Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/7214 E. 2023/1939 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/7214
Karar No
2023/1939
Karar Tarihi

... MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2013/297 E., 2021/251 K. ... ... ... HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen rücuan tazminat istemli davadan dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Kurum ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili 10.06.2011 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Kurumları sigortalılarından ...' nun davalı işveren ...' ya ait işyerinde 19.11.1996 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu malul kaldığını, sigortalının maluliyetine yol açan iş kazasının davalının İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği kurallarına uymaması nedeni ile gerekli denetim ve gözetimi yapmaması sonucu meydana geldiğini, olayda sera sahibi ...' nın da kusuru bulunduğunu, bu hususun Sigorta Müfettişlerince düzenlenen 15.05.2008 tarih, 26/SR-06 sayılı raporda belirtildiğini, aynı iş kazasında malul kalan işçilerden ... tarafından ... aleyhine Devrek Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 1997/285 sayı ile açılan davada alınan kusur bilirkişi raporunda olayın davalıların kusur sonucu meydana geldiği ifade edildiğini, hak sahibinin dosyasındaki kusur tespitinin kurumlarını bağlamadığını, davalı Kurumun yargılanmasını ve 506 sayılı Kanun'un 26 ncı ve ilgili madderine uygun olarak iş güvenliği uzmanlarından oluşacak üç kişilik bilirkişi heyetinden kusur raporu alınmasını, alınacak raporda olayda kaçınılmazlık bulunduğunun tespiti halinde kaçınılmazlığın bir bölümünden 26 ncı madde uyarınca davalı işverenin sorumlu tutulmasını, üçüncü şahısların kusurlu olduğunun tespiti halinde de teselsül sorumluluk ilkesi gereği zararlarının tahsilini, zararlarının kazaya sebebiyet veren davalı işverenden talep ettiklerini, iş kazası sonucu malul kalan sigortalıya müvekkili kurumlarınca sosyal yardım zammı dahil olma üzere 7.388,73 TL peşin değerli gelir bağlandığını, kurum zararlarının şimdilik 500,00 TL' sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. 2.Birleşen 2019/123 E, sayılı dosyasında davacı vekili 14.05.2019 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; sigortalılarından 13859110 sicil sayılı ...'nun davalıya ait iş yerinde çalışmakta iken 19.11.1996 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu yaralandığını, sigortalının maluliyetine yol açan iş kazasının, davalının işçi sağlığı ve iş günvenliği kurallarına uymaması denetim ve gözetim yapmaması sonucu meydana geldiğini, malul kalan sigortalıya Kurum tanafından yapılan masrafların tahsili için işvereni aleyhine 1. AHM'sinde 2013/297 E, sayılı ile dava açtıklarını, iş kazasında malul kalan sigortalıya bağlanan peşin sermaye değerli gelirler yönünden derset ana davadaki miktarın düşümü ile fark peşin sermaye değerli gelirler yönünden toplam 6.888,73 TL'nin onay tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davada zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, olayın 19.11.1996 tarihinde meydana geldiğini, aradan 15 yıl geçtikten sora rücuen tazminat davasına muhatap olmasının hukuka uymadığını, ayrıca aradan geçen zaman süresince şahsın başka bir yerde kaza geçirmiş olmasının da mümkün olduğunu, davalı kurumun tek taraflı olarak maluliyet tespitine itiraz ettiklerini, olay ile ilgili olarak Devrek 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/285 esasında kayıtlı dava bulunduğunu ve yargılamasının devam ettiğini beyan etmiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 1996 yılında meydana gelen iş kazası olayı ile ilgili olarak müvekkili ...' nın kusurlu olmadığını, çünkü Devrek Kaymakamlığınca ihale yapıldığını, ihale ile müvekkilinin maliki olduğu bahçenin sera yapım işini sera imalatçısı ...' nın üstlendiğini, müvekkilinin bahçesinde sera yapılacak alanı sera işinde uzman olan işin ustası ...' nın belirlediğini ve sera yapımına başladığını, seranın yapımı sırasında ...' nın işçilerinin yüksek gerilim hattına kablo atarak takılması nedeniyle yaşanan iş kazasında müvekkilinin hiçbir kusuru olmadığını, ayrıca davanın zaman aşımına uğradığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Özetle; 1-Davacının davalı ...'ya karşı açmış olduğu davanın taleple bağlı kalınarak davalının kusur oranı da göz önünde bulundurularak kabulü ile 500,00 TL peşin değerli gelirin onay tarihi olan 13.