Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/10048 E. 2023/10569 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/10048
- Karar No
- 2023/10569
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1218 E., 2022/969 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/33 E., 2019/350 K. Taraflar arasındaki eksik hesaplandığı iddiası ile yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespiti ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun reddine dair karar verilmiş fakat bu karara karşı yapılan tavzih istemi nedeniyle, 04.07.2022 tarihli ek karar ile davalı Kurum vekilinin hükmün tavzihine ilişkin dilekçesinin de reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, 04.07.2022 tarihli ek kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, davacı vekilinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkile bağlanan aylığın 2000 yılı öncesi hizmetlerinin dikkate alınmaması sebebi ile düşük olduğu, hesaplamanın müvekkilin sigortalı olarak çalışmaya başladığı 1984 yılından itibaren yapılması gerektiği, hatalı yapılan kurum uygulaması sebebi ile aylığın düşük bağlandığı, işlemin iptali ile olması gereken aylığın miktarının hesabı ve fark aylıkların hesaplanarak faizi ile birlikte müvekkile ödenmesi gerektiği, şimdilik taleplerinin ileride arttırılmak üzere 1.000,00 TL olduğu, yanı sıra müvekkile uygulanan borçlanma işleminin hatalı yapılması sonucunda fazladan yapılan 14.678,21 TL borçlanma ödemesinin müvekkilin başvuru tarihi olan 04.10.2016 tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili gerektiği” dava ve talep edilmiştir. II.CEVAP Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacı hakkında yapılan Kurum işlemlerinde herhangi bir hatanın bulunmadığını, buna göre açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamaya, toplanan delillere, celp edilip incelenen kayıt ve belgelere, bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre; davacının yaptığı askerlik borçlanmasının davacıya aylık bağlanmış olması ve 40,00 TL günlük prim tutarı üzerinden ödenmekle 2000 yılı öncesi kazançlarında, alt sınır kazancın 3,30678 katı oranında davacı lehine etki ettiği dikkate alındığında, askerlik borçlanmasının iadesinin ya da davada talep edilen alt sınır üzerinden tekrar hesaplanarak dikkate alınmasının davacının aylığını düşüreceği ve aleyhine olacağı, davacıya düşük aylık bağlanmasının asıl sebebinin, önce yurtdışı borçlanmasının günlük 40,00 TL prim tutarı üzerinden borçlanarak ödedikten sonra bundan vaz geçerek iadesini talep etmesi, arkasından yaptığı borçlanma miktarını alt sınır kazanç üzerinden belirleyerek dönemin alt sınır kazancının %32’ si olan günlük 17,5680 TL üzerinden prim ödenmesinden kaynaklandığı, davacının fazla ödediği iddia edilen ve yapılan hesaplamalara göre yurtdışı hizmet borçlanmasından artık kalan 206 günlük borçlanma tutarının 206 x 54,90 x 0,32 = 3.619,00 TL olduğu, bu meblağında iadesinin istenmesi halinde davacının Aylık Bağlama Oranı (ABO)ve yanı sıra kazanç ortalamasının düşeceği, bunun da bağlanmış aylığın eksilmesine neden olacağı, Kurum işleminde hata olmadığı ve davacının farklı zamanlarda farklı koşullarda tahsis talebi başvuruları yapması nedeniyle aleyhine sonuçlar doğurduğu iade taleplerin elde edeceği menfeatten daha aleyhine sonuç doğuracağı anlaşılmakla, davacının taleplerinin reddine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kurum işlemlerinin mevzuata aykırı olup verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafın da istinaf başvurusu esastan red edildiğinden 1.026,00 TL istinaf nisbi karar harcından başvuru sırasında davacı tarafça yatırılan 267,75 TL nisbi karar harcının mahsubu ile 758,25 TL bakiye nisbi karar harcının istinaf yoluna başvuran davalı şirketten tahsili ile hazineye irat kaydına, dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, Bölge Adliye mahkemesinin ek kararına karşı da davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun olmadığını, beyanla, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili ise, Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararının hatalı olduğunu, kurumun harçtan muaf olduğunu, bu hükme aykırı olarak, verilen kararın bozulmasını gerektirdiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı Kurumca bağlanan yaşlılık aylığının eksik bağlanıp bağlanmadığı hususuna ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, hükümleridir. 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hükmün Tashihi” başlığını taşıyan 304 üncü maddesinde, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların, mahkemece kendiliğinden veya taraflardan birinin istemi üzerine düzeltilebileceği belirtilmiş, “Hükmün Tavzihi” başlıklı 305 inci maddesinde ise, hüküm yeterince açık değilse veya yerine getirilmesinde duraksama uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, yerine getirilmesi tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya duraksama ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği açıklanmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 305 inci maddesi 2 inci fıkrası gereği, tavzihle hüküm fıkrasının değiştirilemeyeceği açıktır. 2. Diğer taraftan 5502 sayılı ... Kanunu'nun 36 ncı maddesi gereğince, ilgili kanunlarda yer verilmemiş olsa dahi, Kurumun taraf olduğu davalar, icra kovuşturmaları ile ilâmların harçlardan bağışık olduğu göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece Kurumun harç tutarından sorumluluğu yönünde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370 inci maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar düzeltilerek onanmalıdır. VI. KARAR 1.Davacı vekilinin temyiz talebine yönelik olarak, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararının ONANMASINA, 2.Davalı kurum vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin 04.07.2022 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazının aşağıdaki bent kapsamında kabulü ile, A.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, B.Bölge Adliye Mahkemesinin davacının istinaf isteminin Esastan Reddine dair kararının harca ilişkin kısmında yer alan "İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafın da istinaf başvurusu esastan red edildiğinden 1.026,00 TL istinaf nisbi karar harcından başvuru sırasında davacı tarafça yatırılan 267,75 TL nisbi karar harcının mahsubu ile 758,25 TL bakiye nisbi karar harcının istinaf yoluna başvuran davalı şirketten tahsili ile hazineye irat kaydına," hükmünün silinmesi ile yerine, "Davalı kurum harçtan muaf olduğundan istinaf karar harcı iadesine yer olmadığına, alınması gereken 179,90 TL istinaf yargılama giderinden peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 135,50 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına," ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıdaki yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.