Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2011/15122 E. 2012/18930 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/15122
- Karar No
- 2012/18930
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... vdl. aleyhine 15/01/2010 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 02/06/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız eylem nedeni ile uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir. . Davacı, ... Vergi Dairesi müdürü olan davalı ... ile aralarında görevden doğan anlaşmazlıklar olduğunu, bu nedenle üstüne gelindiğini, ... ilinde sahibi olduğu taşınmaz kira geliri ile ilgili olarak inceleme yaptırıldığını, gerek yoklama memurları ve gerekse yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde kiracısının tedirgin olup evi boşalttığını, Antalya 1. Vergi Mahkemesi'nin 2008/1693 esas sayılı dava dosyasında davalı ... tarafından kesilen vergi cezasının isabetli görülmeyerek kaldırılmasına karar verildiğini belirterek davalıların haksız ve hukuka aykırı uygulamaları nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararın davalılara ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Mahkemece, Anayasa gereği idari iş ve eylemlerden dolayı açılacak tazminat davalarının idari yargıda görülmesi gerektiği, aynı şekilde kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle verdikleri zararlardan dolayı açılacak davaların idare aleyhine açılması gerektiği, kamu görevlilerinin kişisel kin ve garezle hareket etmeleri ve keyfi muamelede bulunmaları durumunda, kendi aleyhlerine doğrudan dava açılabileceği, davalıların kişisel kin ve garezle hareket ederek davacı hakkında işlem yaptıklarına ilişkin dosyaya sunulan herhangi bir delil bulunmadığı, dolayısıyla gerçek kişi olan davalıların husumet ehliyetinin bulunmadığı gibi adli yargının da davaya bakmakla görevli olmadığı, maddi ve manevi tazminata karar verebilmek için davalıların kusurlu hareketlerinin olması, bu hareketlerden bir zarar doğması, hareket ile sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunması gerektiği, davacının evini kiraya verememesi ve evinin yıpranmasında davalıların etkisinin olduğuna ilişkin hiç bir delil sunulmadığı, bu yönü ile davacının davasının sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı ..., bir kamu kurumu olup eylem ve işlemleri kamusal nitelik taşımaktadır. Davada ileri sürülüş ve olayın gerçekleşme biçimine göre, davanın anılan davalıya yöneltilmesinin nedeni de hizmet kusurudur. Kamu hizmetinin görülmesi sırasında ve hizmet kusurundan doğan zararların gideriminde idari yargı görevlidir. (2577 sayılı İYUY. m.2) Mahkemece, bu davalı yönünden yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekir. Diğer davalılar Vergi Dairesi Müdürü ... ile Vergi Dairesi Başkanı ... ise 657 sayılı yasa hükümlerine tabi olup,bu davalıların görevleri sırasında ve görevlerinden dolayı davacıyı zarara uğrattıkları ileri sürüldüğüne göre, Anayasa'nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davalarının, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabileceğine, kamu görevlisi hakkında adli yargı yerinde dava açılamayacağına göre; kast ve kusur aranmaksızın anılan davalılar yönünden de davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirdi. Her ne kadar mahkemece; anılan hususlar gerekçeli kararda , Anayasa gereği idari iş ve eylemlerden dolayı açılacak tazminat davalarının idari yargıda görülmesi gerektiği, aynı şekilde kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle verdikleri zararlardan dolayı açılacak davaların idare aleyhine açılması gerektiği, gerçek kişi olan davalıların husumet ehliyetinin bulunmadığı gibi mahkemenin de davaya bakmakla görevli olmadığını belirtmiş ise de; esas yönünden de inceleme yaparak davanın sabit olmadığı gerekçesiyle reddine denilerek, kararda çelişkiye düşmüştür. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeden çelişkili karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.