Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2014/3415 E. 2014/11723 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2014/3415
- Karar No
- 2014/11723
- Karar Tarihi
Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanıklar ..., ... ve ... hakkında Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce 02.04.2010 tarihinde 2009/635 esas ve 2010/400 karar sayı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile bu karara karşı sanık ... tarafından itiraz edilmesi üzerine Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen itirazın reddine ilişkin 07.05.2010 tarihli ve 2010/131 değişik iş sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 01.04.2014 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: a) Sanıkların 11.11.2002 tarihinde işledikleri kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce 02.04.2010 tarihinde 2009/635 esas ve 2010/400 karar sayı ile 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, ayrıca 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, b) Sanık ...'ın belirtilen karara itiraz etmesi üzerine, Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 07.05.2010 tarihinde 2010/131 değişik iş sayı ile "itirazın reddine" karar verildiği Anlaşılmıştır. Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında; «19/12/2006 tarihli ve 26381 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 7. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi değiştirilmiş ve bu madde uyarınca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan dolayı yapılacak yargılama sonucunda mahkemelere iki seçenek sunulmuş olup, anılan maddenin 2. fıkrası gereğince hüküm vermeden önce uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, aynı maddenin 5. fıkrasına göre de, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği, aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilmesi gerekeceği, diğer bir durumda ise, mahkemece 6. fıkra uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişinin, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı cezaya hükmedildikten sonra da iki ilâ dördüncü fıkralar hükümlerine göre tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulabileceği ve bu durumda hükmolunan cezanın infazının erteleneceği, 7. fıkra gereğince kişinin mahkûm olduğu cezanın, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması hâlinde infaz edilmiş sayılacağı, aksi takdirde derhal infaz edilmesi gerekeceği cihetle, uyuşturucu madde kullanmış olan sanıklar hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yerine, hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedilerek ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymamaları halinde ceza hükmolunması hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi mümkün iken; yasal gerekçe gösterilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu yönden itirazın kabulü gerektiği hâlde yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.» denilerek, Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02.04.2010 tarihli 2009/635 esas ve 2010/400 karar sayılı kararı ile Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 07.05.2010 tarihli 2010/131 değişik iş sayılı kararının bozulması istenmiştir. A- Sanıklar Osman Murat ve Onur hakkında Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce 02.04.2010 tarihinde 2009/635 esas ve 2010/400 karar sayı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik kanun yararına bozma isteğinin incelenmesi: Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, hüküm ve kararlarda, başvurulacak kanun yolu, başvuru yapılacak mercii, başvuru şekli ve süresinin açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmektedir. Sanıkların yüzüne karşı verilen incelemeye konu kararda, kanun yoluna başvuru süresinin “tefhimden itibaren” yerine, yanıltıcı biçimde “tebliğ ve tefhim tarihinden itibaren” başlayacağının belirtildiği, kanun yoluna başvuru süresinin tebliğden itibaren başlayacağı belirtilerek ve gereken diğer tüm hususlar da yazılarak kararın sanıklara tebliğ edilmesinin gerektiği, yasa yolu bildiriminin eksikliği nedeniyle kararın kesinleşmediği anlaşıldığından; 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin (1). fıkrası uyarınca, ancak temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ya da hükümler hakkında kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesi karşısında; Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02.04.2010 tarihli 2009/635 esas ve 2010/400 karar sayılı kararının bu aşamada incelemeye konu edilmesi olanaklı olmadığından, kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, B- Sanık ... hakkında Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce 02.04.2010 tarihinde 2009/635 esas ve 2010/400 karar sayı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ve Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 07.05.2010 tarihinde ve 2010/131 değişik iş sayı ile verilen itirazın reddi kararına yönelik kanun yararına bozma isteğinin incelenmesi: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.05.2013 tarih ve 2013/280-250 sayılı, aynı tarih 2012/1536 esas, 2013/251 karar sayılı ve 01.10.2013 tarih ve 2013/444-402 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, hükümden önce 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre doğrudan hapis cezasına hükmolunabileceği gibi, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği ya da altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilebileceği öngörülmüştür. 5560 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrasındaki “karar verebilir” ve 6. fıkrasının 1. cümlesindeki “tâbi tutulabilir” ibareleri dikkate alındığında, sanık hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verme, zorunlu olmaktan çıkarılarak hakimin takdirine bırakılmıştır. Uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında; belirtilen üç seçenekten biri uygulanırken, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi, gerekçenin somut olgulara ve sanığın davranışlarına dayanması gerekmektedir. Uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında; belirtilen üç seçenekten biri uygulanırken, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi, gerekçenin somut olgulara ve sanığın davranışlarına dayanması gerekmektedir. Mahkemece belirtilen üç seçenekten biri uygulanırken gerekçe gösterilmiş ise gösterilen gerekçenin yerinde olup olmadığı olağan yasa yolu incelemesinde denetlenebilir ise de, olağanüstü bir yasa yolu olan kanun yararına bozma isteği üzerine denetlenemez. Ancak Mahkemece seçeneklerden biri tercih edilirken hiç gerekçe gösterilmemiş ise bu durum kanun yararına bozma konusu yapılabilir. Diğer yandan, yasaya aykırı olan veya kendi içinde çelişen bir gerekçe, gerekçe sayılmaz. Somut olayda; Mahkemece uyuşturucu madde kullandığı kabul edilen sanık hakkında, daha lehe olduğu dikkate alınarak, sadece "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri" kararı verilmesi mümkün iken, herhangi bir gerekçe gösterilmeden TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca doğrudan ceza seçeneğine göre hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine reddine karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerinde görüldüğünden; Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 07.05.2010 tarihli 2010/131 değişik sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, bozma gerekçesine göre Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02.04.2010 tarihli 2009/635 esas ve 2010/400 kararına yönelik kanun yararına bozma talebi konusuz kaldığından, bu taleple ilgili olarak KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 27.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.