Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11434 E. 2023/11590 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11434
- Karar No
- 2023/11590
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1937 E., 2023/2268 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/354 E., 2019/345 K. Taraflar arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate yaşlılık aylığı bağlanması ve davalı Kurumdan işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Karum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmadaki beyanında özetle; Davacının Kuruma yapmış olduğu emeklilik talebinin reddine ilişkin kurum işleminin iptali ile emeklilik başvuru tarihine göre 01.08.2018 tarihinden itibaren emekli aylığının bağlanmasına ve bu güne kadar ödenmeyen emekli aylıklarının mevduata uygulanan en yüksek faizle davalı kurumdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davacının fiili hizmet zammı süresinden dilekçesinde talep ettiği şekli ile yararlanmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, bozma öncesinde verilen kararı ile; "...1- Davanın kabulüne, davacının (3 yıl 10 ay 15 günlük) fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi ve hizmet başlangıç tarihinden geriye çekilmesi gerektiğinden 04.10.2018 tarihli tahsis talebini takip eden ay başı olan 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gereğince yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık yasal sürenin sonundan itibaren yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitine, dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin istenildiği şekilde uygulanabilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle, verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin, bozmaya konu kararı ile "....Uyuşmazlık, Bağcılar SGM'nin 26.04.2018 gün ve 20127946 sayılı yazısıyla "davacının 25 yıl, 51 yaş ve 5450 gün prim ödeme koşullarını sağlaması halinde tahsis müracaatında bulanabileceğini bildiren işleminin iptali" niteliğinde olup; Kurumun davacının sigorta başlangıç tarihini 23.05.2002 tarihindeki önceki hizmetiyle orantılı fiili hizmet zammı süresi kadar geriye götürerek bulması ve bunun sonucunda yaşlılık aylığı koşullarının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B-(h) bendine göre belirlenmesi (25 yıl 51 yaş 5450 gün) yerinde ise de; Kurumun fiili hizmet zammı süresinin tamamını 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81’inci maddede belirtilen yaş haddinden indirmesi gerektiği halde aksi yönde işlem yapması hukuka aykırı olduğundan, davanın (Kurum işleminin iptali isteminin) kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin tamamının 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine karar verilmesi gerekirken; yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde davanın tümden kabulü usul ve yasaya aykırı ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 bendine göre kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi gereğince Geçici 81 inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine fazla istemin reddine..." ilişkin karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin, bozma kararında "....mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun’un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun’da yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Kanun’un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun’daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 Sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun’un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141 inci maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanun’un “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30 uncu maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir. Eldeki dava bakımından ise, mahkemece, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin kabul ve uygulama yapılması yerinde ise de, 23.05.2002 tarihi öncesinde geçen fiili hizmet zammının sigortalılık süresine ilavesi ile bu aşamadan sonra tahsis şartlarından ola yaş şartının belirlenmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Buna göre; 04.10.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Kanun’un geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 sayılı Kanun’un 60 ve geçici 81 inci maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.10.1990 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 27 yıl 11 ay 19 gün, 23.05.2002 tarihi itibari ile de 11 yıl 7 ay 8 gün sigortalılığına ve 5525 günden fazla gününün bulunmasına göre, geçici 81. maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (ı) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi 5525 gün ve 52 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 15.06.1972 doğumlu davacının 52 yaşını doldurduğu 15.06.2024 tarihinden 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet süresi zammının geriye çekilmesi ile bulunacak tarihe göre ve davacının talebi de gözetilerek bir karar verilmesi..." gerekçeleri ile karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Yargıtay 10. Hukuk Daires Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 22.11.2022 tarih ve 2022/8577 Esas .sayılı bozma kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/1138E, 2023/497 K sayılı ve 24.05.2023 tarihli kararında belirtildiği üzere, 5434 sayılı Kanun kapsamındaki fiili hizmet süresi zammının 23.05.2002 tarihinden önceki hizmet süresine eklenmesi (sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi) mümkün bulunmadığından, davacının yaşlılık aylığı tahsis şartları buna göre değerlendirilmelidir. Davacının yaşlılık aylığı koşullarını 30.07.2020 tarihinden itibaren sağladığı, 29.03.2018 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebine istinaden dava tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanmadığı, Dava, 04.12.2018 günü açılmış ve yargılama aşamasında davacının yaşlılık aylığına hak kazandığı, ilgili Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu kararlarında vurgulandığı üzere bu hususta karar verilebileceği anlaşılmaktadır. Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda; Davanın kısmen kabulü ile davacının 506 sayılı Kanun’un Geçici 81 inci maddesi gereğince belirlenen yaş haddinden aynı yasanın ek 39 uncu maddesi gereğince fiili hizmet zammı süresinin indirilmesiyle yaşlılık aylığı koşullarının tamamlandığı, 30.07.2020 tarihini takip eden ay başı olan 01.08.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve hak edilen aylıkların 01.11.2020 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun’un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun’un kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun’un 8 inci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.