Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/16435 E. 2025/724 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/16435
- Karar No
- 2025/724
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/674 E., 2020/233 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1.maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58/6. maddesi uyarınca ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 08.09.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 27.07.2023 tarihli ve 2022/31678 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90319 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90319 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/06/2020 tarihli kararında suç tarihinin 15/05/2019 tarihi olmasına karşın suç tarihinin 28/09/2018 tarihi olarak mahallinde düzeltilebilir hata olduğu gözetilerek yapılan incelemede, Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28/12/2017 tarihli ve 2017/7764 esas, 2017/7536 karar sayılı ilamında yer alan "... sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dair hüküm fıkrasının karardan çıkartılmasına dair anılan Mahkemenin 11/08/2017 tarihli ve aynı esas sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/09/2017 tarihli ve 2017/851 değişik iş sayılı kararının, Mahkemece hükmün kesinleşmesinden sonra ek kararla hükümde değişiklik yapılamayacağı cihetle, hukuki değerden yoksun olduğu..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, sanık hakkında ikinci kez tekerrür uygulanmasına yönelik kısmın hükümden çıkarılıp birinci kez tekerrüre esas alınmasına dair Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/11/2020 tarihli ve 2019/674 esas, 2020/233 sayılı ek kararının hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, kayden 01/12/1995 doğumlu olan sanık hakkında Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/06/2020 tarihli kararında ikinci kez tekerrüre esas alınan Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/05/2016 tarihli ve 2016/224 esas, 2016/370 sayılı kararında 1. kez tekerrüre esas alındığı belirtilen Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/11/2013 tarihli ve 2013/132 esas, 2013/327 sayılı kararına konu suçların işlendiği 24/05/2013 tarihinde sanığın 15-18 yaş grubu aralığında bulunduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 58/5. maddesinde yer alan “Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme uyarınca söz konusu kararın tekerrüre esas alınamayacağı ve sanığın adlî sicil kaydında ikinci kez tekerrüre esas alınabilecek surette başkaca bir mahkûmiyet kaydının da bulunmadığı, dolayısıyla sanığın mükerrir olduğu sabit olmakla beraber sanık hakkında ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 28.09.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 11.01.2019 tarihli ve 2019/276 Soruşturma, 2019/16 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "7 gün" olarak gösterildiği, kararın, şüpheliye tebliğ edilerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin erteleme süresi zarfında 15.05.2019 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşılması üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 23.10.2019 tarihli ve 2019/10065 Soruşturma, 2019/2855 Esas, 2019/2551 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Yapılan yargılama sonucunda, Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 25.06.2020 tarihli ve 2019/674 Esas, 2020/233 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 191/1.maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58/6. maddesi uyarınca ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Dosya kapsamına göre; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar şüpheliye tebliğ edilmiş ise de, kararda, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin, "15 gün" yerine "7 gün" olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. ve 5271 sayılı CMK'nın 171., 172. ve 173. maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde "7 gün" olarak gösterildiği, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle ihlâl kabul edilen 15.05.2019 tarihli eylemin erteleme süresi içinde işlendiğinden sözedilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olduğundan; İnceleme konusu hüküm hakkında belirlenen husus yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2025 tarihinde karar verildi.