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı kuruma verilmesine, 2-Davacının davalı ...'ya karşı açmış olduğu davanın zaman aşımı nedeniyle REDDİNE, dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ve davalı ... avukatları temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairece, “Eldeki davada, sigortalı ...’nun, dava dışı ... ile sera kurma işinde birlikte çalışırken meydana gelen kazadan sonra dava dışı sigortalı ... tarafından açılan maddi manevi tazminat davasında alınan kusur raporu mahkemece esas alınmış ise de;kusur raporu incelendiğinde,davalılardan ... %60, ... %20 ve sigortalı ...’ın ise %20 kusurlu bulunduğu, bu raporda sigortalı ... hakkında herhangi bir kusur irdelemesi yapılmadığı anlaşılmaktadır. Oysa bu tür davalarda sigortalının iş kazasındaki konumu ve yapılan işin niteliklerinin ayrı ayrı her bir sigortalı yönünden irdelenmesi gerekmekte olup,mahkemece kesinleşip kesinleşmediği de belli olmayan davada alınan ve dava konusu olaya uygun olmayan, kazanın meydana geldiği iş kolunda uzman olmayan bilirkişi raporunun esas alınması suretiyle hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemece, tazminat dosyasının kesinleşip kesinleşmediği araştırıldıktan ve bu dosya getirtildikten sonra oluşa uygun bir kusur raporu aldırılarak hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Kabule göre de; Mahkemece getirtilen peşin değerli gelir tablolarındaki sosyal yardım zammı tutarlarının farklı olma nedenlerinin araştırılması gerekirken, bu yönde herhangi bir irdeleme yapılmaması isabetsiz olup bozma nedenidir”, gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararıyla özetle; “Asıl dava olan Mahkememizin 2013/297 E. sayılı dosyası yönünden; Davacının davalı ...'ya karşı açmış olduğu davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 500,00 TL peşin değerli gelirin onay tarihi olan 13.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı Kuruma verilmesine, 2) Davacının ...'ya karşı açmış olduğu davanın reddine, Birleşen dava olan Mahkememizin 2019/123 E. sayılı dosyası yönünden; 1)Davacının davasının kısmen kabulü ile; 3.933,20-TL peşin değerli gelirin onay tarihi olan 13.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı Kuruma verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı Kurum vekili dilekçesinde özetle; kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili dilekçesinde özetle; kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ve ayrıca 5236 sayılı Kanun; katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2021 yılı için, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesindeki atıf gözetilerek, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427 nci maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 4.270,00 TL olarak değiştirmiştir. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde temyiz (kesinlik) sınırının tespitinde alacağın tamamı gözetilmesi; tamamı dava edilen bir alacağın kısmen kabulünde ise temyiz (kesinlik) sınırının belirlenmesinde kabul ve reddedilen miktarların esas alınması HUMK'nun 427. maddesi hükmü gereğidir. İnceleme konusu davada, kararı temyiz eden davalı hakkında asıl davada 500,00 TL, birleşen davada ise 3.933,20 TL sorumluluğuna karar verilmiş olup, temyiz denetimine konu olan tutarlar yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırını aşmadığından, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması olanaksızdır. Hal böyle olunca, anılan davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle kesinliği nedeniyle reddi gerekir. Yönünden ise Davacı kurum yönünden ise, temyizen incelenen karar tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Asıl ve birleşen davada, davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Asıl ve birleşen davada, davacı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/7214, K. 2023/1939, T. 02.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-7214-e-2023-1939-k-3da865f94f02