Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/19001 E. 2023/2727 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2020/19001
Karar No
2023/2727
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Hani Cumhuriyet Başsavcılığınca 24.09.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir. B. Sanığın, erteleme süresi zarfında yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşılması üzerine, Hani Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.06.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 43, 53, 54 ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. C. Hani Asliye Ceza Mahkemesinin 09.12.2015 tarihli ve 2015/86 Esas, 2015/210 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanığın temyiz sebepleri özetle; Suçlamayı kabul etmediğini, suçu işlediğine dair emare bulunmadığını, beraatine karar verilmesi ile kararın bozulmasını talep ettiğini belirtmiştir. B. Cumhuriyet Savcısının temyiz sebepleri özetle; 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmünün sanığın aynı kastla farklı tarihlerde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemleri ile ilgili ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapılamayacağına ilişkin olduğuna, dolayısıyla aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde yer alan "Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır." hükmü uyarınca, sanığın aynı kastla farklı tarihlerde işlediği bu suçtan teselsülen ceza verilmesi gerekirken, sanığın ikinci kez işlediği bu suçu, sadece denetimli serbestlik tedbirini ihlal eden bir eylem olarak kabul ederek tek bir suçtan ceza verilmesinde yasal isabetsizlik bulunduğuna, Mahkemece teselsül durumu kabul edilmese bile aynı suçu aynı kastla iki defa işleyen sanığa cezanın alt haddinden uzaklaşılarak teşdiden ceza verilmesi gerekirken, bir defa kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işleyen bir sanık gibi aynı miktarda temel cezadan hüküm tesis edilmesinin de adaletin ve hukukun temel ilkelerine aykırı olduğuna, kararda bu yönüyle de yasal isabetsizlik bulunduğuna, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanığın 01.03.2014 günü Hani İlçe Emniyet Amirliğinde görevli polis memurları tarafından yapılan kontrollerde uyuşturucu madde ile yakalandığı, hakkında kamu davasının açılmasını haklı kılacak nitelikte ve yeterlilikte delil elde edildiği ve hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, söz konusu kararın sanığa usulune uygun olarak tebliğ edildiği ancak, sanığın bu kez 20.04.2015 tarihinde yine uyuşturucu madde ile yakalandığı, her iki olayda ele geçirilen maddelerin Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarının uzmanlık raporlarına göre esrar maddesi olduğu, her ne kadar sanık 01.03.2014 günü ilk olaya ilişkin üzerine atılı suçu kabul etmemiş ise de sanığın hakkında ayrı bir soruşturma dosyası bulunan ... ile aynı araç içerisinde bulunması o olayda araç içerisinden ele geçirilen uyuşturucu madde miktarı ile ikinci olayda alınan ifadesinde atılı suçu ikrar etmesi ve yine uyuşturucu ticaretinden dolayı sabıkalı geçmişi karşısında sanığın üzerine atılı suçtan kurtulmaya yönelik bu savunmasına itibar edilemeyeceği, her iki olayda da atılı suçu işlediği yönünde vicdani kanaate ulaşıldığı, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi gereğince sanığın ilk olaydan sonra ikinci kez 20.04.2015 tarihinde, erteleme süresi zarfında, aynı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince "Erteleme süresi zarfında kişinin tekrar kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması dördüncü fıkra nedeniyle ihlal sayılır ve ayrı bir soruşturma ve konusu yapılamaz" hükmü karşısında sanığın üzerine atılı kullanmak için tekrar uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği gerekçesiyle sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; 1. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarına göre, sanığın hüküm tarihinde başka suçtan Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunması ve duruşmalardan vareste tutulma talebi olmaması karşısında, duruşmada hazır edilmeden, yokluğunda karar verilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması, 2. Sanık yönünden gerekçeli karar başlığında gözaltı tarihinin yazılmayarak 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendine aykırı davranılması, 3. Sanık hakkında 01.03.2014 tarihli eylem nedeniyle, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, bu 24.09.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa tebliğ edildiği ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına başlanıldığı, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında 20.04.2015 tarihinde tekrar kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin anlaşılması üzerine 20.04.2015 tarihli eylem 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği ihlal sayılan eylem olarak kabul edilerek soruşturma dosyalarının birleştirildiği ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırılarak tedavi ve denetimin sonlandırıldığı, 10.06.2015 tarihli iddianame düzenlenerek kamu davası açıldığı anlaşılmakla; a. Sanığın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına konu edilen 01.03.2014 tarihli eylemi ile ilgili olarak, 01.03.2014 günü saat 23:15 sıralarında önleme arama kararına istinaden durdurulan araçta bulunan iki şahsın panikli hareketlerinden şüphelenilerek araçtan indirildiği ve ön koltukta yolcu olarak oturan ...'nin kabaca yapılan üst yoklamasında karın kısmındaki giysisinin altında gözle görülür kabarıklığın ne olduğu sorulduğunda toz esrar maddesi olduğunu söylemesi üzerine suça konu uyuşturucu maddenin rızaen teslim alındığı, araçta yapılan aramada da ön yolcu koltuğunun önünde valiz içinde ayrı soruşturmaya konu edilen ve yine ...'ye ait olduğu anlaşılan telefonların ele geçirildiği, ...'nin kollukta alınan savunmasında uyuşturucu madde ve telefonların kendisine ait olduğunu beyan ettiği, sanık ...'un yapılan üst aramasında ise herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, sanık ...'un evinde yapılan aramada da suç unsuru bulunmadığı olayda, sanığın tüm aşamalarda 01.03.2014 tarihli eyleme ilişkin suçlamaları kabul etmediği anlaşılmakla; kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilmeyen, olayı müteakip kamu davası açılmadan önce uyuşturucu madde kullandığı teknik yöntemlerle saptanmayan sanığın, daha önce kullandığını söylediği uyuşturucu maddelerin de ele geçmemesi nedeniyle niteliklerinin belirlenmesi mümkün olmadığından, ele geçen uyuşturucu madde ile ilgisi bulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, 01.03.2014 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçundan beraati yerine, mahkûmiyetine karar verilmesi, b. Yukarıdaki (3/a) nolu bozma nedenine göre, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmayan 20.04.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu yönünden zamanaşımı süresi içinde gereğinin takdiri için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Hani Asliye Ceza Mahkemesinin 09.12.2015 tarihli ve 2015/86 Esas, 2015/210 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.03.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2020/19001, K. 2023/2727, T. 28.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2020-19001-e-2023-2727-k-2e105277862f