Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/8547 E. 2022/12097 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8547
Karar No
2022/12097
Karar Tarihi

Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi No : Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ve dahili davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı ve dahili davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 1.3.2010-20.4.2012 arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. II-CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hizmetlerinin tesbitini talep ettiği dönemde, davacının sosyal yardımlaşma vakfından yardım alıp almadığının araştırılmasını talep ettiklerini, bu hususta yapılacak araştırma sonunda davacının yardım aldığının tesbiti halinde bu dönemde sigortalı çalışmasının bulunamayacağını, 5510 sayılı Yasa'nın 4/a ve 92.maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, davaların kamu düzenine ait olup çalışma olgusunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatı gerektiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Dahili davalı ... ... ...... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının 01/03/2010 tarihinden itibaren şirkette çalıştığını iddia etmiş ise de, davacının 15/03/2010 tarihinde şirkete ait işyerinde çalışmaya başladığını, çalışma koşulları ağır gelince 31/03/2010 tarihinde işyerinden ayrıldığını, bunun dışında şirkette herhangi bir çalışmasının bulunmadığını, öte yandan davacının 15/10/2010 - 17/02/2011 tarihleri arasında diğer davalı şirkette çalışmasının mevcut olduğunu, dolayısıyla davacının bu tarihler arasında sigortalı olması nedeniyle hizmet tesbiti açmasında hukuki bir menfaat olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. III-MAHKEME KARARI A-İLK DERECE MAHKEME KARARI Davanın kısmen kabulü ile; 1-)Davacının Kuruma bildirilen hizmet süreleri dışında dahili davalı ... ... ...... A.ş'ye ait 25142.07 sicil numaralı işyerinde 01/04/2010 - 14/10/2010 tarihleri arasında 194 gün, 18/02/2011 - 10/04/2012 tarihleri arasında (18/02/2011 tarihi günsüz iş görmez raporu nedeni ile) 410 gün olmak üzere toplamda 604 gün daha hizmet akdine tabi çalıştığının tespitine, 2-)Tespit edilen bu hizmet süresi içinde 01/04/2010 - 30/06/2010 tarihleri arasında hizmetin aylık 730,00-TL sigorta primine esas kazanç, 01/07/2010 - 14/10/2010 ve 18/02/2011 - 10/04/2012 tarihleri arasındaki hizmetin prime esas asgari kazanç üzerinden gerçekleştiğinin tespitine, karar verilmiştir. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Davalı ... ve Dahili Davalı ... ... Turistik Tesisleri ve İşletmeleri A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ Davalı ... vekili özetle; ... nın feri müdahil konumunda olması gerektiğini, kurum aleyhine hükmedilen yargılama gideri açısından kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dahili davalı şirket vekili özetle; tanıkların da net bir beyanda bulunmadığını, beyanlarına itibar edilemeyeceğini, husumetli olduklarını, davacının en son 17/02/2011 tarihinde müvekkili şirkete ait işyerinde çalıştığını tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin bozulmasını davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı ve dahili davalı vekillerinin aşağıdaki bendin dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddeleri olup, Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Somut olayda, davacı adına 25142.07 sicil sayılı .... ... ... adresinde bulunan .... A.Ş. ye ait işyerinden 15.03.2010-31.03.2010 arasında kuruma hizmet bildirildiği, 15.10.2010-17.02.2011 arasında ise ... sicil sayılı ...'da bulunan ... Ltd. Şti. ye ait işyerinden kuruma hizmet bildirildiği, bu işyerinde çalışmakta iken meydana gelen 22.10.2010 tarihli iş kazasının kuruma bildirildiği, ... A.Ş. ... unvanı ile imza edilen tarihsiz bir belgede davacının 15.03.2010-17.02.2011 arasında aşçı olarak çalıştığının belirtildiği, kaza sonrası davacının karakolda verdiği ifadede olay günü ...'da aşçı olarak çalıştığını beyan ettiği anlaşılmaktadır.Mahkeme tarafından 18.2.2011-10.4.2012 arasındaki süre için verilen karar eksik incelemeye dayalıdır.Bu nedenle davacının bu döneme ilişkin çalışmasına yönelik ifadeleri alınmayan bordro tanıklarının beyanlarına başvurulmalı, tanık beyanları arasında çelişki bulunması halinde giderilmeli, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde davalı ve dahili davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/8547, K. 2022/12097, T. 10.10.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-8547-e-2022-12097-k-782f79643286