Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/6856 E. 2023/417 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/6856
Karar No
2023/417
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/279 E., 2021/67 K. KARAR : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve davalı Kurumca yapılan tespit nedeniyle davacı hakkında teşviksiz prim belgelerinin yeniden düzenlenmesi ve kuruma verilmesine dair işlemin iptali ile tahakkuk ettirilen primin de iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine ilişkin karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, davacı vekilinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile; ... isimli kişinin 17.11.2005-24.10.2012 tarihleri arasında davacı işyerinde çalıştığını, 17.11.2005-26.05.2009 tarihleri arasında İzmit Sosyal Güvenlik Kurumu'na bağlı olarak sigortalı olduğunu, 27.05.2009 tarihinden itibaren Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi'ne bağlı olacak şekilde fesih tarihine kadar çalıştığını, şirketin genel düzeni gereğince satış hacmi düşük mağaza çalışanlarının bilgi ve görgülerini artırmak, deneyim kazanmak ve satış potansiyellerini geliştirmek amacıyla zaman zaman “sezon öncesi oryantasyon eğitimi ve uygulaması” adı altında farklı mağazalarda geçici görevli olarak çalıştırılabildiklerini, eğitim için görevlendirilen işçilerin sigorta kayıtlarının asıl işyerlerinin bağlı olduğu sigorta müdürlüklerinde yapıldığını, geçici görevlendirildikleri yerlerde sigorta işlemleri açısından bildirim yapılmadığını, ... isimli kişinin Bağcılar Sosyal Güvenlik Kurumu'ndaki geçici görev sürelerinde kendisinden yüksek verim alınmış olması nedeniyle kendisinin de onayıyla 27.05.2009 tarihinden itibaren Bağcılar Müdürlüğü'ne bağlı çalışmasına devam ettiğini, Bağcılar Sosyal Güvenlik Denetmenliği'nin 28.11.2012 tarihli 167 sayılı raporuna dayanılarak davalının 31.05.2013 tarihli B.13.2.SGK.4.41.10.01.VIII-İDS-2-1021410. 041*9294537 sayılı yazısı ile...'in 10-11-12/2008 dönemleri ile 1-2-3-4-5/2009 dönemleri arasında primlerinin 5510 sayılı Yasa'daki indirimlerden yararlanmak amacıyla İzmit SGK Merkezi'ne bağlı olarak gösterildiğinin ve bu kapsamda ek prim ve hizmet bildirgelerinin düzenlenerek İzmit Sosyal Güvenlik Merkezi'ne gönderilmesi gerektiğinin belirtildiğini, Kurumun yazısına 12.07.2013 tarihinde itiraz edildiğini, Kurum komisyonunun 13.08.2013 tarihli kararı ile itirazın reddedildiğini, Kurum işleminin hatalı olduğunu belirterek, davalının 13.08.2013 tarihli B.13.2.SGK.4.41.10.01.VII-İDS-1/1021410.041 sayılı kararının ve bu karara dayanılarak düzenlenecek aylık prim hizmet belgelerinin iptaline yargılama giderinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin: 22.10.2015 tarihli ve 2013/832 Esas, 2015/332 Karar sayılı kararı ile;"...İrdelenen kanıtlar ve tüm dosya içeriği birlikte ele alındığında; davacı şirketin çalışanı olan Özlem (Yetkin) Çetin'in 17.11.2005-24.10.2012 tarihleri arasında davacı şirketin işçisi olarak ...'da bulunan mağazalarda çalıştığı, adı geçen kişinin Kocaeli'de bulunan Real Alışveriş Merkezi'ndeki işyerinde hiçbir şekilde fiili çalışması olmadığı halde 17.11.2005-27.05.2009 tarihleri arasında Kocaeli'deki işyerinde çalışmış gibi gösterildiği, primlerinin Kocaeli'deki işyerinden ödendiği, Kurum denetmenlerinin gerek 2008, gerekse 2012 yılında yaptıkları denetimler sırasında bu durumun anlaşıldığı ve adı geçen kişinin sigortalılık işlemlerinin ...'da bulunan işyerinden yapılması gerektiği, Kocaeli'deki işyerinden gösterilen sigortalılığın iptali ve bu sigortalılığa dayanılarak işveren lehine uygulanan teşviklerin iptali yönünde işlem yapıldığı, yapılan işlemlerin fiili duruma, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, bu nedenle davacının dava açmakta haksız olduğu kanısına varılarak davanın reddine" dair karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk derece Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli ve 2013/832 Esas, 2015/332 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin; 15.10.2019 tarihli ve 2018/5720 Esas, 2019/7431 Karar sayılı kararı ile "...27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17 nci madde ile: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir. Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır. Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu'nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.” Mahkemece, davacı şirket bakımından Kurumca yapılan işlemlerinin ve denetmen raporunun yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine dair karar verildiği anlaşılmakta ise de; yargılama aşamasında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi kapsamında, davacının dava konusu teşvikte faydalanma istemi ile ilgili olarak başvuru yapması için önel verilmesi, sonucuna göre, davalı Kurumun başvuruyu kabulü halinde davanın konusuz kalacağının dikkate alınması, aksi halde ise, işin esasına girilerek davacı şirketin teşvik iptali nedeniyle 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalanma hakkının varlığı irdelenmeli ve sonucuna göre, bir karar verilmesi gerekir.." gerekçeleri ile karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile: "....Bozma ilamı doğrultusunda Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi'ne müzekkere yazılmış olup; Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 12.03.2021 tarihli müzekkere cevabında davacı şirketin 7256 sayılı Kanun kapsamında Merkezlerine yapılandırma başvurusu yapılmadığının tespit edildiği şeklinde cevap verildiği, Anayasa Mahkemesinin 2018/139 Esas 2020/12 Karar ve 19.02.2020 tarihli kararı ile 3 üncü Fıkraya yönelik başvurunun reddine, 4. fıkranın ise anayasaya aykırı olduğuna ve fıkranın iptaline karar verildiği, kararın 05.05.