Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10880 E. 2024/9587 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10880
- Karar No
- 2024/9587
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1194 Esas, 2023/3141 Karar DAVA TARİHİ : 25.01.2022 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/51 Esas, 2023/9 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... Belediye Başkanlığı yönünden reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın, aleyhine durum oluşmadıkça kararı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir. Davalı ... vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, Yuva Mahallesi 43056 ada 1 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş imar planlarıyla "Özel Sosyo Kültürel Alanı" olarak tahsis edildiğini, taşınmaza davalı idarece kamulaştırmasız el atıldığını, dava konusu taşınmazın şehrin en kıymetli noktalarından birinde olduğunu, her türlü belediye hizmetinden faydalandığını belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, şimdilik 10.000 TL kamulaştırmasız el atma tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; usul ve süre yönünden itirazda bulunduklarını, müvekkili idarenin dava konusu alana ilişkin fiili bir el atmasının mevcut olmadığını, davacının davasını açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek davanın görevli yargı kolunun idari yargı olması nedeniyle görevsizlikten reddine, davanın müvekkil idare bakımından husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının davasını açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle reddine, Mahkemece aksi kanaatte olunması halinde haksız ve hukuki yönden mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; usul yönünden itirazda bulunduklarını, davacının mülkiyet hakkında herhangi bir kısıtlama olmadığını, fiili bir el atmadan bahsedilmesinin mümkün olmadığını belirterek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davlı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın imar planında özel sosyo-kültürel tesis alanı olarak düzenlendiğini ve maliklerin tasarrufuna bırakıldığını, söz konusu imar uygulamasının iptali için idari yargıda dava açıldığını ve yürütmenin durdurulmasına karar verildiğini, bu davanın sonucunun beklenilmesi gerektiğini, taşınmazın plansız alanda kaldığını ve fiili el atma bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 06.05.1997 onay tarihli 84138 nolu parselasyon planı ile “idari tesis alanı” olarak ayrıldığı, daha sonra imar planı değişikliği yapılmak suretiyle 09.04.2013 onay tarihli 1/1000 ölçekli imar planında “sosyo-kültürel tesis alanı” olarak ayrıldığı, son yapılan imar planının iptali için dava açıldığı, Ankara 3. İdare Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda imar planı değişikliklerinde hukuka uyarlılık bulunmadığından iptal kararı verildiği, söz konusu iptal kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, mahallinde yapılan keşifte ise taşınmazın tamamının boş olup fiilen el atılmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı ... tarafından idare mahkemesinde açılan imar planının iptaline yönelik davanın sonucunun ve kesinleşmesinin beklenilmesi talep edilmiş ise de dava konusu taşınmaz iptale konu 2003 onay tarihli imar planından önceki imar planında da kamuya özgülenmiş bulunduğundan ve son yapılan imar değişikliğinin iptali halinde önceki duruma dönüleceğinden ve önceki imar planı ayakta olacağından ve bu durumun kamuya özgülenme halini etkilemesi söz konusu olamayacağından adı geçen davalı idarenin bu yöndeki istinaf itirazlarına itibar edilmemiştir. Uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu hâliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, İdarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş deyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açık olup, ayrıca 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Ek 11 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle de dikkate alındığında açılacak bedel davasında adli yargı görevlidir. Bu itibarla; arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak vergi değerleri de kıyaslanmak suretiyle değerinin tespit edilip davalı idareden tahsiline, taşınmazdaki davacılar paylarının iptali ile Hazine adına tesciline dair kararda, dava konusu taşınmaza komşu 43060 ada 1 parsel sayılı taşınmaz malikleri tarafından açılan davada belirlenen m² birim bedelinin de Yargıtay 5. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği gözetildiğinde, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir. 4. 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Dosya kapsamından, dava konusu taşınmazın 06.05.1997 onay tarihli 84138 nolu parselasyon planı ile “idari tesis alanı” olarak ayrıldığı, daha sonra imar planı değişikliği yapılmak suretiyle 09.04.2013 onay tarihli 1/1000 ölçekli imar planında “sosyo-kültürel tesis alanı” olarak ayrıldığı, son yapılan imar planının iptali için dava dışı paydaşlar tarafından dava açıldığı, Ankara 3. İdare Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda imar planı değişikliklerinde hukuka uyarlılık bulunmadığından iptal kararı verildiği, söz konusu iptal kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, dava konusu taşınmaza ait 1/1000 ölçekli imar planının iptal edildiği ve Dairenin geri çevirme kararı üzerine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığının 05.09.2024 tarihli yazısına göre plansız alanda kaldığı ve yeni bir plan çalışması yapılmadığının bildirildiği ve ayrıca davalı ... Başkanlığının paydaşların açtığı dava sonucu tapuda paydaş olduğu gözetildiğinde fiili el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesi sonucu itibarıyla doğrudur. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 5. Davalı idarenin dava konusu taşınmaza paydaş olduğu gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4’ün son fıkrasında “Bu kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” düzenlemesi ile 04.11.1983 tarihinden sonra yapılan fiili el atmalarda da maktu harca hükmedilmesi gerektiğinin amaçlandığının kabulü gerektiğinden bahsedilmiş ise de 2942 sayılı Kanun'un 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları; "09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği" gerekçesiyle ve Anayasa'nın 2 nci ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun'da 04.11.1983 tarihinden sonraki el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçlarının nispi olarak uygulanması gerektiğinden 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.11.2022 tarihli ve 7421 sayılı Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar için açılan davalarda uygulanma imkanı bulunmadığından maktu harca hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı idare vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. Kamu düzenine ilişkin olarak yapılan değerlendirme sonucunda, temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının, (5) numaralı bendinin çıkartılmasına, yerine “Alınması gereken 88.953,28 TL harçttan, davacı tarafından yatırılmış olan 170,78 TL peşin karç ve 22.250,00 TL ıslah harcının mahsubu ile 66.532,50 TL harcın davalı idareden alınarak Hazineye irat kaydına,” cümlesinin yazılması, (6) numaralı bentte yer alan "peşin yatırılan ve alınmasına hükmedilen 179,90 TL karar ve ilam harcının yargılama gideri olarak" ibaresinin çıkartılması, "yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamı olan 22.420,78 TL'nin" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınmasına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.