Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/11051 E. 2023/10581 K. – İş Kazasından

Konu: İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/11051
Karar No
2023/10581
Karar Tarihi
Konu
İş Kazasından Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/991 E., 2022/1198 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/170 Esas, 2022/93 Karar Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı işverenin maden ocağında işçi olarak çalışmakta iken 23.10.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu çalışma gücünü % 13,10 oranında kaybederek daimi şekilde malul kaldığını, kazanın davalı işverenin kusurundan kaynaklandığını ileri sürerek 161.186,06 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada zamanaşımı olduğunu, olay nedeniyle davacının herhangi bir maluliyetinin bulunmadığını, maluliyet tespitinin ilgili mevzuata uygun olmadığını, olayda tespit olunan maluliyet arasında uygun neden-sonuç bağının bulunmadığını, davacının gerekli özeni göstermediğini, zamanında kontrol ve tedavi işlemlerini yaptırmadığını, bu nedenle maluliyetin ortaya çıktığını, dava konusu olayda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kusurun tamamının kaza geçiren davacıda olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazanın meydana gelişinde davacı sigortalının %50, davalı işverenin %50 oranında kusurlu oldukları, iş kazası neticesinde davacının %13,10 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin kusursuz olduğunu, hüküm altına alınan maddi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, kusur raporu hatalı olduğundan dolayı hesap raporunun da hatalı olduğunu, müvekkilinin maddi zararının çok daha fazla olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, kusur raporunun farazi verilere dayandığını, müvekkilinin kusursuz olduğunu, maddi tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, davacının da iş kazasının oluşumunda kusuru olduğunu, maddi zarar tutarından tüm peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneğinin tamamen tenzil edilmesi gerektiğini, maddi zararın sigortalının zararlandırıcı sigorta olayından önce ve sonraki durumu arasında oluşan farktan ibaret olduğunu, maddi zararın davacı tarafı zenginleştirmemesi gerektiğini, hüküm altına alınan maddi tazminat tutarının zarardan fazla olmaması gerektiğini, pasif dönem için zarar hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, kazalı sigortalının 50 - 60 yaş arası dönemde yılın tamamını çalışarak geçireceği varsayımına göre hesap yapılmasının hatalı olduğunu, manevi tazminatın fazla olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından bahisle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 19.07.2022 tarihli ek kararı ile davacı vekilinin temyiz isteminin davacının davasının kabulüne karar verildiği, haliyle reddedilen kısmın bulunmadığının anlaşıldığı, davanın niteliği itibariyle temyiz talebinin 6100 sayılı HMK'nun 362 nci maddesi uyarınca miktar itibarıyla kesin nitelikte olduğundan bahisle miktardan reddine karar verilmiş, anılan ek karar davacı vekiline 02.08.2022 tarihinde tebliğ edildikten sonra davacı vekili 03.08.2022 tarihinde ek karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz asıl hükme yönelik temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin kusursuz olduğunu, ona %50 oranında kusur verilmesinin hatalı olduğunu, hüküm altına alınan maddi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, kusur raporu hatalı olduğundan dolayı hesap raporunun da hatalı olduğunu, müvekkilinin maddi zararının çok daha fazla olduğunu, Davacı vekili ek karara yönelik temyiz dilekçesinde özetle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kendileri yönünden kesin olmadığını, asıl hükme yönelik temyiz dilekçesini tekrar ettiklerini, müvekkilinin kusursuz olduğunu, ona %50 oranında kusur verilmesinin hatalı olduğunu, hüküm altına alınan maddi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, kusur raporu hatalı olduğundan dolayı hesap raporunun da hatalı olduğunu, müvekkilinin maddi zararının çok daha fazla olduğunu, Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, maddi tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, keşif yapılmadan farazi kabuller doğrultusunda kusur raporu düzenlendiğini, sürekli iş göremezlik oranı tespitinin hatalı olduğunu, davacının işyeri dışındaki kişisel yaşamı, çevresel faktörler, biyolojik, genetik faktörler, hastalığı ile ilgili tedavi görüp görmediği, tedaviye gidip gitmediği hususlarının araştırılmadığını, hesaplanan maddi zarar tutarından tüm peşin sermaye değeri ile geçici iş göremezlik ödeneğinin tamamen tenzil edilmesi gerektiğini, pasif dönem hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 361/2 nci maddesi ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanunu'nun 13, 16 ve 20 nci maddeleri. 