Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/12408 E. 2023/109 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/12408
- Karar No
- 2023/109
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/195 E., 2022/211 K. KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen husumetten reddine, kısmen konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair, karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davacıya ait 24671010111348700010546 sicilli iş yeri ile ilgili 2012 yılı 9. Ay ve 2015 yılı 3. ay arası döneme ait olmak üzere (dava dilekçesi ekindeki kurum başvuru belgesinden anlaşılmaktadır) şirketin hatalı seçim ile anılan dönem için 5510 sayılı Kanun'un 81/1-ı bendindeki prim teşvikinden yararlandıklarını ancak bu dönem için 6111 sayılı Kanun'un ile 4447 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10 uncu madde kapsamında farklı bir prim teşviki olan işsizliğin azaltılması amacını taşıyan teşvikten yararlanmayı istediklerini, ilgili yönetmeliğin 103/4 - f hükmü gereği böyle bir hakları bulunmasına rağmen Ceyhan SGM nin 25.12.2015 tarihli cevap ile talebi reddettiğini, davacının anılan iş yeri için 02.12.2015 tarihinde kuruma başvurarak bu dönem için hazine teşvikinden yararlanılmış ise de bu teşvikten değil 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesindeki teşvikten yararlanmak istediklerini bildirdiklerini kurumun 25.12.2015 tarihli cevap ile talebi reddettiğini açıklayıp davacının geçmişe yönelik olarak yararlanabileceği teşvik türünü değiştirme hakkı bulunduğunu, kurumun bu kapsamda gerekli işlemi yapması gerekirken kendi çıkarttığı 2015/10 sayılı genelgeyi gerekçe göstererek işlem yapmadığını, oysa verilmiş pek çok emsal karar bulunduğunu belirterek kurum işleminin hukuka aykırı olduğu ve kurum işleminin iptali ile kurum ile yapılan 02.12.2015 tarihli başvurunun işleme alınması gerektiğinin tespitini istemiştir II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından kuruma verilen dilekçenin 6111 sayılı Kanunla yapılan sigorta prim desteği düzenlemelerinin uygulanmasına esas olmak üzere başvuru tarihinde 2011/45 sayılı genelgenin yürürlükte olduğunu, bu genelgenin "4.1.1 Destekten yararlanılabilmesi için gerekli genel şartlar" başlığı altında (g) bendinde " Aylık prim ve hizmet belgesinin kurumumuza yasal süresi içinde gönderilmesi" bölümünde " 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilmesi için 6111 Kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süre içinde kuruma verilmiş olması gerekmektedir." hükmünün bulunduğunu bu nedenlerle de yersiz ve haksız açılmış olan davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi, 05.04.2017 tarihli ve 2016/1036 Esas, 2017/127 Karar sayılı kararı ile "...Dosyada bulunan 18.03.2015 tarih 2015/10 sayılı genelgede bu tip taleplerin dikkate alınmayacağı belirtilmekte ise de genelge ile yasada ve yönetmelikte getirilen hakkın ortadan kaldırılamayacağı açıktır. Davacı açıkça yasada öngörülen bir hakkı kullanma talebinde bulunmuş, kurum ise talebi değerlendirmemiştir. Davacının başvurusunun kurum tarafından işleme alınması gerekir .Buna göre davacının talebi haklı bulunmuş, kurumun redde yönelik işleminin iptali ile davacının 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi kapsamındaki talebinin hukuka uygun olduğunun tespiti gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Bilindiği üzere % 5 hazine yardımları ve geçici 10. madde ile ilgili SGK ya karşı açılan davalar bakımından 21.Hukuk Dairesi'nin husumetin hazineye düşeceğine yönelik kararlar vermiş, 10. Hukuk Dairesi ise husumetin SGK'ya yöneltilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davacının bu nedenle hem SGK hem de hazineyi hasım gösterdiği anlaşılmaktadır. Hazinenin söz konusu teşviklerin uygulanması bakımından talebin yapılacağı yer kimlerin yararlanacağı, ne kadar teşvik verileceği, talebin haksız olup olmadığı konularında hiç bir yetkisi bulunmamaktadır. Başvurunun SKG'ya yapılması inceleme ve değerlendirmenin de SGK tarafından yapılması gerekmektedir. Hazinenin SGK'nın yararlanma ya da yararlanmama yönünde verdiği kararlara müdahale etme bunları değiştirme hak ve yetkisi yoktur. Yasadaki hazinece karşılanır ifadesi direk hazine tarafından bir ödeme yapılmasını da ifade etmemektedir. Kurum teşvikten yararlanan için