Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2013/13225 E. 2013/23739 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/13225
Karar No
2013/23739
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2012/294-2013/155 Dava, Alman rant sigortasına giriş tarihi olan 18.03.1982 tarihinin Türkiye’de 5510 sayılı Yasanın 4/1-a madde kapsamında sigorta başlangıcı olarak belirlenmesi ve 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan borçlanmanın 5510 sayılı Yasanın 4/1-a madde kapsamında sayılması gerektiğinin tespiti ile aksi kurum işlemlerinin iptali istemlerine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Yurtiçi sigortalılık kayıt ve tescili bulunmayan davacı, 18.08.2009 günlü başvuru ve 13.11.2009 günlü ödemeyle Almanya’da geçen 18.03.1982-17.08.2009 tarihleri arası 9.870 günlük (27 yıl 5 ay) hizmetini 5510 sayılı Yasanın 4/1-b madde kapsamında borçlanmıştır. 27.09.2010 günlü ilk tahsis başvurusu, sigorta girişinin 3201 sayılı Yasanın 5.madde hükmü uyarınca 13.06.1982 kabul edilerek 1479 sayılı Yasanın geçici 10.maddesinin ikinci fıkrasının “d” alt bendi uyarınca 47 yaşa tabi kılınmak suretiyle red edilmiştir.Bilahare, 47 yaşın ikmal edildiği 21.03.2011 günlü ikinci tahsis başvurusu üzerine kendisine, 1479 sayılı Yasanın anılan alt benti uyarınca da 01.04.2011 tarihinden itibaren ve 4/1-b kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde ; 1-Uyuşmazlık tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Yasanın 79.maddesiyle değişik 3201 sayılı Yasının 3.maddesi “Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri sigortalının Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna, Türkiye’de çalışması varsa en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar. Sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kendilerine veya hak sahiplerine kısmi aylık bağlanmış olanların borçlanma işlemleri aylık aldıkları sosyal güvenlik kuruluşunca yapılır.”hükmünü içerirken; Yine aynı Yasayla 3201 sayılı Yasanın 5.maddesine 4.fıkra hükmü olarak eklenen ek fıkra ile de; “Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.” Hükmü getirilmiştir. Anılan 5754 sayılı Yasa ile, 3201 sayılı Yasada yapılan değişiklikler ve getirilen ek düzenlemelere birlikte bakıldığında; başvurulacak kuruluşların belirlenmesinde, eski 3.maddede öngörülen değişik hallerden tümüyle vazgeçilmiş ve sadece; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği öngörülmüştür. Yasanın bu açık hükmü karşısında, artık borçlanılan sürelerin, mülga diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında bir sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi imkanı ortadan kalkmıştır. Yani , Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması bulunmayan kişilerin, 3201 sayılı Yasaya dayalı borçlanma sürelerinin 5510 sayılı Yasanın 4/I-b kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi yasal bir zorunluluk haline gelmiştir. Öte yandan, Anayasamızın 90/son maddesi uyarınca, yöntemince yürürlüğe konulmuş Uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde olduğu gibi, normlar hiyerarşisi yönünden uluslararası sözleşme kurallarına uygulamada yasal güç tanınmakta ve bu kuralların uygulanma önceliği haiz bulunmaktadır. Türk Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesinde, Türk sigortasına girişden önce, Alman rant sigortasına girilmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına giriş tarihinin, Türk Sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceği yönünde açık hüküm bulunurken; söz konusu Uluslararası sözleşmede, yurtdışında geçirilen çalışma sürelerinin, akit ülke mevzuatına göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilmesi aşamasında, hangi sigortalılık niteliğine göre borçlanılabileceği konusunda açık ve özel bir düzenleme yer almamaktadır. Anılan açıklamalar ışığı altında; yurtiçi sigortalılık kayıt ve tescili bulunmayan 18.03.1964 doğumlu davacının, 18.08.2009 günlü borçlanma başvurusu ve ödemesiyle Almanya’da geçen 18.03.1982-17.08.2009 tarihleri arası 9.870 günlük hizmetini 5510 sayılı Yasanın 4/1-b madde kapsamında borçlandırılmasına ilişkin kurum işlemleri yerinde olup, borçlanmayı 4/1-a kapsamında değerlendiren mahkemenin kabulü hatalıdır. 