3. Değerlendirme a. Davacı Vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi'nin 19.07.2022 Tarihli Ek Kararına Yönelik Temyiz İstemi Açısından Bölge Adliye Mahkemesi'nin 19.07.2022 tarihli ek kararı ile davacının davasının kabulüne karar verildiği, haliyle reddedilen kısmın bulunmadığı, davanın niteliği itibariyle temyiz talebinin 6100 sayılı HMK'nun 362 nci maddesi uyarınca miktar itibarıyla kesin nitelikte olduğundan bahisle miktardan reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamından İlk Derece Mahkemesince 06.01.2022 tarihli hesap raporu alındığı, raporda davacının %50 müterafik kusuru ve %13,10 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden hesapalama yapılarak davacının maddi zararının 161.186,06 TL olarak belirlendiği, hesap raporu taraflara tebliğ edilmek üzere E tebligat hazırlandığı ancak tebligatların hazırlanmasından bir gün sonra 11.01.2022 tarihinde celse yapılacağı için tebliğe çıkarılmadığı, anılan celsede her iki taraf vekilinin de “Rapordaki aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz, bilirkişi raporunu inceleyip beyanda bulunmak üzere süre verilmesini talep ediyoruz.” şeklinde beyanda bulundukları, mahkemece taraf vekillerine bilirkişi raporunu inceleyip beyanda bulunmak üzere 2 hafta süre verilmesi yönünde ara karar kurulduğu, ancak davacı vekilinde itiraz yönünde başkaca bir beyanda bulunulmadığı gibi celseden 6 gün sonra 17.01.2022 tarihli ıslah dilekçesi olarak nitelendirilmiş bir dilekçe ibraz edildiği, dilekçede aynen “…Müvekkilin bu kaza sebebi ile uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tazmini için maddi tazminattan fazlaya dair, manevi tazminatın tamamına dair haklarımız saklı tutularak işbu davayı açmıştık. 06.01.2022 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkilin maddi zararları tespit edilmiş olup, bu orana göre maddi tazminatımızı ıslah ediyoruz. Ayrıca bu kaza sebebi ile müvekkilin uğramış olduğu manevi zararların da tahsilini Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin içtihadı doğrultusunda başvuru harcını yatırarak talep etmekteyiz. Müvekkilin musap olduğu %13,10 malüliyeti nedeni ile açmış olduğumuz 10,00 TL maddi tazminat talebimizi, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak ve davalının kusuru karşılığı olmak üzere 161.186,06 TL maddi tazminat olarak ıslah ediyor ve yine davalının kusur oranına karşılık olmak üzere 10.000 TL manevi tazminatın da tahsiline karar verilmesini istiyoruz. Sonuç: Islah talebimizin kabulü ile yargılamamız yapılarak; davalının kusuru karşılığı ve fazlaya dair dava ve talep hakkımız saklı kalmak üzere 161.186,06 TL maddi tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren hesap edilecek yasal faizi, yargı giderleri ve vekillik ücretleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dileriz.” şeklinde beyanda bulunduğu, takip eden 19. celsede davalı vekilinin ıslaha karşı beyan dilekçesi sunduğunun zapta geçmesinden sonra davacı vekilinden sorulduğunda davacı vekilinin aynen “Önceki beyanlarımızı, dava ve ıslah dilekçelerimizi tekrar ederiz, davalı vekilinin itirazlarını kabul etmiyoruz, davanın kabulüne karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361/2 inci maddesine göre davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir. Somut olayda davası kabul edilen diğer bir deyişle 6100 sayılı Kanun'un 361/2 nci maddesi anlamında davasında haklı çıkan davacının "hukuki yararı bulunmak" kaydıyla kararı temyiz edebileceği, açık bir şekilde belirli olup Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar verilmiş olması hatalıdır. Ne var ki davacı vekilinin aşamalarda ibraz ettiği 17.01.2022 tarihli dilekçesi ve sonrasındaki dönemde dosyaya yansıyan beyanları dikkate alındığında davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi'nin 19.07.2022 tarihli ek kararı ile davacı vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken miktardan reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. b. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Açısından Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından İlk Derece Mahkemesince alınması gereken karar ve ilam harcının isabetli bir şekilde 11.693,71 TL olarak belirlendiği ancak bu tutardan aşamalarda davacı tarafça yatırılan harçlar mahsup edilirken 31,40 TL peşin harç 584,00 TL ıslah harcı ile birlikte 80,70 TL tutarındaki başvuru harcının da mahsup edilmesi nedeniyle davalıdan tahsili gereken bakiye karar ve ilam harcının 80,70 TL eksik hesaplandığı anlaşılmaktadır. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Bölge Adliye Mahkemesi'nin 19.07.2022 tarihli ek kararının "Gereği Düşünüldü" başlığı altındaki ikinci paragrafın ve hüküm fıkrasının tamamen silinerek; a. "Gereği Düşünüldü" başlığı altındaki ikinci paragrafın yerine geçmek üzere; "Dosya kapsamından İlk Derece Mahkemesince 06.01.2022 tarihli hesap raporu alındığı, raporda davacının %50 müterafik kusuru ve %13,10 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden hesapalama yapılarak davacının maddi zararının 161.186,06 TL olarak belirlendiği, hesap raporu taraflara tebliğ edilmek üzere E tebligat hazırlandığı ancak tebligatların hazırlanmasından bir gün sonra 11.01.2022 tarihinde celse yapılacağı için tebliğe çıkarılmadığı, anılan celsede her iki taraf vekilinin de “Rapordaki aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz, bilirkişi raporunu inceleyip beyanda bulunmak üzere süre verilmesini talep ediyoruz.” şeklinde beyanda bulundukları, mahkemece taraf vekillerine bilirkişi raporunu inceleyip beyanda bulunmak üzere 2 hafta süre verilmesi yönünde ara karar kurulduğu, ancak davacı vekilinde itiraz yönünde başkaca bir beyanda bulunulmadığı gibi celseden 6 gün sonra 17.01.2022 tarihli ıslah dilekçesi olarak nitelendirilmiş bir dilekçe ibraz edildiği, dilekçede aynen “…Müvekkilin bu kaza sebebi ile uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tazmini için maddi tazminattan fazlaya dair, manevi tazminatın tamamına dair haklarımız saklı tutularak işbu davayı açmıştık. 06.01.2022 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkilin maddi zararları tespit edilmiş olup, bu orana göre maddi tazminatımızı ıslah ediyoruz. Ayrıca bu kaza sebebi ile müvekkilin uğramış olduğu manevi zararların da tahsilini Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin içtihadı doğrultusunda başvuru harcını yatırarak talep etmekteyiz. Müvekkilin musap olduğu %13,10 malüliyeti nedeni ile açmış olduğumuz 10,00 TL maddi tazminat talebimizi, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak ve davalının kusuru karşılığı olmak üzere 161.186,06 TL maddi tazminat olarak ıslah ediyor ve yine davalının kusur oranına karşılık olmak üzere 10.000 TL manevi tazminatın da tahsiline karar verilmesini istiyoruz. Sonuç: Islah talebimizin kabulü ile yargılamamız yapılarak; davalının kusuru karşılığı ve fazlaya dair dava ve talep hakkımız saklı kalmak üzere 161.186,06 TL maddi tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren hesap edilecek yasal faizi, yargı giderleri ve vekillik ücretleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dileriz.” şeklinde beyanda bulunduğu, takip eden 19. celsede davalı vekilinin ıslaha karşı beyan dilekçesi sunduğunun zapta geçmesinden sonra davacı vekilinden sorulduğunda davacı vekilinin aynen “Önceki beyanlarımızı, dava ve ıslah dilekçelerimizi tekrar ederiz, davalı vekilinin itirazlarını kabul etmiyoruz, davanın kabulüne karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361/2 inci maddesine göre davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir. Davacı vekilinin temyiz kanun yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361/2 maddesi gereğince davacı vekilinin temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir." rakam ve sözcüklerinin yazılması, b. Ek kararın hüküm fıkrasının yerine geçmek üzere; "K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361/2 maddesi gereğince davacı vekilinin temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, Kararın ilgiliye Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce tebliğine, Dair, HMK'nun 346/2.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren bir haftalık süre içinde Dairemize verilecek yahut gönderilecek dilekçe ile Yargıtay 'da temyiz yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 19.07.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi." rakam ve sözcüklerinin yazılması suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi'nin 19.07.2022 tarihli ek kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2. Davalı vekilinin temyiz istemi açısından ise İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin 08.06.2022 tarih, 2022/991 Esas, 2022/1198 Karar sayılı kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının karar ve ilam harcına ilişkin 2 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 11.693,71 TL ilam harcından, peşin harç ve ıslah harcı toplamı 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.078,31 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine adına irat olarak kaydına," rakam ve sözcüklerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/11051, K. 2023/10581, T. 31.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2022-11051-e-2023-10581-k-e87e1f0b3acf