Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2026/676 E. 2026/6268 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/676
- Karar No
- 2026/6268
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/323 E., 2018/600 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma SUÇ TARİHLERİ : 16.10.2016, 18.09.2017, 12.12.2017 İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Cizre 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 04.01.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 25.12.2025 tarihli ve 2025/14052 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2026 tarihli ve KYB-2025/156011 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2026 tarihli ve KYB-2025/156011 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.05.2025 tarihli ve 2023/21339 esas, 2025/6105 karar sayılı ilâmı ile aynı Dairenin 21.04.2025 tarihli ve 2023/21372 esas, 2025/4659 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın itiraz yolu açık olmak üzere, karar tarihinde yürürlükte olan başvuru süresi de belirtilmek suretiyle verilmesi ve şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, hakkında verilen karara karşı şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan ve karar kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla bu durumda usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunduğundan söz edilemeyeceği nazara alındığında, İnceleme konusu karara dayanak alınan kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın, itiraz kanun yoluna başvuru süresinin 15 gün yerine 7 gün olarak belirtilmesi suretiyle şüphelinin yanıltılması sebebiyle usulünce kesinleşmediği ve kovuşturma şartının da gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durması yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 16.10.2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 13.01.2017 tarihli ve 2016/6973 Soruşturma, 2017/4 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin, "15 gün" yerine "7 gün" olarak gösterildiği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği ancak 13.01.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheliye tebliğ
edilmediğinin anlaşılması üzerine şüpheli hakkında, 18.09.20 17... .12.2017 tarihlerinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma dosyalarının da birleştirilerek, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği gözetilmeksizin bu kez 16.10.2016, 18.09.20 17... .12.2017 tarihli her üç suçtan Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2018 tarihli ve 2017/6000 Soruşturma, 2018/65 Karar sayılı kararı ile, ikinci kez kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin, "15 gün" yerine "7 gün" olarak gösterildiği, C. Şüphelinin, 10.07.2018 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinden bahisle erteleme kararının kaldırılarak Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 03.10.2018 tarihli ve 2017/6000 Soruşturma, 2018/1538 Esas, 2018/1236 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, D. Cizre 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 13.12.2018 tarihli ve 2018/323 Esas, 2018/600 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Cizre 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2018 tarihli kararını takiben, denetim süresi içinde yeni bir suç işlendiğinin ihbar edilmesi üzerine, hükümlü hakkındaki erteli hapis cezasının aynen infazına ilişkin Cizre İnfaz Hâkimliğinin 13.03.2023 tarihli ve 2023/234 Esas, 2023/252 Karar sayılı kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde hukuki değerden yoksun olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede; Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye ve varsa müdafiine tebliğ edilmesi gerektiği, karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve erteleme kararı şüpheliye ve varsa müdafiine usûlüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,
Sanık hakkında Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen yukarıda yer verilen her iki kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin, "15 gün" yerine "7 gün" olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2 ve 5271 sayılı CMK'nın 171, 1 72... . maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde "7 gün" olarak gösterildiği, bu nedenle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlüne uygun kesinleşmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı nedeniyle de denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, kararın kesinleşmemesi nedeniyle beş yıllık erteleme süresi işlemeye başlamadığından ihlâl kabul edilen 10.07.2018 tarihli eylemin erteleme süresi içinde işlendiğinden ya da yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince; dava zamanaşımı süresi de gözetilmek suretiyle açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı ise de; Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca 02.10.20 24... .01.2025 tarihli kararı ile birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve incelemeye konu suç tarihinden önce ve sonra sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla açık ve kapalı kaydın bulunduğu anlaşılmakla, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği düzenlendiğinden, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği kabul edildiğinden, Cumhuriyet başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili tüm dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, dosyaların derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da incelemeye konu eylemin ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Cizre 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.2018 tarihli ve 2018/323 Esas, 2018/600 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde karar verildi.