Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/8418 E. 2023/2413 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8418
Karar No
2023/2413
Karar Tarihi

... MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1216 E., 2022/727 K. ... ... HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi SAYISI : 2017/55 E., 2020/299 K. Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili dava dilekçesi ile; davacılar murisinin 29.12.2014 günü meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini belirterek müteveffanın anne ve babası için ayrı ayrı 500,0'er TL maddi, 75.000,00'er TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacılar vekili yargılama sırasında 10.07.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile anne yönünden maddi tazminat talebini toplam 120.247,58 TL'ye, baba yönünden maddi tazminat talebini toplam 61.990,35 TL'ye çıkarmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile; mantolama işinin müvekkil tarafından müteveffanın abilerine devredildiğini, olay günü müteveffanın abilerine yardım etmek için müvekkilden habersiz şantiyeye geldiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkilin hukuki durumu ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının olmadığını, olayın müteveffanın kusuru ile meydana geldiğini, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 1-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile, davacı ... için 61.990,35 TL, davacı ... için 120.247,58 TL olmak üzere toplam 182.237,93TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 29.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, davacı ... için 25.000,00 TL, davacı ... için 25.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, davacıların fazla istemlerinin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müteveffanın müvekkili şirketin işçisi olmadığını, davalı şirketin ... Apartmanının tadilat işlerini alıp, mantolama işini ...'a devrettiğini, ...'ın ekibini kendisinin oluşturduğunu ve sigortası yapılacak çalışanların listesini davalı şirkete ilettiğini, bu listede müteveffa ...'ın isminin bulunmadığını, bir başka inşaatta çalışan müteveffa ...’ın ağabeyinin talebi ile ona yardım için müvekkili şirket yetkililerinin bilgisi dışında şantiyeye geldiğini, yine ağabeyinin yönlendirmesi ile çatıya çıktığını, burada da kendisinin tedbirsiz ve dikkatsiz davranışları ile kazanın meydana geldiğini, bu hususun ceza yargılaması sırasında tanıklarca da ifade edildiğini, davalı işverenin kaza ile birlikte müteveffanın işyerinde olduğunu öğrendiğini, davalının bu şekilde şantiye alanına girilmesini öngörebilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili davalının konumu ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, müteveffanın sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanması için kazadan sonra ve fakat vefatından önce müvekkili şirket tarafından SGK bildiriminin yapıldığını, dava konusu kaza ile ilgili ... 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucunda davalı şirket yetkilisi ile ...'ın beraatlerine karar verildiğini, kararın katılan tarafça istinaf edilmesi üzerine ise ... BAM 14. Ceza Dairesi'nce kararın kaldırılarak sanıkların cezalandırılmasına karar verildiğini, bu kararın kendilerince temyiz edildiğini ve henüz kararın kesinleşmediğini, mahkemece bu kararın kesinleşmesi beklenilmeden verilen kararın hatalı olduğunu, SGK Teftiş Kurulu raporunda dahi müteveffaya %25 kusur verilmiş iken mahkemece kusursuz kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirkete yüklenen kusurun zararla ve olayla ilgisiz olduğunu, eksik ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece hükme esas alınan 31.10.2019 ve 09.01.2020 tarihli kusur raporlarının, iş kazasının meydana geldiği alandan seçilen ve aynı zamanda işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olan bilirkişiler tarafından ve kaza tarihi itibarıyla uygulanması gerekli 6331 sayılı Kanun ile ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlendikleri, birbirlerini doğruladıkları, gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli oldukları, kusur oranlarının dayanakları belirtilmek suretiyle tespit edildiği anlaşıldığından mahkemece “kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin % 75, ihbar olunan ...'ın %25 oranında kusurlu bulunduklarının ve kaza tarihi itibariyle 18 yaşın altında olan müteveffanın kusursuz olduğunun kabulünde ve yukarıda anılan düzenlemeler uyarınca ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenilmemesinde bir isabetsizlik görülmediği, davalı vekilince, müteveffanın müvekkili şirketin işçisi olmadığı iddia edilmiş ise de; kazadan sonra müteveffanın davalı şirket tarafından SGK bildiriminin yapıldığı anlaşılmakla ve "hiç kimsenin kendi muvazaasından yarar sağlayamayacağı" ilkesi karşısında bu iddiasına itibar edilmediği, 492 sayılı Harçlar Kanunu'na göre karar ilam harcından davayı kaybeden tarafın sorumlu olacağı, somut olayda; Harçlar Kanunu ve karar tarihinde yürürlükte olan tarife hükümlerine göre davada kabul edilen miktar üzerinden nisbi karar ilam harcı olarak 15.864,17 TL belirlenmesi gerekirken Mahkemece, bu miktarın 1/20'si oranında harcın belirlenmesinin yerinde bulunmadığı, kamu düzeni ile ilgili bu hususun re'sen istinafa konu edilerek yeniden hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle; A-Davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ... İş Mahkemesi'nin 2017/55 Esas ve 2020/299 Karar sayılı ilamının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, 1-Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, a-Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin kabulü ile, 61.990,35 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 29.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b-Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin kabulü ile, 120.247,58 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 29.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, d-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davalı vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun değerlendirildiği, bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/8418, K. 2023/2413, T. 14.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-8418-e-2023-2413-k-3940bdd8a456