teşvik oranında indirim yaparak primleri alacak daha sonra farkı ÇSGB bütçesinden kendisine aktarılacaktır. Dolayısıyla husumetin hazineye yöneltilmesi ile ilgili daire görüşü yerinde değildir. Kaldı ki 21. Hukuk Dairesi de sonradan teşvik ile ilgili tespit isteklerinin SGK ya karşı açılmış davalarda iş mahkemesinde görülmesi gerektiğini, tahsil ile ilgili isteklerde ise yine hazineye husumet yöneltilmesi gerektiğini belirtmiş olup ,eldeki dosyada tahsil isteği bulunmayıp talebin kurumca işleme alınması ve hukuka uygunluğunun tespiti istenildiğinden SGK bakımından açılan davanın kabulü, hazine bakımından ise davanın husumetten reddine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 05.04.2017 tarihli ve 2016/1036 Esas, 2017/127 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri İstinaf başvurusunda bulunan davalı ... vekili, davacı hakkında 2015/10 sayılı Genelge hükümlerince yapılan kurum işlemlerinin yerinde olduğunu bu nedenle davanın reddi gerektiğini belirterek verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin, 21.06.2017 tarihli ve 2017/1054 Esas, 2017/1091 Karar sayılı kararı ile, "....6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'a Geçici madde 10 olarak eklenen prim teşviki düzenlemesi 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ve bu tarihten itibaren 18/03/2015 tarihine kadar geriye dönük teşvik talepleri Kurumca kabul edilmiştir. Mevzuatımızda, hatalı teşvik seçilmesi halinde düzeltilmesine engel bir mevzuat bulunmadığı gibi Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 103/4 fıkrasına göre "Daha önce Kuruma belge türü veya kanun numarası hatalı seçilerek verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerine ilişkin düzeltme amaçlı olarak yasal süresi dışında verilen aylık prim ve hizmet belgeleri, düzeltme ile fiili hizmet süresi zammı kazandırma hali hariç, belgede kayıtlı sigortalılar ve bu sigortalıların prim ödeme gün sayısı ile prime esas kazanç tutarının aynı olması kaydıyla, ayrıca incelemeye gerek kalmaksızın işleme alınır. Bu nitelikte verilen aylık prim ve hizmet belgelerine idarî para cezası uygulanmaz. Sonradan düzeltme amaçlı verilen belge ile fiili hizmet süresi zammı kazandırılması halinde, söz konusu belgenin işleme alınmasında bu maddenin yukarıdaki fıkralarında belirtilen usul izlenir." düzenlemesi ile bu imkan işverenlere açıkça tanınmış olup anılan düzenleme halen yürürlüktedir. Kanun ile yasaklanmayan ve Yönetmelik ile tanınan teşvik değişikliği imkanının Kurumun iç Genelgesi ile kaldırılması hukuk devlet ilkesi ile bağdaşmaz. Davacının 05510 Kanun numarası seçerek prim teşvikinden yararlandığı ve süresi içerisinde aylık prim ve hizmet belgesini verdiği noktasında bur uyuşmazlık bulunmamaktadır. Geçici Madde 10'da prim teşvikinden yararlanmak isteyen işverenlerin "çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak; 5510 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermesi" koşulu bulunmakta olup teşvik yanlış seçilmiş olsa dahi aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Kuruma gönderen işverenlerin, prim teşvik maddesini yanlış seçtikleri gerekçesiyle 4447 sayılı Kanun'un Geçici madde 10/5 fıkrası kapsamında bildirgeyi vermiş sayılmayacakları iddiası da hukuki dayanaktan yoksundur. Yukarıda yer alan maddi ve hukuki açıklamalar ışığında, incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 inci bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 21.06.2017 tarihli ve 2017/1054 Esas, 2017/1091 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin, 17.05.2018 tarihli ve2018/2762 Esas, 2018/4901 Karar sayılı kararında; "...27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17 ncimadde ile: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanun'un 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır. Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu'nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.” Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m.17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesi'ne ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir." Denilmek suretiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin: 14.09.2018 tarihli ve 2018/170 Esas, 2018/367 Karar sayılı kararı ile; "eldeki dosyada bozma ilamında bahsedilen ek 17 nci madde hükmü 01.04.2018 tarihinde yürürlüğe girmekle 01.05.2018'den itibaren bir ay içerisinde kuruma başvurma halinde yasa gereği değişikliğin yapılacağı anlaşılmakta, 01.04.2018 tarihinden önce açılan davalar bakımından ise 4 üncü fıkra ile herhangi bir işleme gerek kalmaksızın davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla davacının hazineye karşı açmış olduğu davanın husumet nedeni ile reddine davalı Kuruma karşı açtığı dava bakımından ise, konusuz kalan dava nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. C.2 nci Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin 08.11.2018 tarihli ve 2018/281 Esas, 2018/364 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile;... mahkemece dikkate alınan bozma ilamı ve 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Eldeki davada, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. denilerek karar 2. Kez bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Öncelikle husumet hazineye yöneltilemeyeceğinden hazine ile ilgili husumetten red kararı verilmiş olup kurum bakımından ise yeniden değerlendirme yapılmış, 7103 sayılı Kanun öncesinde pek çok mahkeme ve yargıtay kararında olduğu gibi teşvik değişikliği işleminin kurumca yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. 7103 sayılı Kanun bu tip davaların açılmasını engellemek için özellikle kurumun bu tip başvuruları çoğu kez reddetmesi sebebiyle dava açılmasına sebebiyet verdiği bunun hem yargı yükünü artırdığı hem de kurumu yargılama gideri vekalet ücreti ödemek zorunda bıraktığı dikkate alınarak yasa koyucu tarafından net olarak ek 17 nci maddede 1, 2 ve 3 üncü maddelerde yapılan düzenlemelerle ilgililer için daha önceden başvurusu olmayanlar bakımından geçmiş dönem teşvik değişikliği yapmak isteyenler için 6 aylık süre konarak yararlanılmak istenen dönemi takip eden 6 ay içinde kuruma başvurmak kaydı ile en çok geriye doğru 6 aylık dönem için teşvik değişikliği yapılabileceğini belirterek önceki dönemlere yönelik bu tip taleplerin önü kesilmek istenmiş, ikinci fıkrasında ise yasadan önceki dönem teşvik değişikliği bakımından koşulları varken teşvikten yararlanmayanlar için yasanın yürürlüğünü takip eden ay başından itibaren 1 ay içinde başvurulması halinde süreye bakılmaksızın teşvik değişikliği yapılabileceği belirtilmiş, 3 üncü fıkrasında ise 2 nci fıkradaki talepte bulunanlar için yapılacak ödemenin ve uygulanacak faizin ne şekilde olacağı açıklanmıştır. Buna göre daha önce teşvik indiriminden yararlanmayan işverenlerin kuruma başvurmaları halinde teşvik değişikliği taleplerinin kabul edilmeyeceğine dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Başvuruda bulunan işverenin belgelerinin kurumca işleme alınması yasal zorunluluktur, bu belgeler işleme alındıktan sonra kurumca teşvikten yararlandırılması zorunlu anlamına gelmemektedir. Kurum belgeleri inceleyerek davacının talep ettiği yararlandığı teşvik hükümlerinin yerine başka bir teşvikten yararlanma talebi bakımından değerlendirmesini yaparak koşulları varsa işvereni yararlandırma, koşulların olmadığı dönemler için yararlandırmama hakkına sahiptir. Eldeki olayda davacının 02.12.2015'de yaptığı başvuru incelenmeksizin teşvik değişikliği yapılamayacağı gerekçesi ile iade edilmiştir. Bahsi geçen şekilde talepte bulunulan aylar için inceleme yapılarak koşulların sağlandığı aylar için değişiklik yapılıp sağlanmayan aylar için yapılmadığı şeklinde herhangi bir işlem yapılmamıştır. 7103 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra davacı tekrar kuruma başvurmuş, bu kez kurum 2012 yılı 9.ay ve 2015 yılı 1, 2, 3.aylar için teşvikten yararlandırmış, kalan aylar için ise herhangi bir işlem yapmamış, neden yapmadığına dair açıklamada da bulunmamıştır. Bu durumda davanın davacı talebi bakımından ilk başvuru tarihine göre kurum işleminin iptal edilerek sonuçlandırılması ve başvurunun işleme alınması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekmektedir, kurumun değişikliği yaptığı aylar bakımından ise talep konusuz kalmıştır. Ancak işlem yapılan dönem için davacının faiz talebi yerine getirilmediğinden bu konuda ve işlem yapılmayan diğer aylar içinde oluşacak farklar bakımından faiz isteği ile ilgili yine talebin değerlendirilmesi zorunludur. 