Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7889 E. 2024/11752 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7889
- Karar No
- 2024/11752
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2999 E., 2024/744 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kızıltepe 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/1110 E., 2022/911 K. Taraflar arasındaki çalışma gücü kaybı nedeni ile maluliyetin tespiti ve maluliyet aylığının bağlanması istemli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 5510 sayılı Kanun kapsamında %60 oranında çalışma ve meslekte kazanma güç kaybına uğradığını, malulen emeklilik için davalı Kuruma yapılan başvurunun haksız bir şekilde reddedildiğini beyanla, malulen emekliliğe hak kazanıldığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; usule uygun şekilde davacı tarafından Kuruma başvuru yapılmadığını, 5 yıllık hak düşürücü sürenin gözetilmesi gerektiğini, müvekkili Kurum işleminin yasaya ve mevzuata uygun olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;SGK raporu ve dosya arasına alınan ATK raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosya ATK 2. Üst Kuruluna tevdi edilmiş, Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 2. Üst Kurulunun 08/02/2022 tarihli raporunda, davacının Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre çalışma gücünün en az %60'nı kaybetmiş olduğu, 30.01.2020 tarihinden itibaren malul sayılması gerektiğinin bildirildiği, davacının 5510 sayılı Kanun'un 27. maddesi 2. cümle b bendi uyarınca rapor tarihini takip eden ay başı olan 30.01.2020 tarihinden itibaren maluliyet aylığına hak kazandığının kabulü gerektiğinden davanın kabulüne karar verilerek." gerekçesi ile ''Davanın kabulü ile Davacı ...'nın (TC:...) 30.01.2020 tarihi itibari ile Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca malul olduğunun tespitine, davacıya 01.02.2020 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlanmasına, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline,'' şeklinde hüküm kurularak karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "...somut olayda, maluliyet aylığının tespiti, buna aykırı Kurum işleminin iptali talebinde bulunulduğu, SGK Sağlık Kurulu ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporlarında çalışma gücünün %60'ının kaybedilmediği yönünde tespitin yapıldığı, yargılama aşamasında alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun raporunda ve Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu raporlarında 03.08.2013 tarihli Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği kapsamında davacıdaki çalışma güç kayıp oranının en az %60 olduğu, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi raporunun düzenlendiği 30.01.2020 tarihinde maluliyetin başladığı yönünde tespitin yapıldığı, hizmet cetveline göre davacının ilk işe giriş tarihinin 13.08.1990, toplam prim ödeme gün sayısının 2627 gün olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 25 ve 26. maddelerine göre 01.02.2020 tarihinden itibaren maluliyet aylığına hak kazanıldığı anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesi kararının usule ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiştir." gerekçesi ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kuruma usulüne uygun başvuru yapılmadığını, sadece tanık anlatımları ile karar verildiğini, müvekkil Kurumun hatalı bir işlemi olmadığını, kararının eksik inceleme ile verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu davanın reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Davaya konu uyuşmazlık, davacının malûliyetinin tespiti ile malûliyet aylığı bağlanması istemine ilişkindir. İnceleme konusu eldeki davada, davacının 20.07.2017 tarihinde SGK'ya başvurulması üzerine, 26.12.2017 tarihli SGK Sağlık Kurulu kararına göre davacının çalışma gücünün en az %60'ını kaybetmediğine, Yüksek Sağlık Kurulu kararında yine davacının çalışma gücü kaybının en az %60înı kaybetmediğine karar verilmiş, alınan bu raporlar sonrasında 29.07.2020 tarihli Adli Tıp Kurumunun 3. İhtisas Dairesinin kararında 28727 sayılı maluliyet yönetmeliği C-1 maddesi gereğince davacının çalışma gücünün %60 oranında kaybettiği, malul sayılması gerektiğini, sürekli bakıma muhtaç durumda olmadığının belirtildiği, 08.02.2022 tarihli Adli Tıp 2. Üst Kurulunun son raporunda ise, 28727 sayılı maluliyet yönetmeliği C-1 maddesi gereğince çalışma davacının çalışma gücünün %60'ını kaybettiği, malul sayılması gerektiği, sürekli bakıma muhtaç durumda olmadığı, 30.01.2020 tarihli Dicle Üniversitesi Hastanesinin raporunun düzenlendiği tarihten itibaren malul sayılması gerektiğini belirtmiştir. Davacı talebinde; malulen emekliliğe hak kazandığı tarihten itibaren tespitine ve malulen emekliliğe hak kazandığı tarihten itibaren yasal faizi ile maaş bağlanması talebini belirtmiş olup İlk Derece Mahkemesi hüküm kurarken davanın kabulüne karar verdikten sonra 30.01.2020 tarihli Dicle Üniversitesi Hastanesinin raporunun düzenlendiği tarihi takip eden ay başı olan 01.02.2020 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlanması şeklinde hüküm kurulmuştur. Davacının Kuruma başvurusu üzerine davacının talebinin, 26.12.2017 tarihli SGK Sağlık Kurulu Kararına göre red olunduğu, davanın 22.05.2018 tarihinde açıldığı dava tarihinden sonra alınan rapor doğrultusunda karar verildiği anlaşılmış, bu durumda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmi olarak kabul edilmesinden dolayı davanın kısmen kabulü gerekirken tam kabule göre hüküm yazılması hatalıdır. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.Hüküm fıkrasında yer alan ''Davanın kabulüne'' ibaresi silinerek, yerine ''Davanın kısmen kabulüne'' ibaresinin eklenmesine, 3.Hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinin sonuna "fazlaya ilişkin talebin reddine" ibaresinin eklenmesine; 4.Hüküm fıkrasının 4 numaralı bendi tümüyle silinerek yerine "4. Davacı tarafından yapılan toplam 2.430,85TL yargılama giderinden kabul oranı nazara alınarak takdiren 430,85 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, bakiye 2.000,00 TL'nin davalı Kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine; 5.Hüküm fıkrasının 5 numaralı bendine "Davalı Kurum kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 5.100,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine," cümlesinin eklenmesine ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.