Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/9394 E. 2023/10389 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/9394
Karar No
2023/10389
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/328 E., 2022/346 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul kısmen ret Taraflar arasındaki sigortalının iş kazası ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşıldıktan; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar murisinin 03.06.2011 tarihinde meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini belirterek müteveffanın eşi, çocuğu, kardeşi, annesi ve babası için maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bozhüyük Orman işletme şefliğine bağlı Kızılcıova köyü cehennemdere mevkii 167 nolu bölmeye ilişkin orman kesim işlerinin yürütülmesi amacıyla 01.04.2011 tarihinde müdürlüklerince Yukarıçulhalı köyünden ..., ... ve ...'a ekli onaylı kesimş artnamesi ve tesellüm tutanağının imzalattırıldığını, kesim şartnamesinin 13 üncü maddesinde" Orman idaresinden kesimi olan iş sahipleri, aldıkları kesimin işevrenidirler. İşten doğan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu 1475 sayılı İş Kanunu ile her türlü iş kazası ve vergi mevzuatından doğacak yükümlülüklerden kendileri sorumludurlar. Orman idaresi bu konularda sorumlu olmayacaktır." hükmünün yer aldığını aynı şekilde şartnamenin 17 ve 18 maddeleri de aynı konulara değindiğini, dava dilekçesinde her ne kadar kurumun sigortasız işçi çalıştırdığı ve iş kazasınan sorumlu olduğu idda edilmişse de; şartname hükümlerine göre, şartnameyi imzalayanlar, bunlardan birisinin de davacılardan ...' un olduğunu, maktulün sigortasından ve meydana gelen iş kazasından sorumlu olduklarını, çünkü şartnameyi imzalamakla kendi nam vehesaplarına çalışmakta yani aldıkları işin işvereni durumuna geldiklerini belirterek davacıların davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 14.02.2012 tarihli ve 2011/250 Esas, 2012/44 Karar sayılı kararı ile taraflar arasında teessüs eden ilişkinin hizmet akdi niteliğinde olmayıp istisna ve taşımadan doğan karma bir sözleşmeye dayandığı, taraflar arasında işçi ve işveren münasebeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 26.06.2012 tarih ve 2012/11303 Esas ve 2012/12184 Karar sayılı ilamında özetle; somut olayda iş kazası olduğu iddia olunan olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediğinin anlaşıldığı, Kurumca hak sahiplerine gelir bağlanabilmesi için öncelikle zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğince olup olmadığının tespitinin ön sorun olduğu, iş kazasının tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanını doğrudan ilgilendirmekte olup tazminat davasında kurumun taraf olmadığı, yapılacak işin; davacılara iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbarda bulunmak, olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için önel vermek, tespit davasını bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre, olayın Kurumca iş kazası olduğunun kabul edilmesi halinde ise davacılara Kuruma müracaat ederek iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması için önel vermek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermek olduğu belirtilerek mahkeme kararı bozulmuştur. B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 09.06.2022 tarihli ve 2012/328 Esas, 2022/346 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak davacı vekiline iş kazasına ilişkin ihbarda bulunulması için süre verilmiş akabinde; SGK'nın 15.02.2013 tarihli müzekkere cevabı incelendiğinde meydana gelen olayın SGK'ca iş kazası olmadığının tespit edildiğinin bildirildiğinin görüldüğü, bunun üzerine davacı vekiline meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespitine ilişkin dava açması için mahkemece süre verilmiş davacının açmış olduğu davası mahkemenin 2013/135 E. ve 2015/763 K. sayılı dosyasında görülerek meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiş ilgili ilam temyiz kanun yoluna taşınmış ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2016/1894 E. ve 2017/4301 K. sayılı ilamı ile kararın onanmasına karar verildiğinin görüldüğü, mahkemece meydana gelen olay yönünden bilirkişi kurulundan rapor alınmış alınan rapora göre; müteveffa ...'un %30 oranında, davalı kurumun ise %70 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğinin görüldüğü, Yargıtay yerleşik içtihatları incelendiğinde iş kazasından kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatlarında; bakiye ömrün TRH 2010 tablosuna göre hesap edilmesi ve peşin sermayenin hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre dikkate alınması gerektiğinin anlaşıldığı, mahkemece alınan 26.10.2018 ve 30.10.2019 tarihli hesap bilirkişisi raporu incelendiğinde; PMF yaşam tablosunun kullanıldığı anlaşıldığından ilgili raporların hükme esas alınamdığı ve TRH yaşam tablosu kullanılarak ve en güncel PSD dikkate alınarak yeniden hesap yapılması için dosya hesap bilirkişisine gönderildiği, akabinde tanzim edilen 08.03.2022 tarihli hesap bilirkişisi raporunda TRH 2010 yaşam tablosunun kullanıldığı ve hüküm tarihine en yakın tarihteki PSD'nin dikkate alındığı, eşin UYAP üzerinden SGK kayıtları sorgulandığında işe giriş çıkışının bulunmadığının görüldüğü, nüfus kayıtları incelendiğinde yeniden evlenmediğinin görüldüğü, çocuğun destekten destek durumunu yitirene kadar desteğin gelirinin %40'ının eşe %20'nin çocuğa olacak şekilde hesap yapıldığı ve çocuğun, erkek olması nedeniyle 18 yaşını doldurduğu tarihten destek durumunu yitirdiği bu tarih itibariyle eşin gelirinin %50 olarak hesaplandığı, her ne kadar destekten yoksun kalan eşin yaşı, desteğin yaşından büyük ise de TRH2010 tablosuna göre desteğin bakiye yaşam süresinin daha kısa olması nedeniyle desteğin yaşam süresi dikkate alınarak hesap yapıldığı, destekten yoksun kalan eşin 48 yaşında olduğu ve bir adet ergin çocuğunun bulunduğu bu haliyle yeniden evlenme ihtimalinin görece zor olduğu, bilirkişi raporunda müteveffanın kusur oranının da değerlendirildiği ve kurumca yapılan ödemelerinde mahsup edildiği, bu açıklamalar ışığında hesap bilirkişisi raporunun denetime elverişli olduğu ve davacı eşin talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminat tutarının 369.780,01; davacı oğulun talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminat tutarının 11.405,33 TL olduğu, davacı yanın dava dilekçesinde davacılar ... ve ... için kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 1.000,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatının ödenmesi talebinde bulunduğu; 09.11.