5510 sayılı Kanun'un ek 17/3 üncü maddesinde bu tip durumlar için yeni bir ödeme yöntemi ve faiz hesap yöntemi belirlenmiştir. İlgili fıkraya göre faiz yasanın yürürlük tarihini takip eden ay başından itibaren (davacı yasadan önce başvurduğundan) uygulanacaktır. Yasadan sonra başvuranlar için ise talep tarihini takip eden ay başından itibaren faiz işletilecektir. Kanun'un 27.03.2018 tarihli resmi gazetede yayınlandığı ve 93 üncü maddesine göre yayımı izleyen ay başından itibaren yürürlüğe gireceği dikkate alındığında faiz başlangıç tarihinin 01.04.2018 olması gerektiği anlaşılmış, buna göre aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Kurumun talebi işleme almasından sonra teşvikten yararlanma koşullarının bulunup bulunmadığına dair yapacağı değerlendirmeye göre ortaya çıkacak yeni durum ayrı bir dava konusudur. Eldeki dava kurumun davacı başvurusunu değişiklik yapılamaz gerekçesi ile hiç işleme almamasına yönelik açılmış bir dava olduğundan teşvik değişikliği için davacının koşulları taşıyıp taşıyamadığı bu davada irdelenemez. Buna göre davacının hazineye karşı açtığı davanın husumetten reddine, sgk ya karşı açtığı davanın kısmen kabulü ile, davacıya ait 11348700010546 sicilli iş yeri ile ilgili 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden yararlanma talebi ile ilgili kuruma yapılan 02.12.2015 tarihli başvurunun reddine dair 25.12.2015 tarihli kurum işleminin iptaline, bu iş yeri ile ilgili 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi kapsamında 2012 yılı 10 ila 2014 yılı 12.ay (12.ay dahil) için sigorta teşvikinden yararlanma başvurusunun hukuka uygun olduğunun ve kurumca işleme alınması gerektiğinin tespitine, dava konusu olan 2012 yılı 9.ay ve 2015 yılı 1, 2, 3.aylar bakımından dava açıldıktan sonra işlem yapılmış olmakla talep konusuz kaldığından bu aylar için karar verilmesine yer olmadığına, faiz talebi bakımından kurumun işleme aldığı 2012 yılı 9.ay ile 2015 yılı 1, 2, 3.aylar da dahil dava konusu 2012 yılı 9 ila 2015/3 (3.ay dahil) ay dönemi davacı yararına oluşacak fark prim alacaklarının 5510 sayılı Kanun'un 89/3 üncü maddesi gereği ve Kanuna eklenen ek 17/3 üncü madde gereği 01.04.2018'den itibaren faizi ile birlikte davacıya ödenmesi yönünden değerlendirmeye alınması gerektiğinin tespitine, dair karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde; kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerekip gerekmediğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4447 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 10 uncu maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298'inci maddesinde hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu belirtilmiştir. Kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, aralarında çelişki bulunmaması gerekir. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgili olup, hükmü temyiz etmeyen yönünden de sonuç doğurması gerekeceği de gözetilerek, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir.(10.04.1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 2011/21-23 E. 268 K., 2012/6-97 E. 203 K., 2012/10-149 E. 291 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. 2. Eldeki davada ise, mahkemece verilen son kararın dördüncü fıkrasında yer alan "bu iş yeri ile ilgili 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi kapsamında 2012 yılı 10 ila 2014 yılı 12.ay (12.ay dahil) için sigorta teşvikinden yararlanma başvurusunun hukuka uygun olduğunun ve kurumca işleme alınması gerektiğinin tespitine," ibaresinde davacının başvurusunun hukuka uygun olduğu kabul edilmiş iken, altıncı fıkrasında yer alan " faiz talebi bakımından kurumun işleme aldığı 2012 yılı 9.ay ile 2015 yılı 1, 2, 3.aylar da dahil dava konusu 2012 yılı 9 ila 2015/3 (3.ay dahil) ay dönemi davacı yararına oluşacak fark prim alacaklarının 5510 sayılı Kanun'un 89/3 üncü maddesi gereği ve yasaya eklenen ek 17/3 madde gereği 01.04.2018'den itibaren faizi ile birlikte davacıya ödenmesi yönünden değerlendirmeye alınması gerektiğinin tespitine," ibaresinin birbiri ile çeliştiği ve "değerlendirmeye alınması gerektiğinin tespitine" ilişkin karar verilerek taraflar hakkında kesin bir yargı verilmeksizin faiz talebi bakımından istemin kabul veya reddedildiği hususunun açıkça karar yerinde gösterilmediğinin anlaşılması karşısında, infaza elverişli şekilde karar verilmesi gereği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.