Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/10042 E. 2023/11632 K. – Tespit

Konu: Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10042
Karar No
2023/11632
Karar Tarihi
Konu
Tespit

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/715 E., 2023/1093 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/113 E., 2023/29 K. Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ve davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkilin işyerinde çalışırken 23.07.2017 tarihinde iş kazası geçirdiğini ve iş kazasının meydana geldiği tarihten bir süre sonra davacı işverenlikten ayrıldığını, ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce verilen kararda sürekli iş görmezlik derecesinin %16,2 olarak belirlenmiş ise de daha sonra bu karara itiraz etmeleri sonucu YSK raporu ile %16,2 olarak belirlendiğini, bu oranların kabul edilemez derecede fahiş olduğunu, belirtilen nedenlerle ... Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 18.09.2019 tarihli 2019/16070 karar sayılı 68/2019 esas sayılı kararında belirtilen maluliyet oranına itirazları gereği, iptali ile sürekli iş görememezlik derecesinin tekrardan tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle davacının sürekli iş göremezlik oranının %16,2 olduğu yönünde kurum işlemlerinin yasal mevzuata uygun olduğundan açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle davalı işyerinde paketleme bölümünde işçi olarak çalışan davalı müvekkilin 25.07.2017 tarihinde tel makinesinde çalışırken, makinenin birden elini içeri doğru çekmesi sonucunda; sağ el işaret parmağının koptuğunu, sağ el orta parmağının zedelenerek hasar gördüğünü ve sol el serçe parmağının koptuğunu, geçirdiği iş kazasından sonra müvekkilinin ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ameliyat olduğunu, tedavisinin hala sürdüğünü, maluliyete ilişin rapor alındığını, müvekkilinin %16,20 oranında maluliyeti bulunduğunu, davalının daha önce geçirmiş olduğu başka bir iş kazası olmadığını, doğuştan veya sonradan bir hastalığı olmadığını, ... Başkanlığı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'nun 18/09/2019 tarihli 2019/16070 karar sayılı 68/2019 esas sayılı kararı ile davalının 23.07.2017 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle maluliyet oranının %16,2 olduğuna karar verildiğini, Kurum işleminin mevzuata uygun olduğundan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davalı ...'in geçirmiş olduğu dava konusu iş kazası nedeniyle ATK 2.üst kurulunun 24.11.2022 - 3291 tarih karar sayılı raporu gereği e cetveline göre %14,1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B.İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'in müvekkilin işyerinde çalışırken 23.07.2017 tarihinde iş kazası geçirdiğini ve iş kazasının meydana geldiği tarihten bir süre sonra davacı işverenlikten ayrıldığını, davalı ...'in meydana gelen kaza sonucu sürekli iş görememezlik derecesinin Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 18.09.2019 tarihli 2019/16070 karar sayılı 68/2019 esas sayılı kararı ile %16,2 olarak belirlendiğini, maluliyet oranına itirazla birlikte kaza tarihinden sonra yaklaşık 3 yıl geçmesi nedeniyle davalının, güncel tıbbi muayene ve kontrollerin yapılması ve meslekte kayıp oranının tekrar tespiti talebiyle huzurdaki davanın açıldığını, nitekim yaptıkları itirazın haklı olduğu hususunun Yerel Mahkemece de kabul gördüğünü ve davalının güncel muayenesi ve tetkikleri yapılarak Adli Tıp Kurumundan tahsis edilen raporda maluliyet oranının Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından belirlenen orandan daha düşük olduğunun tespit edildiğini, bu kapsamda dosyaya sunulan, Adli Tıp 3.İhtisas Kurulunun 24/01/2022 tarih ve 1147 sayılı raporunda davalının %14,1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının belirtildiğini, ATK raporuna itirazları üzerine Yerel Mahkemece Adli Tıp 2. Üst Kurulun'dan alınan 24.11.2022 tarih ve 3291 sayılı raporda, davacının %14,1 oranında meslekte kazanma gücününden kaybetmiş sayılacağının belirtildiğini, Adli Tıp 2.