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği tarih itibariyle 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrasının uygulanabilirliğinin kalmadığı anlaşılmıştır. 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrasının Anayasa Mahkemesi tarafından iptali nedeni ileİrdelenen kanıtlar ve tüm dosya içeriği birlikte ele alındığında; davacı şirketin çalışanı olan ......'in 17.11.2005-24.10.2012 tarihleri arasında davacı şirketin işçisi olarak ...'da bulunan mağazalarda çalıştığı, adı geçen kişinin Kocaeli'de bulunan Real Alışveriş Merkezi'ndeki işyerinde hiçbir şekilde fiili çalışması olmadığı halde 17.11.2005-27.05.2009 tarihleri arasında Kocaeli'deki işyerinde çalışmış gibi gösterildiği, primlerinin Kocaeli'deki işyerinden ödendiği, Kurum denetmenlerinin gerek 2008, gerekse 2012 yılında yaptıkları denetimler sırasında bu durumun anlaşıldığı ve adı geçen kişinin sigortalılık işlemlerinin ...'da bulunan işyerinden yapılması gerektiği, Kocaeli'deki işyerinden gösterilen sigortalılığın iptali ve bu sigortalılığa dayanılarak işveren lehine uygulanan teşviklerin iptali yönünde işlem yapıldığı, yapılan işlemlerin fiili duruma, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, bu nedenle davacının dava açmakta haksız olduğu kanısına varılarak davanın reddine dair karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, kendisi hakkında kurumca yapılan işlemlerin hatalı olduğunu, davalı Kurumun iddia ettiği gibi kaçak çalışma olgusunun bulunmadığını, bu nedenle davasının kabulüne dair karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma hakkının tespiti ve kurumca belge istemine ilişkin yapılan işlemin iptalinin gerekip gerekmediği hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81 inci maddeleri hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Eldeki davada, davalı Kurumca yapılan tespit nedeniyle sigortalı olduğu kabul edilen dava dışı... hakkında fark prim tahakkuku ve çalışmaya ilişkin bordro ve belge istemi yanında, 5510 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indirimlerinden faydalandırılmamaya ilişkin kurum işlemlerinin iptali istenmiştir. Öncelikle belirtilmelidir ki, davaya konu uyuşmazlığın dava dışı sigortalının çalışmalarının varlığı noktasında toplandığı dikkate alındığında, günlerinin eksik bildirildiği iddia edilen sigortalıların da davada taraf olmasında hukuki yararının olduğu anlaşıldığından, davanın sadece ... hakkında yürütülüp sonuçlandırılması isabetsizdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.12.2011 günlü 2011/21-632 E;, 2011/784 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere dava sonucunda verilecek karar, günlerinin eksik bildirildiği iddia edilen sigortalının da hak alanını ilgilendirdiğinden, davacı tarafa harcı da yatırılmak suretiyle yöntemince söz konusu sigortalıların davaya HMK 124. Madde uyarınca katılımının sağlanması (davanın teşmil edilmesi) için süre verilmesi, anılan sigortalının gösterdiği deliller de toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece, belirtilen eksiklik giderilmeden ve pasif ehliyet yönü halledilmeden yargılamanın sürdürülmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 2.Diğer taraftan, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” hükmü ve ikinci fıkrasında ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17 nci maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır. Değinilen Ek 17 nci maddenin üçüncü fıkrasında ise; “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” hükümleri mevcuttur. Eldeki davada ise, Ek 17 nci maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte “5510 sayılı Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında bu madde hükümlerinin de irdelenmesi ve davada uygulanması gereken hüküm olup olmadığı hususu belirlenmelidir. Diğer taraftan Ek 17 nci maddenin 4 üncü Fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usulü kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, kurumca yapılan bütün teşvikleri bünyesinde topladığı anlaşılan Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile maddenin 4 üncü fıkrasındaki hükmün iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanakların irdelenmesi ile beraber, teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından, yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvuru üzerine, işlem yapıp yapmadığı hususu ile teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli, davacı hakkında yapılan Kurum işleminin kaynağının sigortasız işçi çalıştırılmasına dair yapılan tespit olduğu dikkate alınarak bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/6856, K. 2023/417, T. 17.01.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2021-6856-e-2023-417-k-ff5e1cc2e224