Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11230 E. 2023/12194 K. – Hizmet Tespit
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11230
- Karar No
- 2023/12194
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/678 E., 2023/1130 K. KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/177 E., 2022/23 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davacı müvekkilinin davalıya ait ... plakalı dolmuşta 2010 yılı Mayıs ayından 2015 yılı Ağustos ayına kadar SGK kaydı olmadan çalıştığını, müvekkilinin davalıya ait Gölbaşı - Ulus dolmuş hattı üzerinde 5 yıl boyunca haftanın her günü çalıştığını, sabah 05:00'te başladığı gün öğlen 10:00-11:00 gibi, öğlen 10:00 - 11:00 gibi aldığı günlerde akşam 23:00 veya 00:00 da bıraktığını, bu süreçte müvekkilinin sigorta girişinin yapılmadığını, sigorta primlerinin yatırılmadığını belirterek, müvekkili davacının davalı yanında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili; davacının müvekkili ile kâr ortağı olarak çalıştığını, davacının hiçbir zaman müvekkilinin işçisi olmadığını, adi ortaklık ilişkisinin bulunduğunu, davacının tespit talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkilinin dolmuşunda kâr ortağı olarak 15.10.2011-01.05.2015 tarihleri arasında çalıştığını, davacının müvekkilinin dolmuşunda kâr ortağı olarak düzensiz çalıştığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının olduğunu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında hiç bir şekilde hizmet akdinin kurulmadığını bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 3. Fer'i müdahil Kurum vekili, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... davacı adına kesilen trafik ceza tutanakları ile tanık beyanları dikkate alınarak mahkemece verilen kararının yerinde olduğu..." gerekçesiyle mahkeme kararı yerinde bulunarak istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1.Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Öte yandan, Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değerde delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir. 2. Diğer taraftan 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124 üncü maddesinde “…maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir…” hükmüne amirdir. 3.Dosya kapsamı incelendiğinde, yukarıda izah edilenler kapsamında, davacının dava konusu dönemde dava dışı iş yerlerinden bildirimlerinin bulunduğu görülmekle her ne kadar bu bildirimler dışlanmak suretiyle karar verilmiş ise de çalışmanın kesintili olup olmadığına dair araştırma yapıldıktan sonra ve her bir dönem yönünden ayrı ayrı kesintinin var olup olmadığı tespit edilmek suretiyle talebin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı değerlendirilmeksizin karar verilmesi isabetsizdir. 4. Mahkemece, davacıya dava konusunu somutlaştırarak, dava dışı işyerlerinden yapılan bildirimlerin fiili çalışmaya dayalı olup olmadığı ya da her iki iş yerinde aynı anda çalışıp çalışmadığı hususu, dava dışı iş yerlerinden bildirimlerin fiili çalışmaya dayanmadığını iddia ettiği taktirde iptalini isteyip istemediği sorularak; iptal talebi olduğu taktirde bu işverenler davaya dahil edilmek savunma ve delilleri toplanmak suretiyle, somut durum değerlendirilerek elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerekmektedir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.