Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/7864 E. 2023/6424 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2023/7864
Karar No
2023/6424
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/657 E., 2022/529 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.10.2014 tarihli ve 2014/690 Esas, 2014/192 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ( 5237 Sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.10.2014 tarihli ve 2014/690 Esas, 2014/192 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.09.2020 tarihli 2020/6094 Esas, 2020/3976 Karar sayılı kararı ile" Sanığın bildirmiş olduğu adresten taşınmış olduğu ve adres kayıt sistemine göre bilinen son adresinin ''...Mahallesi ... ...caddesi 12/3 .../İstanbul'' olduğu UYAP kayıtlarından anlaşılmasına rağmen Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat çıkarılması gerektiği halde Tebliğat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz olması nedeniyle, öğrenme üzerine sanık tarafından gönderilen 07.12.2015 havale tarihli eski hale getirme talebinin süresinde verilmiş eski hale getirme ve temyiz dilekçesi niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

1. Sanığa ''tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının iddia edilmesi nedeniyle, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunması veya diyeceklerini duruşma gününe kadar yazılı olarak bildirmesi gerektiği, mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediği ve diyeceklerini yazılı olarak bildirmediği takdirde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığı kabul edilerek hakkında cezaya hükmolunabileceği'' uyarısı ile birlikte duruşma tarihi ve saati yazılarak tebliğ yapılması gerektiği gözetilmeden, belirtilen nitelikte uyarıyı içeren davetiye tebliğ edilmeden ya da sanık dinlenmeden mahkûmiyet kararı verilmek suretiyle CMK’nın 193. ve 196. maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, 2. Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TCK 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan

"01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesi'nin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 karar sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişiklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; " mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesi'nin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

3. Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;

Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü

fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”, karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,"

Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2022 tarihli ve 2020/657 Esas, 2022/529 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafii 23.06.2022 tarihli süre tutum dilekçesi ile temyiz talebinde bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamında göre; 07.02.2012 tarihinde kolluk görevlileri tarafından yapılan takip sırasında, sanık ...’ın arkadaşları...ve ...’la birlikte, ...isimli bir şahıstan birlikte kullanmak üzere uyuşturucu madde aldıkları, devamında geldikleri araca binerek oradan ayrıldıkları, sanık ve arkadaşlarının içinde bulunduğu aracın kolluk ekiplerinde durdurulduğu ve ...’ın üzerinden uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği, ... ve...’ın ikrara dayalı savunmaları, olay tarihli tutanak ile tüm dosya kapsamından...’ın kullanmak üzere uyuşturucu madde bulundurarak üzerine atılı suçu işlediği sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş ve hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2022 tarihli ve 2020/657 Esas, 2022/529 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle; hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, Üye Dr. ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.07.2023 tarihinde karar verildi

KARŞI OY GEREKÇESİ İlk derece mahkemesi kararında; sanığın, hakkında verilmiş olan denetimli serbestlik tedbirini ne şekilde ihlal ettiği denetime açık bir şekilde açıklanmadan, denetimli serbestlik dosyasına atıfta bulunmakla yetinilerek, yetersiz gerekçeyle hüküm kurulmasının 5271 sayılı Kanun'un 34, 230 ve 289 uncu maddelerine aykırı olması nedeniyle hükmün bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, ilk derece mahkemesi hükmünün onanması yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum. 12.07.2023

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/7864, K. 2023/6424, T. 12.07.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2023-7864-e-2023-6424-k-e745b80f9b4a