Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/12325 E. 2012/11633 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/12325
Karar No
2012/11633
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :666-302 Dava, davacının malullük durumunun tespiti ile malullük aylığı bağlanması istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği gibi davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacının 12.01.2009 tarihinde, davalı Kuruma başvurarak malûllük sigortası hükümlerine göre aylık tahsis isteminde bulunması üzerine, Eskişehir Devlet Hastanesinin 20.02.2009 tarihli raporu ile; ikinci tip diabet, hipertansiyon, sol kolda lenfodem, anksiyete bozukluğu, morbid obesite, 1983 yılında sol meme kanseri rahatsızlıklarının bulunduğu, söz konusu rapora istinaden Kurumca 12.02.2009 tarihinde davacının çalışma gücünün %60’ını kaybetmediği gerekçesiyle talebin reddedilmesinden sonra işbu davanın açıldığı, yargılama aşamasında Sosyal Güvenlik Kurumu Yüksek Sağlık Kurulu’nun 04.09.2009 tarihli raporu ile davacının çalışma gücünün %60’ını kaybetmediği, bilahare Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan aldırılan 19.10.2011 tarihli raporda davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca %67 oranında beden çalışma gücünü kaybetmiş olduğunun belirlenmesi gerekçe gösterilerek mahkemece istemin hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Davanın yasal dayanaklarını teşkil eden 506 sayılı Kanunun 53. maddesi (Değişik madde: 29/07/2003 - 4958 S.K./33. md.)A) 1- a) Kurum hastanelerince düzenlenecek usulüne uygun sağlık kurulu raporları ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu çalışma gücünün en az 2/3'ünü yitirdiği,b) 34 üncü madde gereğince yapılan tedavi sonunda Kurum sağlık tesisleri sağlık kurullarınca düzenlenecek usulüne uygun rapor ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu çalışma gücünün en az 2/3'ünü yitirdiği,c) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 60'ını yitirdiği,Kurumca tespit edilen sigortalı malullük sigortası bakımından malul sayılır.2- Meslek hastalığı sonucu, meslekte kazanma gücü azalma oranının tespiti Kurumun meslek hastalıkları hastanelerince yapılır.B ) Bu Kanun kapsamında ilk defa çalışmaya başladıkları tarihte mevcut hastalık veya arızası bulunanlar bu hastalık veya arızasının malul sayılmayı gerektirecek düzeyde olmadığını Kurum veya Kurum dışındaki hastanelerden işe girmeden önce alınmış, usulüne uygun sağlık raporu ve dayanağı tıbbi belgelerle kanıtlamakla yükümlüdürler. Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte, malul sayılmayı gerektirecek derecede hastalık ve arızalarının bulunduğu önceden veya sonradan tespit edilen sigortalılar bu hastalık veya arızaları nedeni ile malullük sigortası yardımlarından yararlanamazlar.Bu gibi sigortalılara malullük sigortasından evvelce ödenmiş bulunan aylıklar geri alınır.C ) Bu maddenin uygulama hükümleri çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir. Madde 54 - (Değişik madde: 06/03/1981 - 2422/4 md.)Sigortalının, malullük aylığından yararlanabilmesi için:a) 53 üncü maddeye göre malul sayılması,b) Toplam olarak 1800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olması,Şarttır. 5510 sayılı Kanunun 25/1. maddesi, “Sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 60'ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az % 60'ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı, malûl sayılır..” Bu düzenleme kapsamında yapılacak değerlendirmede ise, Kanunla aynı tarihte yürürlüğe giren Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma gücü kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği gözönünde bulundurulacaktır.5510 sayılı Kanunun 26. maddesi ise; “Malûllük sigortasından sigortalılara sağlanan hak, malûllük aylığı bağlanmasıdır.Sigortalıya malûllük aylığı bağlanabilmesi için sigortalının;a) 25 inci maddeye göre malûl sayılması,b) (Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./14.mad) En az on yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malûl olan sigortalılar için ise sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması,c) Malûliyeti nedeniyle sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan veya işyerini kapattıktan veya devrettikten sonra Kurumdan yazılı istekte bulunması,halinde malûllük aylığı bağlanır. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanların kendi sigortalılığı nedeniyle genel sağlık sigortası primi dahil, prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur.”düzenlemesini içerir. Mahkemenin kararına dayanak yaptığı Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin raporu ile Yüksek Sağlık Kurulu raporları arasında çelişki bulunmakta olup; sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yolun ne olduğu 506 sayılı Kanunun 109. maddesinde (2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları”na dair 95. maddesinde) hükme bağlanmıştır.Buna göre, kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S.Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz hakları mevcuttur.Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp başka sağlık kurumları,tarafından inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Mahkemece yapılacak iş, yukarıda belirtilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı da dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden rapor almak, alınacak rapora göre; Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi raporu arasında ortaya çıkan çelişki nedeniyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.10.2010 gün ve 10-390 / 449 sayılı kararında da belirtildiği şekilde, bu çelişkinin davacının maluliyet halinin başlangıç tarihini de tespit eder şekilde Adli Tıp Kanunu'nun 15. maddesi gereği Adli Tıp Genel Kurulunca gidermektir. Öte yandan uyuşmazlığın çözümlenmesinde 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 25. maddesindeki hükmün uygulanması yönünden; kanunların geriye yürümesi veya yürümemesi konusunda mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ancak, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta, kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide kanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir. Buna göre, gerek Özel Hukuk ve gerekse Kamu Hukuku alanında, kural olarak her kanun, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır; o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Hukuk güvenliği bunu gerektirir. Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralının istisnalarından birini, beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar oluşturmaktadır. Kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kurallar yönünden de kanunların geriye yürümesi söz konusudur. Yargılama hukukunu düzenleyen kanunlar da, ilke olarak geçmişe etkilidir (Prof. Dr. Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, sh: 193-194; Prof. Dr. A. ... Gözübüyük, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 18.Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2003, sh: 73).(HGK 13.10.2004 t., 2004/10-528 E., 2004/533 K.) Yapılan açıklamalar çerçevesinde; 01.10.2008 tarihinden sonra 5510 sayılı Kanunun 25. maddesi kapsamında gerçekleşen malullük hallerinde Kanunun 26. maddesinde düzenlenen sigortalılık süresi ve prim ödeme koşullarının gerçekleşmesi şartıyla anılan hükümlere göre aylık bağlanmasının mümkün olacağı, davacının özlük dosyasının varsa tüm borçlanma, isteğe bağlı ve zorunlu sigortalılık durumlarının son hallerini de içerir şekilde Kurumdan celbi ile aylık bağlama koşullarının somut olayda ne şekilde oluştuğu açıklığa kavuşturulduktan sonra hüküm kurulması bozma üzerine yürütülecek yargılama sürecinde göz önünde bulundurulmalıdır. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2012/12325, K. 2012/11633, T. 18.06.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2012-12325-e-2012-11633-k-2c77a728dd20