Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2026/3423 E. 2026/5331 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/3423
- Karar No
- 2026/5331
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1342 E., 2025/1214 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Uyuşturucu maddelerin sanığa ait olmadığına, 2. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, 4. Somut delillere dayanmadığına, 5. Lehe hükümlerin uygulanmasına, 6. Yeterli araştırma yapılmadığına, İlişkindir. III. GEREKÇE 25.12.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde 7571 sayılı Kanun'un 25. maddesi ile yapılan değişiklikler de gözetilerek yapılan incelemede;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; İlk Derece Mahkemesi kararlarının Bölge Adliye Mahkemesince hangi hallerde bozulmasına karar verileceğinin 5271 sayılı CMK’nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde belirtildiği; bu düzenlemeden de anlaşılacağı gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği haller davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının açıkça ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasır olup somut olayda, “yakalandığında üzerinde herhangi bir kimlik belgesi bulunmayan sanığın beyanına göre ".. ve .. .. oğlu, 01/01/.. doğumlu .. .." kimlik bilgisi ile hakkında işlem başlatılarak parmak izi ve fotoğraf kayıt formu oluşturulduğu, bununla birlikte dosyaya sunulan pasaport fotokopisinde sanığın kimlik bilgilerinin ".. oğlu 06/07/.. doğumlu ..." olarak belirtildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda da kimlik bilgileri hususundaki çelişki giderilmeden karar verildiği, bu şekilde tüm dosya kapsamında sanığın kimlik bilgileri hususundaki çelişkiler giderilip, düzeltilmeden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, Bu eksikliğin ilk derece mahkemesi tarafından giderilebileceğine" ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 22.01.2025 tarihli ve 2025/128 Esas, 2025/218 Karar sayılı bozma kararı ve bu karar üzerine verilen İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2025 tarihli ve 2025/34 Esas, 2025/109 Karar sayılı kararının, CMK'nın 7. maddesinde yer alan “Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür” şeklindeki düzenleme de gözetilerek açıkça hukuka aykırı oldukları anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesinin ilk kararı ile ilgili olarak gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi hükmü de dikkate alınmak suretiyle istinaf incelemesi yapılıp hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 08.05.2025 tarihli ve 2025/1342 Esas, 2025/1214 Karar sayılı istinaf talebinin esastan reddine dair kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.04.2026 tarihinde karar verildi.