Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/19149 E. 2025/9020 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/19149
- Karar No
- 2025/9020
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/286 E., 2016/323 K. SUÇ : 4708 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Sanığın yokluğunda verilen Yalova 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 03.06.2015 tarihli ve 2014/283 E., 2015/367 K. sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının öncelikle 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesine uygun olarak sanığın bilinen adresine tebliğ işlemlerinin yapılması, anılan tebligatın iade gelmesi halinde ise sanığın adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek tebliğ işleminin tamamlanması gerektiği halde, doğrudan sanığın MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca tebliği usulsüz olup söz konusu karar usulüne uygun kesinleşmediğinden denetim süresinin de başlamayacağı, dolayısıyla denetim süresinde işlenmiş bir suçtan da söz edilemeyeceği ve hükmün açıklanamayacağı, ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının da durmayacağı gözetilerek, öte yandan, her ne kadar Mahkemece kısa kararda hüküm 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesine uygun olarak açıklanmış ise de gerekçeli kararda kısa kararla çelişkiye düşülmesi üzerine, 10.06.2016 tarihli ek kararla, bu çelişki giderilerek gerekçeli karar kısa kararla uyumlu hale getirilmiş ise de mahkemenin dosyadan el çektikten sonra verdiği 10.06.2016 tarihli ek kararının hukuki değerden yoksun olduğu belirlenerek, hükmün esasını oluşturan 23.05.2016 tarihli celsede açıklanan karara yönelik yapılan incelemede; Sanığın yargılama konusu eylemine göre belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66/1-e bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67/4. maddesi gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, anılan Kanun'un 67/2-a maddesi gereği, zamanaşımını kesen son işlem olan, sanığın savunmasının alındığı 06.04.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinin anlaşılması bozmayı gerektirmiştir. Açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 16.06.2025 tarihinde karar verildi.