Üst Kurulundan alınan 24/11/2022 tarih ve 3291 sayılı raporunda tespit edilen maluliyet oranının fahiş oranda belirlenmesi ve Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile kıyaslandığında; açık ve somut çelişkilerin bulunması nedeniyle yasal süresi içerisinde rapora itiraz edildiğini ve itirazları doğrultusunda ATK Genel Kurulundan tüm çelişkileri giderecek surette rapor tanzim edilmesinin talep edildiğini, ancak Yerel Mahkemece bu yöndeki taleplerinin gerekçesiz olarak reddedildiğini ve savunma hakkının kısıtlandığını, yüksek yargı içtihatlarında da vurgulandığı üzere maluliyet oranının tespitinde ATK 2. Üst Kurulunun maluliyet oranın tespitinde son merci olarak kabulü hususunda yasal bir düzenleme bulunmadığını, bu nedenle yapılacak inceleme neticesinde, eksik inceleme ile tesis edilen Yerel Mahkeme kararının kaldırılması ve dosyanın yeniden incelenmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesini talep, etmiştir. 2.Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin kararını verirken Adli Tıp 2.Üst Kurulunun raporunu esas aldığını, müvekkil Kurumun kurullarının kararlarını verirken yetkilendirilmiş sağlık hizmet sunucularından temin edilmiş usulüne uygun sağlık kurulu raporu, epikriz, bulgu, tahlil vb. bilgilerin yer aldığı sigortalı dosyasını esas almakta olduğunu, Adli Tıp Kurumunun da dava konusu olmuş karara ilişkin yapacağı değerlendirmede öncelikle Kurumun kararına esas oluşturmuş sağlık kurulu raporunu dikkate alması ve bu rapor için mutlaka görüş bildirmesi gerektiğini, fakat dosya kapsamında alınan Adli Tıp raporlarının bu değerlendirmeyi içermediği görülmekte olduğunu, Kurumun tabi olduğu mevzuat uyarınca Kurum Sağlık Kurulu kararına esas alınan sağlık kurulu raporunun, sadece ilgililerin itirazı üzerine bir kez de Yüksek Sağlık Kurulunca değerlendirilmekte ve bu tarihten sonra alınan yeni bir rapor olmadığı sürece yeniden değerlendirme yapılamadığını, bu kapsamda hastanın yeniden muayenesi ile temin edilen bulgulara dayalı kararın, yeni bir durum tespiti dolayısıyla yeni bir karar yerine geçmekte olduğunu, öte yandan Adli Tıp Kurulu hastaları birebir muayene etmek suretiyle son durumunu bizzat görerek karara varmakta olduğunu, bu aşamaya gelindiğinde ilerlemiş sürece bağlı olarak ilgililerin tanısına yönelik tespit edilen sekel bulguların, laboratuvar bulgularının ilerlemiş olabildiğinin gözlemlendiğini, bu husus dikkate alındığında aslında kararlar arasında farkın bundan kaynaklanabileceğinin dikkate alınması gerektiğini, dolayısıyla Yerel Mahkeme kararını verirken Kurum kararına esas sağlık kurulu raporunun dikkate alınması gerektiğini, hastalığının ilerlemiş olduğu bu süreçte sigortalının Kuruma yeniden talepte bulunması halinde söz konusu değerlendirmenin Kurumun sağlık kurullarınca yapılabileceği hususunun da Mahkemece dikkate alınmadan anılan şekilde karar verilmesinin mevzuata aykırılık teşkil ettiğini, Kurumca yapılan işlemlere esas alınması gereken raporların Sağlık Kurulu Raporları ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporları olduğunu, açıklanan sebeplerle Kurumun almış olduğu kararlar ve yapmış olduğu işlemler hukuka uygun olup, haksız olarak verilen davanın kabulüne ilişkin kararın kaldırılması gerektiğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve davalı Kurumun istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı SGK Başkanlığı vekili istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf gerekçelerini tekrarlamıştır. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 18 inci ve 95 uncu maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı ve davalı SGK Başkanlığı vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/10042, K. 2023/11632, T. 22.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2023-10042-e-2023-11632-k-2e2916d11431