Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/14757 E. 2012/21792 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/14757
Karar No
2012/21792
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :836-367

Dava, silahla yaralama sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan aylıklar ile diğer giderlerin 1479 sayılı Kanunun 63. maddesi uyarınca tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere, dairemizin 05.10.2010 gün ve 4243-12900 sayılı ve yöntemince taraf teşkili sağlanıp, savunma hakkının gerçekleştirilmesine dair bozma ilamı üzerine, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekilinin temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Yapılan yargılama sonunda, Mahkemece olayın tümüyle kaçınılmazlık sonucu gerçekleştiği sonucuna varan bilirkişi raporu hükme dayanak yapılmışsa da; Davada husumet, olay anında polis memuru olarak görev yapan ...'a yöneltilmiştir. Anayasanın 129/5 maddesinde “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve Kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.” hükmünün öngörülmüş olmasına, keza 657 Sayılı Kanununun 13.maddesi de bu hususu amir olduğundan yetkilerini kullanırken deyiminin, uygulamada görevlerini yaparken biçiminde yorumlanmasına, normlar hiyerarşisine göre önce Anayasa ve sonra sırasıyla, Kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerinin uygulanması prensibinin hukukun evrensel kurallarından bulunmasına göre eylem veya işlemin görev kusuru olarak nitelendirilebildiği hallerde, kişisel kusura dayanılarak memur hakkında Adli Yargıda doğrudan doğruya dava açılmayacağı açıktır.Giderek yapılacak araştırma sonucu davalı ...'ın açıklanan biçimde memur statüsünde çalıştığının saptanması durumunda, hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmelidir. Yapılacak değerlendirmede, 5510 sayılı Kanun'un, "...İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücû edilmez. .." şeklindeki 21/4. maddesi hükmünün, olay tarihi itibariyle uygulama yeri olmadığı da gözetilmelidir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum vekilinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/14757, K. 2012/21792, T. 13.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-14757-e-2012-21792-k-2cf750c61f53