Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2021/10160 E. 2025/5998 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/10160
- Karar No
- 2025/5998
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/223 E., 2015/375 K. HÜKÜMLER : 1. Beraat (sanık ... hakkında her iki suç yönünden) 2. Mahkûmiyet (sanık ... hakkında her iki suç yönünden) TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ : 1. Onama: sanık ... hakkında her iki suç yönünden ve sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçu yönünden 2. Düzeltilerek onama: sanık ... hakkında 2313 sayılı Kanun'a aykırılık suçu yönünden Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A. Sanık ... hakkında kurulan hükümler yönünden; Sanık müdafii yönünden vekalet ücreti ile sınırlı temyiz istemine hasren yapılan incelemede; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Mahkemenin, sanığın atılı suçları işlediğine dair yeterli delil bulunmadığına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak; 1136 sayılı Kanun'un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu durumun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; Hükmün, sanık müdafii lehine vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına dair paragrafının çıkartılarak yerine, “Sanık ...'ın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, beraat hükmünün verildiği 29.12.2015 tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 3.000,00 TL. (üç bin Türk lirası) vekalet ücretinin hazineden alınarak sanık ...'a verilmesine,” ibaresinin eklenmesi, Suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, B. Sanık ... hakkında 2313 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hüküm yönünden; Sanığın yargılama konusu eylemi için, 2313 sayılı Kanun'un 23/5. maddesinin son cümlesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 5237 sayılı TCK'nın 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 29.12.2015 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. Açıklanan nedenle, İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, DÜŞMESİNE, C. Sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hüküm yönünden; Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak; hükümden sonra Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ve 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişikliklerin, infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, Tebliğname'ye uygun olarak, hükmün ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.