Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2024/251 E. 2025/3922 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2024/251
Karar No
2025/3922
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/651 E., 2019/520 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 22.10.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 07.12.2023 tarihli ve 2023/18426 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2023 tarihli ve KYB-2023/133962 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2023 tarihli ve KYB-2023/133962 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06/06/2018 tarihli ve 2018/15765 soruşturma, 2018/288 sayılı kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine ve 1 yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin kendisine yüklenen yükümlülüklere ve uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/09/2019 tarihli ve 2018/651 esas, 2019/520 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz veya istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 14. maddesinin birinci fıkrasında "Astsubaylar hariç olmak üzere erata yapılacak tebliğler, kıta kumandanı ve müessese amiri gibi en yakın üste yapılır.” ve ikinci fıkrasının da “Yukarıdaki fıkrada yazılı olanların haricindeki askeri şahıslara birlik veya müessesede tebligat yapılması icabeden ahvalde, tebliğin yapılmasını nöbetçi amiri veya subayı temin eder. Bunlar tarafından muhatabın derhal bulundurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa tebliğ kendilerine yapılır." şeklinde düzenlemenin yer aldığı, somut olayda Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06/06/2018 tarihli ve 2018/15765 soruşturma, 2018/288 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararının, 12/09/2018 tarihinde sanığın aynı konutta mûkim annesi olan ... Dalkılıç imzasına tebliğ edildiği, sanığın tebliğ tarihinde askerlik görevini yaptığının anlaşılması karşısında, tebligat tarihinde asker olduğu anlaşılan sanığa 7201 sayılı Kanun'un 14. Maddesinde öngörülen usûle uyulmadan yapılan tebligatın geçersiz olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın kesinleşmediği ve sanık hakkındaki denetim süresinin de başlamadığı nazara alındığında, kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmemesi nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediğinden bahisle durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 12.04.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 06.06.2018 tarihli ve 2018/15765 Soruşturma, 2018/288 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, karara karşı itiraz kanun yolunun gösterildiği, kararın infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 16.10.2018 tarihli ve 2018/15765 Soruşturma, 2018/8048 Esas, 2018/5090 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 24.09.2019 tarihli ve 2018/651 Esas, 2019/520 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK'nın 191. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. ve 5271 sayılı CMK'nın 171, 172 ve 173. maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; Dosya kapsamına göre; Her ne kadar kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 12.09.2018 tarihinde sanığın annesine tebliğ edildiği, asker olan sanığa ikamette tebliğ yapılmasının usulsüz olduğundan bahisle kanun yararına bozma talebinde bulunulmuş ise de, söz konusu tebliğ mazbatası incelendiğinde, Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğü İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 04.09.2018 tarihli kararına ilişkin olduğu, sanık hakkında Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06.06.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın şüpheliye tebliğ edildiğine dair dosyada ve UYAP'ta belge bulunmadığı, bu nedenle kararın kesinleşmediği, kararın kesinleşmemesi nedeniyle beş yıllık erteleme süresi işlemeye başlamadığından yükümlülük ihlalinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince; açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.09.2019 tarihli ve 2018/651 Esas, 2019/520 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2024/251, K. 2025/3922, T. 08.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2024-251-e-2025-3922-k-de27315c594c