Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2022/12121 E. 2023/8969 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/12121
- Karar No
- 2023/8969
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması .... Asliye Ceza Mahkemesinin 02.05.2019 tarihli ve 2018/724 Esas, 2019/411 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 10.06.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 27.06.2022 tarihli ve 2021/19083 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/97598 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/97598 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Sanık hakkında evvelce 25.04.2015 tarihinde işlemiş olduğu aynı nev'iden suçtan dolayı hakkında Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli ve 2015/273 Esas, 2016/172 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesini sekizinci fıkrası kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek anılan kararın 04.11.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, bu kararın 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen şartlar aranmaksızın yasal zorunluluk nedeniyle verilmiş olduğu ve Cumhuriyet savcılıkları tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğurduğu nazara alındığında; Açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması sonucu yapılan istinaf başvurusu üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 26.04.2021 tarihli ve 2020/501 Esas, 2021/1030 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, incelemeye konu 25.06.2017, 27.07.2017, 01.06.2018 ve 15.06.2018 tarihli eylemlerin daha önceden 25.04.2015 tarihinde işlenen suçtan dolayı Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince 07.04.2016 tarihinde, 6545 sayılı Kanunla değişik 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı gözetilerek ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 25.06.2017 ve 27.07.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından yapılan soruşturma sonunda, Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığının 24.11.2017 tarihli ve 2017/6172 soruşturma, 2017/236 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davası açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın 05.12.2017 tarihinde şüpheliye tebliğ edilerek denetimli serbestlik tedbirinin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin 01.06.2018 ve 15.06.2018 tarihlerinde yeniden uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2018 tarihli ve 2017/6172 Soruşturma, 2018/1909 Esas, 2018/1892 sayılı iddianamesi ile Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Yine şüphelinin 15.09.2018 tarihinde uyuşturucu madde ile yakalanması ve uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi üzerine, Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığının 10.01.2019 tarihli ve 2018/11877 Soruşturma, 2019/86 Esas, 2019/85 sayılı iddianamesi ile birleştirme talepli kamu davası açıldığı, Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.01.2019 tarihli ve 2019/47 Esas, 2019/27 Karar sayılı kararı ile, davanın 2018/724 Esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verildiği, D. Yapılan yargılama sonucunda, Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 02.05.2019 tarihli ve 2018/724 Esas, 2019/411 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 10.06.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/200 Esas ve 2016/326 Karar sayılı kararının incelenmesinde; 1. Sanığın 25.04.2015 tarihli uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 18.11.2015 tarihli ve 2015/12195 Soruşturma, 2015/4535 Esas, 2015/431 sayılı iddianamesi ile Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 2. Yapılan yargılama sonucunda Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.10.2016 tarihli ve 2016/200 Esas, 2016/326 Karar sayılı kararı ile, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 04.11.2016 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, 3. Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 02.05.2019 tarihli ve 2018/724 Esas, 2019/411 Karar sayılı kararı ile ihbarda bulunulması üzerine, Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.12.2019 tarihli ve 2019/359 Esas, 2019/543 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına karar verildiği, sanık müdafiinin istinaf kanun yoluna başvurduğu, 4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 26.04.2021 tarihli ve 2020/501 Esas, 2021/1030 Karar sayılı kararı ile, hükmün bozulmasına karar verildiği, Anlaşılmıştır. F. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanun'u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6545 sayılı Kanun) 68 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin sekizinci fıkrasında "Bu Kanun'un; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanuni bir zorunluluk olduğu, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" düzenlemesinin yer aldığı, Somut olayda, sanık hakkında daha önceden 25.04.2015 tarihli uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 18.11.2015 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.10.2016 tarihli kararı ile sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kanuni zorunluluk üzerine verildiğinin kabulü gerektiği, bu kabule göre, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasındaki düzenleme karşısında; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kanuni zorunluluk üzerine verildiği, kanuni zorunluluk nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğuracağı, bu durumda, incelemeye konu suç tarihinin 25.06.2017 olması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından yeni bir soruşturmaya konu edilmeyip hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılarak kamu davası açılması ve mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olduğundan, sanığın 25.06.2017 tarihli eylemini, Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince zorunlu olarak verilen ve 04.11.2016 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan 25.06.2017 tarihli eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesini sekizinci fıkrası uyarınca "düşme" kararı verilip Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması, bu durumda ihlâl kabul edilen 01.06.2018 tarihli eylem ile zincirleme suç kabul edilen 15.06.2018 ve 15.09.2018 tarihli eylemler bağımsız suç haline geleceğinden bu eylemler yönünden 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açılması için Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.05.2019 tarihli ve 2018/724 Esas, 2019/411 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2023 tarihinde karar verildi.