2-Davacının, 18.03.1982 tarihinin 5510 sayılı Yasanın 4/1-a madde kapsamında sigorta başlangıcı sayılmasına yönelik istemine gelince; Yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının, yurt dışında geçirdikleri sürelerin sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilmesini düzenleyen 3201 sayılı Yasanın amaç ve kapsam başlıklı 1’inci madde hükmü, Türk Vatandaşlarının yurt dışında geçirmiş oldukları maddede öngörülen sigortalılık süreleri, işsizlik süreleri ve ev kadınlığı sürelerinin, anılan yasa kapsamında borçlanılması suretiyle sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilmesi imkanını getirirken; aynı yasanın 5’inci madde hükmüne göre ise, yurtdışı hizmet borçlanmasına ait sürelerin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edileceğini öngörmüştür.Anılan madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, kişinin yurtiçi sigortalığının bulunmaması halinde, 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanma ile birlikte kazanılan yurtdışı hizmet süreleri 5510 sayılı Yasanın 4/1-b bendi kapsamında geçmiş “sigortalılık süresi” olarak değerlendirilecektir. Öte yandan, uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık süresini düzenleyen 5510 sayılı Kanunun 38’inci madde hükmü; malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak “sigortalılık süresinin” başlangıcını; sigortalının, 5417, 6900, 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20’nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya bu Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edileceğini öngörürken, Uluslararası sosyal güvenlik sözleşme hükümlerini saklı tutmuştur. Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin uzun vadeli sigorta kollarından olan “Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları(aylıkları)” başlıklı beşinci bölüme 02.11.1984 tarihinde imzalanıp 05.12.1985 tarihli 3241 sayılı Yasayla onaylanıp yürürlüğe giren Ek Sözleşme ile getirilen sözleşmenin 29’uncu maddesinin 4’üncü bent hükmü de, bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce, bir Alman Rant Sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına giriş tarihinin, Türk Sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceğini hükme bağlamıştır. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, 18 yaşın ikmal edildiği 18.03.1982 tarihi itibarıyla Alman rant sigortasına giriş yapan ve 13.11.2009 günlü ödemeyle Almanya hizmetlerini 4/1-b kapsamında borçlanan davacının; Alman rant sigortasına giriş olan 18.03.1982 tarihinin Türkiye’de 5510 sayılı Yasanın 4/1-b madde kapsamında öngörülen sigortalılık niteliğinde olmak üzere sigorta girişi olarak kabulü gerekmekte olup; sigorta başlangıcını 4/1-a kapsamında değerlendiren mahkeme kabulü yerinde görülmemiştir. Öte yandan, 18.03.1982 tarihinin 5510 sayılı Yasanın 4/1-b kapsamında sayılmasında davacının hukuki yararı da mevcuttur. Çünkü, davalı kurum, sigorta başlangıcını, Uluslararası sözleşme hükmünü dikkate almaksızın 3201 sayılı Yasanın 5.maddesine göre belirlediği gibi; 18.03.1982 tarihinin 5510 sayılı Yasanın 4/1-b madde kapsamında sigorta girişi alınması halinde, borçlanmayla kazanılan 18.03.1982-17.08.2009 tarihleri arası 9.870 günlük(27 yıl 5 ay) primi ödenmiş sigortalılık süresinin başlangıcı 18.03.1982 tarihi olacaktır. Bu halde ise, 18.03.1964 doğumla ilk tahsis talep tarihi itibarıyla 46 yaşında bulunan davacı, 1479 sayılı Yasanın geçici 10.maddesinin ikinci fıkrasının c alt bendi uyarınca 46 yaşa tabi olacak ve 27.09.2010 günlü ilk tahsis talep tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı şartları da mevcut olacaktır. Sonuç olarak; Alman rant sigortasına giriş olan 18 yaşın ikmal edildiği 18.03.1982 tarihinin 5510 sayılı Yasanın 4/1-b madde kapsamında sigorta başlangıcı olarak kabulü gerekirken, yazılı şekilde 4/1-a kapsamında başlangıç sayılması isabetsizdir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 05.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/13225, K. 2013/23739, T. 05.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2013-13225-e-2013-23739-k-2c38c742eec0