Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11110 E. 2023/12441 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11110
- Karar No
- 2023/12441
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2739 E., 2023/1842 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/285 E., 2022/300 K. Taraflar arasındaki 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinden faydalandırılma ve fazladan ödenen primleri iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın derdestlik şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair karar verilmiştir. Kararın davacı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin davalı Kurumda tescilli 10 işyerine ilişkin olarak muhtelif yıl ve aylara ait 5 puanlık hazine teşvikinden yararlandırılmadığını, davalı Kuruma yapılan 12.01.2017 tarihli başvurunun Kurumca 16.01.2017 tarihinde tebellüğ edilmesine rağmen cevap alınamadığını, her bir işyeri dosyası için 30.05.2017 tarihinde yapılan başvuruya verilen 09.12.2017 ve 12.06.2017 tarihli cevaplarda istemin ret edildiğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesinin 2018/181 Esasına kayden 24.04.2018 tarihi itibarıyla alacak davası açıldığını, davada verilen 19.06.2018 tarihli 2018/412 sayılı karar ile lehe hükmedildiğini, kararın infazı için davalı Kuruma 27.07.2018 tarihinde RRO6112943440 taahhüt numarası ile başvuruda bulunulmasına rağmen cevap alınamadığını, bu bakımdan dava açılmak zorunda kalındığını, müvekkil şirkete ait işyeri dosyaları üzerinden 5 puanlık teşvikten yararlandırılmamasının açıkça kanuna aykırı olduğunu, işbu alacağın ehil bilirkişi marifeti ile hesap edilerek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini arz ve talep edilmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava dilekçesinde detaylıca izah ettiği Kurum işleminin iptali ve prim teşvikine yönelik alacak talebine istinaden Mahkemenin 2018/181 Esas 2018/412 Karar sayılı dosyası ile 27.03.2018 tarihli 2. mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanan 7103 sayılı Kanun 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci madde kapsamında dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmediği ve kesinleştirilmediği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından iş bu dava yukarıda anılan dava dosyası neticesinde verilen kararın davalı Kurumca infaz edilmemesi üzerine açılmış olduğundan, daha önce aynı konuda açılan bir dava ile ilgili verilen nihai bir karar bulunduğu, ancak henüz kesinleşmediği anlaşılmakla mükerrer açılan dava bakımından HMK.'nın 114/1-I maddesi gereğince derdestlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, kendisi hakkında işin esasına girilmesi gerektiğini, Kanun ve genelgeler gereğince işlem yapılıp aksi Kurum işleminin iptali gerektiğini, derdestlik şartının oluşmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne, dair karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birinci ve ikinci davanın aynı dava sayılabilmesi için gerekli ilk şart her iki davanın taraflarının aynı kişiler olmasıdır. Tarafların aynı sayılması, tarafların her iki davada da aynı sıfatla, yani davacı ve davalı sıfatıyla hareket etmiş olmaları gerekmez. Birinci davada; davacı olan taraf, ikinci davada, davalı olabileceği gibi, tam tersi de söz konusu olabilir. Davaların aynı dava sayılabilmesinin bir diğer şartı her iki davanın sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebinin aynı olmasından kasıt hukuki sebepler değil, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Son şart ise; davaların konularının aynı olmasıdır. Dava konularının aynı olup olmadığını tespit edebilmek için davaların ilkinde verilebilecek kararın, ikinci davada verilebilecek kararı gereksiz hale getirip getirmeyeceği, ya da ikinci davada verilebilecek kararla aynı sonuçların sağlanıp sağlanamayacağına bakılmalıdır. (Yargıtay 10. HD 2020/11055 Esas, 2021/6241 Karar sayılı ilamı) Davacı şirket vekilinin, daha önce tarafları, konusu ve dava sebepleri aynı olan davasını açtığı, Mahkemenin 2018/181 Esas- 2018/412 Karar sayılı dosyası ile 27.03.2018 tarihli 2. mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanan 7103 sayılı Kanun 70 inci madde ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci madde kapsamında dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmediği ve kesinleştirilmediği, bu durumda daha önce aynı konuda açılan bir dava ile ilgili verilen nihai bir karar bulunduğu, ancak henüz kesinleşmediği anlaşılmakla mükerrer açılan dava bakımından HMK.'nın 114/1-I maddesi gereğince derdestlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından, HMK'nın 355 maddesi ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede, dosya kapsamı ve mahkemenin gerekçesine göre; derdestlik nedeniyle davanın usulden reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun oy birliği ile esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, derdestlik şartlarının henüz gerçekleşmediğini, buna göre verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinden faydalandırılma ve fazladan ödenen primleri iadesi gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin (ı) bendi uyarınca “aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması” bir başka deyişle derdest olmaması dava şartları arasında düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 115 inci maddesi gereği bu durum kamu düzeni ile ilgilidir ve davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. Anılan madde metninde belirtildiği üzere derdestlik; açılan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış olup da görülmeye devam ediyor olmasıdır. Derdestlik açısından aynı dava olma koşulları aslında maddi anlamda kesin hüküm koşulları ile paralellik gösterir. Bu bağlamda derdestliğin söz konusu olabilmesi için tarafları, sebepleri ve konusu aynı olan davanın iki defa ayrı ayrı açılmış olması gerekir. Birinci ve ikinci davanın aynı dava sayılabilmesi için gerekli ilk şart her iki davanın taraflarının aynı kişiler olmasıdır. Tarafların aynı sayılması, tarafların her iki davada da aynı sıfatla, yani davacı ve davalı sıfatıyla hareket etmiş olmaları gerekmez. Birinci davada; davacı olan taraf, ikinci davada, davalı olabileceği gibi, tam tersi de söz konusu olabilir. Davaların aynı dava sayılabilmesinin bir diğer şartı her iki davanın sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebinin aynı olmasından kasıt hukuki sebepler değil, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Son şart ise; davaların konularının aynı olmasıdır. Dava konularının aynı olup olmadığını tespit edebilmek için davaların ilkinde verilebilecek kararın, ikinci davada verilebilecek kararı gereksiz hale getirip getirmeyeceği, ya da ikinci davada verilebilecek kararla aynı sonuçların sağlanıp sağlanamayacağına bakılmalıdır. Eldeki davada ise Mahkemece derdestlik koşuluna esas kılınan diğer davada, davacıya ait 8 ayrı iş yeri hakkında talepte bulunulduğu, bu davasında ise davacıya ait 1193893 sicil numaralı ve 1191468 sicil numaralı iş yerleri hakkında da toplam 10 iş yeri hakkında talepte bulunduğu dikkate alınarak, dava konularının aynı olup olmadığı hususunda, derdestlik koşullarının varlığının yeniden ve usulünce irdelenmesi ile davacının, 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi hükümlerinden faydalanmak amacıyla Kuruma bir başvurusunun bulunup bulunmadığı ile bulunmuş ise Kurumca işlem yapılıp yapılmadığı hususlarının da araştırılması suretiyle, doğacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.