Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/5413 E. 2026/6055 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/5413
Karar No
2026/6055
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/734 E., 2023/1347 K.

Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.

.... Mahallesi çalışma alanında bulundan taşınmaz 1975 yılında yapılan kadastro sırasında tescil harici bırakılmıştır.

Davacı ... ve arkadaşları, tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümü hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tescil istemiyle dava açmışlardır.

Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararının davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince araştırmaya yönelik olarak bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile fen raporunda (H), (S), (K), (A), (N) ile gösterilen bölümlerin davacılar adına tesciline karar verilmiştir. Ne var ki; Mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle edinilebilecek taşınmaz miktarlarına ilişkin yeterli araştırma ve inceleme yapıldığı söylenemez.

Şöyle ki; 28.10.1987 tarihli ve 19618 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Taşınmaz Malların Sınırlandırma, Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmelik'in "Tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların tespiti" başlıklı 10/4. maddesi uyarınca aynı çalışma alanı içerisinde hem kuru hem de sulu arazisi olan davacının tercihine göre hazır bulunmuyorsa menfaatine uygun düşen taraftan Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki 40/100 ilkesi göz önünde bulundurularak (1 dönüm sulu arazi=2,5 dönüm kuru arazi) orantı kurmak suretiyle adına sınırlandırma yapılır. Kapsam dışında kalan kısmın zilyedi adına tespit edilebilmesi için ise zilyetliğin ayrıca Kadastro Kanunu'nun 14/4. maddesindeki belgelerden birine dayanması gerekir.

Eldeki davada ise davacıların eklemeli zilyetliğe dayandığı, davacıların murisleri adına senetsizden 63.000 metrekare yer tespit edildiği ancak bu taşınmazları sulu ya da kuru taşınmaz olduğu konusunda bir tespit yapılmadığı görülmüştür.

Hâl böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece davacılar ve murisinin senetsizden edindiği taşınmazlar tespit edildikten sonra kuru/sulu tarım arazisi olduğu belirlenmeli, bu hususta fen bilirkişisinden keşfi takibe elverişli, belgesiz norm sınırı yönünden hesaplamayı içeren krokili rapor alınmalı, norm sınırını aştığının anlaşılması halinde, miktar itibariyle norm sınırını aşan bölüm yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Birecik Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/5413, K. 2026/6055, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-5413-e-2026-6055-k-5bbc17437afe