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile ise davacı ... yönünden talebi 257.491,13 TL olarak, davacı ... yönünden ise talebi 21.670,28 TL artırarak faiz başlangıcı belirtilmeksizin yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara ödenmesini talep ettiği, bu açıklama ışığında davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile faiz başlangıç tarihini belirtmediğinin açıkça anlaşıldığı, bu nedenle destekten yoksun kalma tazminatları bakımından; davacı ... yönünden taleple bağlı kalınarak 1.000,00 TL'si olay tarihinden, 257.491,13 TL'si ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davacı ... yönünden ise 1.000,00 TL'si olay tarihinden 10.405,33 TL'si ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerektiği, müteveffanın nüfus kayıtları incelendiğinde; davacı ...'nin eşi, davacı ...'ın babası, davacı ... ve ... oğlu ve davacı ...'in kardeşi olduğu, dava dilekçesi ile talep edilen manevi tazminat tutarlarının müteveffanın kendi kusuru, paranın satın alma gücü, tarafların ekonomik durumları, talep edilen tazminat tutarının sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak ve tatmin duygusunu sağlayacak tutarda olduğu bu haliyle talebin yerinde olduğu anlaşıldığından manevi tazminatların kabulü ile kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacılara verilmesi gerektiği gerekçesiyle; 1-A/ Davacılar vekili tarafından açılan davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile; A1/ Davacı ... için 258.491,13 TL destekten yoksun kalma tazminatının 1.000,00 TL'si için olay tarihi olan 03.06.2011 tarihinden ve kalan 257.491,13 TL'si için ıslah tarihi olan 09.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, A2/ Davacı ... için 11.405,33 TL destekten yoksun kalma tazminatının 1.000,00 TL'si için olay tarihi olan 03.06.2011 tarihinden ve kalan 10.405,33 TL'si için ıslah tarihi olan 09.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, A3/ Davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 03.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, A4/ Davacı ... için 15.000,00 TL manevi, davacı ... için 10.000,00 TL manevi, davacı ... için 10.000,00 TL manevi, davacı ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 03.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacılara verilmesine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar murisinin işvereni olmadığını, kusuru kabul etmediklerini, eşin evlenme ihtimalinin %0 olmadığını, taraflarınca itiraz edilen, ancak davacı tarafından itiraz edilmeyen bilirkişi raporlarının davacı açısından kesinleştiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK Geçici 3 üncü maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 6100 sayılı HMK'nun 26 ncı ve 303 ncü maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunun 332 ve 98 inci maddeleri gereğince uygulanan aynı Kanun'un 41,42,43,44,46 ve 47 nci maddeleri ile 53 ncü maddesi, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 nci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 nci maddesi, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 inci maddesi, manevi tazminatın belirlenmesi yönünden 22/06/1996 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme 1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2.Usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. 3.Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( ...nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı). 4.Somut olayda; Mahkemece aldırılan 26.10.2018 tarihli hesap raporunda, kusur ve davacılara bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin rücu edilebilir kısmının tenzilatının yapılmaksızın, davacı eşin destek zararının 258.491,13 TL, davacı çocuğun destek zararının 22.670,28 TL olduğunun tespit edildiği, davacılar vekilinin bu hesap raporunu kabul ettiği ve bu hesap raporu doğrultusunda maddi tazminat alacağını ıslah ettiği, böylelikle bahse konu 26.10.2018 tarihli hesap raporundaki verilerin davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğunun anlaşılması karşısında davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak ihlali olacak şekilde 08.03.2022 tarihli hesap raporunda hesaplanan maddi zararların hükme esas alınması hatalı olmuştur. 5.Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında mahkemece yapılacak iş; davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hakların gözetilmesi suretiyle, 26.10.2018 tarihli hesap raporundaki verileri dikkate alarak kusur ve davacılara bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin rücu edilebilir kısmının tenzilatının yapıldığı yeni bir hesap raporu almak ve oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. 6. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 7. O halde, temyiz eden davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/9394, K. 2023/10389, T. 27.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-9394-e-2023-10389-k-894d9d5bdb49