sayılı cevabı ile davacı şirketin ek 17 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında başvuruda bulunduğu ve dava konusu edilen tüm dönemler bakımından 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden faydalandırılmaya dair Kuruma verdiği belgelerin Kurumca işleme alındığı ve davacı lehinde 2019 yılı 5 y borçlarına mahsup ettirildiği hususu belirtilmesi karşısında, davacı şirketin açtığı bu dava ile 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerinden faydalandırılmaya yönelik olarak Kuruma verilen belgelerin işleme alınmasını talep ettiğine göre, dava konusu istem konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş, dava açılış tarihi itibariyle davacı haklı olduğundan yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden davacı lehine hüküm tesis edilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde; Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin Kurumca işleme alınması gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4447 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 10 uncu maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/10099, K. 2023/11979, T. 28.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-10099-e-2023-11979-k-305aa050d8b9