Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/294 E. 2026/4237 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/294
Karar No
2026/4237
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/434 E., 2025/2797 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/18 E., 2023/370 K.

Dava, Hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir. Davacı vekili; davalı ...'ın davalı ...'ın annesi olup davacının da ablası olduğunu, davacıya ait Edirne ili, ... ilçesi, ... köyünde kain 909 parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazın tapuda devredildiğini, bedelin ödenmediğini, davalı ...'ın babasına ait tarımsal işletmesinin 50.000,00 TL borcunu ödediğini, bunun dışında davacıya herhangi bir bedel ödenmediğini, davacı tarafından davalının eşi ...'a kiralanmış olan yerlerden Edirne ili, ... ilçesi, ... köyü 703 parsel sayılı taşınmazın davalı ablası tarafından taşınmaza su kuyusu ve elektrik ruhsatı alabilmek için tapusunu almaları gerektiği ve bedelini hemen ödeyeceğinden bahisle kandırılmak suretiyle 25.05.2022 tarihinde tapuda devredildiğini, davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu sırada davalı ...'ın eşi ...'ın yanında çalışmaya devam ettiğini, davalının eşine kiraya verilen ve ... tarafından işlenen Edirne ili, ... ilçesi, ... köyü, ... mevkiinde kain 177 parsel sayılı davacıya ait olan taşınmazı davalı ...'ın oğlu davalı ...'in almak istediğini ve bedelini satıştan sonra tümünü birlikte ödeyeceğini söylediğini ancak devirden sonra ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 909 parsel sayılı taşınmazın bakiye satış bedeli olan 430,000,00 TL ile 703 parsel ve 177 parsel sayılı taşınmazlarının tapu kaydının iptali ve tescilini, olmadığı takdirde bedel istemiştir. Davalılar vekili; davayı kabul etmediklerini, davacı tarafın beyanlarının doğru olmadığını, davacının iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, tanık dinlenmesine muvafakatları bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; taraflar arasında dava konusu taşınmazları davacının davalılara satmak istemesi konusunda ihtilaf olmadığı, davalıların satış bedellerini ödemediğinden bahisle eldeki davanın açıldığı, dolayısıyla yukarıda ayrıntısıyla izah edildiği üzere somut olayda satış bedelinin yani semenin sonradan ödenmesinin taraflar arasında kararlaştırıldığı, davalının satış bedelinin hemen ödeneceği yönünde davacıda bir kanı uyandırılarak kayıt malikinin bir oldu bittiye getirilerek temlikin sağlandığını, yani iradesinin bu yönde sakatlandığını ispat edilemediği, somut uyuşmazlıkta hile hukuksal nedenine dayanılamayacağı ve tapu iptali ve tescil talep edilemeyeceği, ancak ödenmeyen semenin dava konusu edilebileceği, dolayısıyla davacının tapu iptali-tescil talebinin dinlenme olanağının bulunmadığı, terditli bedel talebinin davalıların dava konusu taşınmazların satış bedelini davacıya ödemesi gerektiği, tarafların satış bedeli hususunda ihtilaf yaşadığı, bu bağlamda satış bedelinin taşınmazların dava tarihindeki rayiç bedeli olacağı ve davalı tarafın dava konusu taşınmazların dava tarihindeki değerlerini davacıya ödemesi gerektiği, 909 parsel sayılı taşınmazın dava tarihindeki değerinin 1.995.248,30 TL, akit tarihindeki değerinin 357.211,10 TL olduğu, davalı tarafça akit tarihinde bu bedelin 50.653,54 TL'sinin ödendiği, akit tarihinde yapılan ödemenin tüm taşınmaz değerine oranının % 4, 1...7 oranı olup bu durumda davalı tarafça satış bedelinin % ... oranı olan 1.712.316,47 TL bedelin ödenmediği, davacı tarafça bu taşınmaz yönünden davalı taraftan 1.712.234,30 TL talep edildiği, HMK'nın 26. maddesi uyarınca taleple bağlı kalınması gerektiği, yine davalı tarafça dava konusu 7 03... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin de satış bedelinin ödendiğinin ispat edilemediği, davacı tarafça bu taşınmazların da dava tarihi itibariyle değerlerinin davalıdan sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca talep edilebileceği anlaşılmakla, davacının davasının kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; davalı ...'ın davacının ablası, diğer davalının ise ...'ın oğlu olduğu, dava konusu 909 parsel yönünden ödenmeyen satış bedelinin bakiyesinin, 703 parsel ve 177 parsel yönünden ise tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde bedel talep edildiği, her ne kadar davacı tarafından kandırılarak taşınmazların alındığı ve bedelin ödenmediği iddia edilmiş ise de tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davacının taşınmazların devri konusunda iradesinin olduğu, bir taşınmaz yönünden kooperatif borcunun ödendikten sonra kalan bedel için ev alınacağının belirtildiği, davacının iradesinin sakatlandığının kanıtlanamadığı, davacının satma iradesi ile hareket ettiği ancak bedelin davacıya ödenmediği, davacı ve davalı ...'ın kardeş olduğu, diğer davalının ise davacının yeğeni olduğu, satış bedelinin ödeneceğine inandırılarak satışın gerçekleştiği, bu şekilde davacıda irade oluşturulması nedeniyle tanık dinlenmesinin mümkün olduğu, bedelin daha sonra ödeneceği inancı oluşturularak devir gerçekleştiğinden, davacının gerçek iradesinin de satış olması nedeniyle tapu iptali ve tescil talebinin reddinin doğru olduğu, bedelin ödenmediğinin tanık beyanları ile sabit olduğu, bedelin ödenmediği takdirde mülkiyetin iade edileceğine ilişkin herhangi bir ihtirazi kayıt olmadığı, Mahkemece yapılan değerlendirmenin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 164.552,54 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/294, K. 2026/4237, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-294-e-2026-4237-k-23695fb59478