Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/3793 E. 2023/3187 K. – İş Kazasından
Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3793
- Karar No
- 2023/3187
- Karar Tarihi
- Konu
- İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
... MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/907 E., 2021/1814 K. ... KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/761 E., 2021/209 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile davacının, davalıya ait inşaat iş yerinde 13.09.2014 tarihinde demir ustası olarak çalışırken, demir bağlamakta kullandığı telin yüksek gerilim hattına çarpması sonucunda elektrik akımına kapılarak yaralandığını beyanla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000 TL maddi tazminat alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 102.849,13 TL olarak arttırmıştır. Davacı vekili birleşen dava dosyası ile 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren faizi ile ödenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; istisna akdine dayalı olarak işin yürütüldüğü sırada meydana gelen kazada müvekkilinin iş veren sıfatı bulunmadığından, hukuki sorumluluğu da olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 13.09.2014 tarihinde meydana gelen olayda, davacının davalıya ait inşaatta demir ustası olarak çalışırken işveren tarafından gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle demir bağlamakta kullandığı telin yüksek gerilim hattına çarpması sonucunda elektrik akımına kapılarak yaralandığı, kazada davacının %20, davalı işverenin ise %80 oranında kusurlu olduğu, kaza nedeniyle maluliyetinin %27 olarak belirlendiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin kabulüne karar verildiği, hak ve nesafet kuralları, davacının olaydan sonra duyduğu elem ve ızdırabın derecesi, psikolojik olarak etkilenme durumu, davacının yaşı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, bunların yanında olayın işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek kazazede davacı işçi için manevi tazminat alacağının belirlendiği gerekçeleriyle; asıl davanın kabulüne, 102.849,13 TL maddi tazminat alacağının kaza tarihi olan 13.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulüne, 35.000,00 TL manevi tazminat alacağının kaza tarihi olan 13.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, davacının, müvekkilinin eser sözleşmesi kapsamında inşaat yaptırmak üzere anlaştığı, ...'in çalışanı olduğunu, olay sonrasında müvekkilinin davacı SGK imkanlarından faydalansın diye 1 günlüğüne işçisi olarak kaydettirdiğini, müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, eser sözleşmesinde iş sahibinin sorumlu tutulamayacağını, kazazedenin kendi çalışanı olmadığını, davacının kazanın oluşumunda ağır kusurunun bulunduğunu, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, kazanın oluşumunda davalının tamamen kusurlu olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın çok düşük olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ...'e ait apartmanın yapımında inşaat işçisi olarak çalışırken inşaat çalışma alanı elektrik tellerine yakın olduğundan davacının elindeki iletken telin elinden fırladığı ve 1,5 metre yüksekliğindeki Tedaş'a ait elektrik teline takıldığı ve bu şekilde davacıyı elektrik çarptığı, Kocatepe Yüksek Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi'nin raporuna göre davacının, geçirdiği iş kazası nedeniyle %27,00 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin tespit edildiği, yargılama sırasında aldırılan 06.05.2019 ve 23.09.2019 tarihli heyet bilirkişi tarafından hazırlanan kusur raporlarında davacının %20, davalı işverenin ise %80 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, dosya arasına getirtilen ... 5. İş Mahkemesi'nin 2018/183 Esas 2019/240 Karar sayılı rucuan tazminata ilişkin dosyasında maluliyet oranının %27, işveren kusurunun %80 olarak belirlendiği, ancak sigortalının işe giriş bildirgesi süresi içinde verilmediğinden yasa gereği işverenin kazadan %90 oranında sorumlu tutulduğu görülmekle; %80 işverenin, davacının ise %20 oranında kusurlu olduklarına yönelik raporların dosya içeriğine ve oluşa uygun bulunduğu, davalı husumet itirazında bulunmuş ise de davacının, davalının işçisi olduğuna dair kaza gününe ilişkin hizmet bildirimi bulunduğu nazara alındığında davalının, davacının işvereni olduğu anlaşılmakla husumete ilişkin itirazın yerinde olmadığı, dosya kapsamında tanık dinlenmediği halde gerekçeli kararda tanık dinlendiğinin yazılması maddi hataya dayanmakta olup dosya sonucuna bir etkisinin bulunmadığı, maluliyet oranı, işveren kusuru ve kaza tarihi dikkate alındığında kazazede davacı bakımından hükmedilen manevi tazminat miktarının makul ve hakkaniyete uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekili ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, davacının eser sözleşmesi kapsamında inşaat yaptırmak üzere anlaştığı dava dışı ...'in çalışanı olduğunu, aralarında hizmet sözleşmesi de olmadığı, iş kazası olarak kabul edilse bile davacının kendi dikkatsiz ve özensiz çalışması ile kazaya sebebiyet verdiği, davalının kusuru bulunmadığı, davacı taraf lehine takdir olunan manevi tazminat miktarının da davacının kusurlu olması nedeniyle fazla olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun'un 77, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 54, 55, ve 417 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bilindiği üzere 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur. 4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi ya da yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) 2. Eldeki dosyada, davalı ...'in SGK denetim raporunda ve ceza dosyasında inşaatı yaptırmak üzere anlaştığını beyan ettiği dava dışı ... ile arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olup olmadığı konusunda yapılan araştırmanın noksan olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının da irdelenmesi suretiyle İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden rapor almak; davalı ... ile dava dışı ... arasındaki ilişkinin detaylı incelenerek, bu kapsamda ... 'in de kendi adına ve hesabına ticari faaliyeti, meslek odası,vergi kaydı olup olmadığı da araştırılarak, aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığını irdelemek, böyle bir ilişkinin bulunduğunun tespiti halinde tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını - tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, belirlenecek kusur oranını mahkemece hükme esas alınan 31.01.2020 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak suretiyle alınacak raporu hükme esas almaktan, davacının hükme dayanak kılınan hesap raporuna yönelik temyizi bulunmaması nedeniyle davalı lehine oluşan kazanılmış hak ile diğer usuli kazanılmış hakları da gözeterek karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle ; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının, bozma nedenine göre sair husular incelenmeksizin BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...