Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11676 E. 2023/11992 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11676
Karar No
2023/11992
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/161 E., 2023/242 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve bu nedenle davalı Kuruma ödenen tutarın yasal faizi ile birlikte iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ve davalı ... Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin geçmiş döneme ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik kuruma başvurrduğunu kurum tarafından cevap verildiğini talebin reddedilmesi nedeniyle müvekkilinin ilgili yasal düzenleme nedeniyle sigorta prim teşviki uygulamasından geçmiş dönemler bakımından yararlanma talebinin hukuka uygun olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili; davaya verdiği karşılıkta, dava açılmadan önce kuruma başvuru yapılması gerektiğini ve davacı hakkında yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, bozma öncesinde verdiği ilk kararı ile "...5510 sayılı Kanun'un 81/1-I bendinde düzenlenen prim teşviki 5510 sayılı Kanun'a 5763 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile eklenmiş olup 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununun geçici 10 uncu maddesinde düzenlenen prim teşviki ise 6111 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi ile eklenmiş olup 13.02.2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 81/1-I maddesinde düzenlenen %5 puanlık sigorta prim teşviki ve 4447 sayılı işsizlik sigortası Kanunun 10 uncu maddesinde ki prim desteği uygulamasında Kuruma ödenecek primin iş veren hissesinin kanunlarda belirtilen kısmına isabet eden tutar hazine tarafından karşılanacağından bu tutarın ister hazine tarafından karşılanmaması ister iş verenin bu tutarı davalı Kuruma hataen ödemiş olması isterse de bu hususta ki talebinin davalı Kurum tarafından reddedilmesi durumunda sebepsiz zenginleşen hazine olacaktır. Bu durumda husumetin hazineye yöneltilmesi gerekir. Bu nedenle davanın reddine dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin ilk bozma ilamı ile: "...5510 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinde Kurum'un prim alma zorunluluğu ve ilgililerin de prim ödeme zorunluluğu hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf konusu olan prim tutarını davacıdan Kurumun tahsil ettiğine dair çekişme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, primi tahsil yetkisi ve ilgili maddedeki şartların varlığı halinde işveren hissesine düşen tutarın belirlenerek Hazineden talep etme yetkisi sadece Kurumda olduğu ve bu halde davalı Kurumun davalı sıfatına sahip olduğu gözetilerek, işin esasına girilmesi gereğinin dikkate alınmaması ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." denilerek, denilerek karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince 1 inci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin bozma sonrası verdiği ikinci kararı ile; "...Yargılama devam ederken 5510 sayılı Kanun'a aşağıdaki ek madde eklenmiştir. Ek md. 17 Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanamadığı ay dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı - dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik taleple bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlülük tarihini takip eden ay başından itibaren biray içinde kuruma halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinde yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek vc indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi de değiştirilebilir. Görülmekte olan davalarda aynca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Mahkememizde aynı konuda açılan emsal dosyalarda ve diğer mahkemelerde aynı şekilde dava açıldığı davalının pasif husumeti bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilen bazı dosyalarda kararın onanarak kesinleştiği görüldüğünden hukuk genel kurul kararının beklendiği anlaşılmış Hukuk Genel kurul kararının yayınlandığı davalı SGK'nın pasif husumetinin bulunduğuna ilişkin karar verildiği anlaşılmıştır. Davacının dava dilekçesi, davalıların cevap dilekçesi, SGK kayıtları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin, davalı kurumda işlem görmektedir. Bu iş yeri ile ilgili davacı şirket 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinde düzenlenen prim teşvikinden yararlanmayı talep etmiştir. 25.02.2011 tarihinde yayınlanan 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'a geçici 10 uncu madde ilave edilerek sigorta prim teşviki hususu düzenlemiştir. Yapılan yargılama sonunda davacının, Sosyal Güvenlik Mevzuatında prim teşviki destek ve indirim uygulamalarından faydalanmak için Kuruma başvurduğu, Kurum tarafından talebin reddine karar verildiğini belirterek bu taleple dava açtığı anlaşılmıştır. Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte hesaplanacak tutar 3 üncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edileceğinden, mahkemelerce bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, ilâmında belirtildiği şekilde, davacının davası ile ilgili 7103 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek madde 17/4 hükmü gereği dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına" dair karar verilmiştir. C. Dairemizin 2nci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin ikinci kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile;. "...Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca Kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan Kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu re'sen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir." denilerek karar 2. kez bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince 2 nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda, sermayesinin yarısından fazlasının ... Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılandığı ve ... Büyükşehir Belediyesi'nin %51 oranında hissedarı olduğu anlaşılan davacı şirketin kamusal yönünün ağır basması ile 5510 sayılı Kanun'un 81(ı) bendinin sadece özel sektör işyerleri niteliğinde olan işyerleri bakımından uygulanma gereği ile 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin de bu durumu teyit eder niteliği ve sosyal güvenlik ilkeleri de dikkate alınarak, şirkete ait işyerlerinin de Kamu idaresi işyerleri kapsamında olduğu, davacı tarafın 07.01.2015 tarihli dilekçesiyle davacı şirketin, 5510 sayılı Kanun'un yayınlandığı 01.10.2008 tarihinden itibaren 81/ı maddesinden yararlandırılarak %50 oranındaki prim toplamının davacıya iadesine karar verilmesini talep ettiği, Kurumun 11.01.2015 tarihli yazısıyla da talebin reddine karar verildiği, 6111 sayılı Kanun'un 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe girmesi ile birlikte davacının kamu idaresine ait işyeri olması nedeni ile 01.03.2011 tarihinden sonraki dönem yönünden 81/ı maddesinde düzenlenen prim teşvikinden yararlanamayacağı, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2015/7178 Esas, 2017/8179 Karar sayılı ilamının da aynı doğrultuda olduğu, bilirkişi raporunda tespiti yapılan 2010/06-2011/02 dönem aralığı yönünden ise yukarıda bahsi geçen ve 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu ortaya çıkan kısıtlamanın söz konusu olmadığı, bu nedenle anılan dönem aralığı (2010/06-2011/02) yönünden davacının %5 teşvik indiriminden faydalandırılması gerektiği anlaşılmış, yukarıda açıklanan gerekçe ile sınırlı olarak ve dava dilekçesinde ileri sürülen talep sonucu ile bağlı kalınarak davanın kısmen kabulü ile davacı şirketin 2010/06-2011/02 dönemleri arasında (Haziran 2010 ile 01.03.2011 tarihleri arasında) tahakkuk eden prim borçları bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi gereğince, hazine tarafından karşılanması gereken %5 teşvik indiriminden faydalandırılması gerektiğinin tespitine fazlaya ilişkin istemin reddine.." dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili ile davalı ... Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı SGK Başkanlığı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın tümden reddi gerektiğini, aksi halde hazinenin zarara uğrayacağını belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir. 2. Davacı vekili ise, esasen özel iş yeri niteliğinde olduğunu, buna göre tüm dönemler ve özellikle 01.03.2011 tarihinden sonraki dönemler bakımından da davasının kabul edilmesi gerektiğini belirterek, davanın tümden kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma hakkının varlığı ile davacının davalı Kuruma ödediği primlerin iadesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81 inci maddesi ile birlikte Ek 17 nci maddesinin hükümleridir. 3. Değerlendirme Davanın yasal dayanaklarından olan, 5510 sayılı Kanun'un “Prim oranları ve Devlet katkısı” başlıklı 81 inci maddesinin “I” bendinin 6111 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki halinde; “ı)-Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin, bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler ile 29.07.2003 tarihli ve 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa ve 22.02.2006 tarihli ve 5458 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile diğer taksitlendirme ve yapılandırma Kanunlarına göre taksitlendiren ve yapılandıran işverenler bu tecil, taksitlendirme ve yapılandırmaları devam ettiği sürece bu fıkra hükmünden yararlandırılır. Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz. Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz. Bu fıkrayla düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır. ” hükmü mevcut iken, 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile “....Bu bent hükümleri; 21.04.2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 08.09.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa, 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanun'dan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz. Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz. Bu fıkra ve diğer ilgili mevzuatla sağlanan sigorta prim desteklerinin aynı dönem için birlikte uygulanması halinde, bu destek öncelikle uygulanır.” Şeklini almış olup, açıklanan madde ile özel sektör işverenlerinin teşviklerden faydalanmasına dair şartlar yeniden ve açıklanmak suretiyle belirlenmiştir. Eldeki davada ise sermayesinin büyük bölümünün Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılanarak %50,93 oranındaki doğrudan ve dolaylı olarak ortaklığı ile kalan hisselerin de yine Belediyeye ait diğer şirketlere ait olduğu anlaşılan davacı şirkete ait iş yerlerinin yasanın ilk hali kapsamında, “Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz” hükmü gereğince Kamu idaresi işyerleri kapsamında olup olmadığı hususunda uyuşmazlığın doğduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü bakımından öncelikle belirtilmelidir ki, davacı şirketin 5335 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerlerinden olduğu ve 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda 01.03.2011 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun'un 81(ı) maddesi kapsamından faydalanamayacağı hususunda tereddüt yoktur. Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde Kamu idarelerinin tanımı yapılmış olup, “Kamu idareleri: 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen kamu idareleri ve kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların bağlı idare, ortaklık, müessese ve işletmeleri ve yukarıda belirtilenlerin ödenmiş sermayesinin %50’sinden fazlasına sahip oldukları ortaklık ve işletmelerden Türk Ticaret Kanununa tabi olmayanlarla özel kanunlarına göre personel çalıştıran diğer kamu kurumlarını,” ifade ettiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca 5018 sayılı Kanun hükümlerinin de irdelenmesi gerekli olup, anılan Kanun’un 3 üncü maddesinin “a” bendinde “Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri: Uluslararası sınıflandırmalara göre belirlenmiş olan, merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahallî idareleri” ifade ettiği, mahalli idarelerin ise aynı maddenin “e” bendinde tanımlanarak, “Yetkileri belirli bir coğrafi alan ve hizmetlerle sınırlı olarak kamusal faaliyet gösteren belediye, il özel idaresi ile bunlara bağlı veya bunların kurdukları veya üye oldukları birlik ve idareleri” ifade ettiği hususu açıklanmıştır. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda, sermayesinin büyük bölümünün mahalli idarelerden olan ... Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılandığı anlaşılan davacı şirketin kamusal yönünün ağır basması ile 5510 sayılı Kanun'un 81(ı) bendinin sadece özel sektör işyerleri niteliğinde olan işyerleri bakımından uygulanma gereği ile 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin de bu durumu teyit eder niteliği ve sosyal güvenlik ilkeleri de dikkate alınarak, şirkete ait işyerlerinin de Kamu idaresi işyerleri kapsamında olduğunun kabul edilmesi ve davanın reddi gereği dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/11676, K. 2023/11992, T. 28.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-11676-e-2023-11992-k-fd461f88c5e7